Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kırpılan Videolar ve Çarpıtılan Sözler

"15 Temmuz'da Sokağa Çıkan Halka Cani Dedi" İddiası

Bağlamından koparılmış

İddia

Alparslan Kuytul, 15 Temmuz 2016 gecesi darbeye karşı sokağa çıkan halka "cani" demiş, darbeye direnen vatandaşları suçlu ilan etmiştir.

İddiayı yapan: Konuşmanın kırpılmış hâlini yayan sosyal medya hesapları ve bazı haber yayınları21.07.2018

Gerçek

Söz konusu konuşma, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından, darbeye karşı mücadele edenlerle ilgili bir kanun hükmünde kararnamenin tartışıldığı dönemde yapıldı. Dolaşıma sokulan video, o konuşmanın birkaç saniyesidir.

Kaydın tamamı dinlendiğinde "cani" sözünün kime söylendiği tartışmaya kapalıdır. Sokağa çıkan halk için Kuytul aynı konuşmada şunu söylüyor:

"Darbeye karşı sokağa çıkanların zaten mahkeme edileceği yok, zaten onların bir suçu da yok."

"Cani" sözü ise birkaç cümle sonra, bambaşka bir grup için kullanılıyor: köprüye "tatbikat var" denilerek getirilen, darbe planından haberi olmayan erlerin kafasını kesenler ve onları köprüden aşağı atanlar için.

"Sen nereden biliyorsun bunun bilerek darbe için oraya geldiğini? Sen bilmiyor musun, asker komutanına itaat eder ve çıkar. Sen nereden bildin de onu idam ettin? Sen hâkim misin, cellat mısın?"

Yani konuşmanın yaptığı şey bir ayrımdır: bir yanda darbeye direnen halk, diğer yanda kandırılmış askerleri linç edenler. Kırpma işlemi tam da bu ayrımı silmiş, cümleyi ait olmadığı muhataba yapıştırmıştır.

Bu etiket neden "Bağlamından koparılmış"?

Çünkü iddianın doğru olan bir tarafı var: o söz gerçekten söylenmiştir. Kayıt sahte değil, cümle uydurma değil. Değiştirilen şey sözün muhatabıdır.

Ve söylenen şey bir kusur değildir. Kandırılarak köprüye getirilmiş, darbeden haberi olmayan bir erin sokak ortasında öldürülmesine itiraz etmek ve failinin yargılanmasını istemek, hukukun kendisidir. Bir cümleyi ait olduğu yerden sökmek ise, adalet isteyen bir sözü suçlamaya çevirmiştir.

Hangi konuşma, hangi dönem?

Konuşma, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından çıkarılan ve darbeye karşı mücadele edenleri ilgilendiren bir kanun hükmünde kararnamenin tartışıldığı günlere aittir. Kuytul o kararnamenin kapsamını değerlendiriyor: metin "yalnız 15 Temmuz ile alakalıdır" deniyorsa, bunun kararnamede açıkça yazılmasını istiyor.

"Madem yalnız 15 Temmuz'la alakalı, o hâlde yaz: '15 Temmuz'da darbecilere karşı sokağa çıkan, darbeyi durdurmaya çalışan, tankın üzerine çıkan kimseler mahkeme edilmezler, edilmeyeceklerdir.' Böyle yaz, tamam. Eğer gerçekten niyetiniz buysa."

Yani itiraz, sokağa çıkanların korunmasına değil, metnin belirsiz bırakılmasınadır.

Kesilen yer neresi?

Konuşmanın gövdesinde iki ayrı grup vardır ve Kuytul bunları ayrı ayrı anar. Birincisi darbeye karşı sokağa çıkan halktır; onlar için söylediği cümle nettir: "zaten onların bir suçu da yok." İkincisi, o gece köprüde teslim olmuş askerleri öldürenlerdir.

Kırpılan video, birinci gruptan söz eden cümleler dışarıda bırakılarak üretilmiştir. Geriye yalnızca "cani" kelimesi ve sokağa çıkma başlığı kalınca, sözün muhatabı kendiliğinden yer değiştirir.

Burada yapılan şey bir yorum farkı değildir. Konuşmada muhatapları ayıran cümleler ortadan kaldırılmıştır; bir cümlenin kime söylendiğini gösteren kısım silinince, geriye kalan kesit her istenen adrese takılabilir hâle gelir.

"Cani" kime söylendi?

Konuşmanın devamı, sözün adresini bizzat tarif ediyor: köprüye "tatbikat var" denilerek getirilmiş, komutanının emriyle hareket etmiş, darbe planından haberi olmayan erler. Kuytul'un sorusu, o erleri öldürenlerin hangi sıfatla karar verdiğidir:

"Hepimiz askerlik yapmadık mı? Komutan yürüyün der, yürünür. Asker ne bilir? … Sen nereden bildin de onu idam ettin? Sen hâkim misin, cellat mısın?"

Buradaki ölçüt bir siyasi taraf değil, bir hukuk ilkesidir: kimin suçlu olduğuna sokakta değil mahkemede karar verilir.

Aynı itiraz yalnız ona ait değil

Kuytul, konuşmanın içinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin aynı yöndeki sözlerini hatırlatır: Bahçeli de bir Mehmetçiğin başının kesilmesini reddetmiş, "bu olur mu" demiştir. Teslim olmuş askerlerin linç edilmesine itiraz, o günlerde tek bir çevreye ait bir görüş değildi.

Sözün sahibi 15 Temmuz'da nerede duruyordu?

İddianın kurduğu tabloyu asıl bozan şey, aynı kişinin aynı hafta içindeki açık tavrıdır.

Beş gün sonra, 21 Temmuz 2016 Perşembe günü, darbe girişimine karşı bir yürüyüş ve basın açıklaması düzenlenmiştir.

Geriye ne kalıyor?

Darbeye direnenleri açıkça suçsuz sayan, ölenlere başsağlığı dileyen ve darbeye karşı yürüyüş düzenleyen bir kaydın içinden tek kelime çekilip alınmış, ait olmadığı gruba yapıştırılmıştır. Elde kalan iddia, kaydın tamamıyla değil yalnızca kırpılmış hâliyle ayakta durabiliyor.

Aynı yöntemin bir başka örneği: "Afrin harekâtında Amerika'yı destekledi" iddiası — orada da on iki dakikalık bir konuşmadan tek cümle alınmıştır.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.