Kuytul'un koğuşuna baskın yapıldı, çorabının içi dahi incelendi

Alparslan Kuytul Hocaefendi'nin avukatı Av. Ömer Hakseven, müvekkilinin koğuşuna baskın yapıldığını 18 Eylül 2026'da duyurdu. Hakseven, Kuytul hakkında açılan davalarla ilgili dosyaları iki güne bölerek bizzat kendisi teslim etmişti; dosyaların emanet eşyadan değil doğrudan avukatın elinden verilebileceği kendisine söylenmişti. İlk gün teslim ettiği dosyalar koğuşa girerken alındı, incelenip öyle verileceği söylendi; ikinci gün verdiği dosyaların koğuşa girmesine izin verildi ve Kuytul dosyaları içeri bıraktı.
Dosyaların koğuşa girmesinden bir gün sonra, paylaşımın yapıldığı gün koğuşa baskın yapıldı. Hakseven'in aktardığına göre arama gerekçesiyle koğuştaki bütün eşyalar dağıtıldı, Kuytul'a terliği çıkarttırılıp çorabının içi dahi incelendi, elbiseleri dedektörle arandı. Avukatın teslim ettiği dosya klasörleri ile mavi dosyalar alındı, evrakların tamamı föyler halinde bırakıldı.
Gerekçe olarak mavi dosyaların içindeki sabitleyici demir gösterildi; bu demirin tehlike arz ettiği, bunun yerine kantinde satılan dosyaların alınabileceği söylendi. Hakseven, cezaevinde bıçağa, çatala ve jilete müsaade edilirken mavi dosyanın içindeki küçük demir parçasının tehlikeli sayıldığını hatırlattı.
Savunma dosyalarının avukat eliyle girmesi şart koşulduktan sonra ertesi gün toplanması, Kuytul'un tutuklandığı günden itibaren süren sistemli bir yıldırma politikası olarak Hakseven'in tarif ettiği tablonun parçası. Hakseven bunların bahane olduğunu yazdı ve şunları sıraladı: Adana'da tutuklanmasına ve ailesi orada olmasına rağmen Erzurum'a sürgün edilmesi, eşinin de tutuklanarak Samsun'a sürgün edilmesi, ilk konulduğu koğuşun güneş almaması ve avlusunun bulunmaması, berber hakkının ve bıyık makasının verilmemesi, emekli maaşına konan blokeye yapılan itirazların sürüncemede bırakılması, soğuk havada kendi eşyalarının verilmeyip kantine yönlendirilmesi, avukat görüşünün kısıtlanması ve gece 23'ten sonra görüş yaptırılmaması, ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerine dahi tanınan görüntülü görüşme hakkının tanınmaması. Koğuş baskını, listenin en sonuna eklendi.
Paylaşımın tamamı
Bugün Alparslan Hoca'nın koğuşuna baskın yapıldığını öğrendim!
Kendisine karşı açılan davalarla ilgili dosyaları iki güne bölerek kendisine teslim etmiştim. Dosyaları emanet eşyadan değil bizzat benim verebileceğimi söylemişlerdi. İlk gün teslim ettiğim dosyaları koğuşuna girerken almışlar, inceleyip öyle verelim demişler. İkinci gün verdiğim dosyaları koğuşa almalarına müsaade etmişler. Kendisi de içeri bırakmış.
Ertesi gün (bugün) koğuşuna baskın yapılarak her şey dağıtılmış. Arama bahanesiyle koğuşundaki bütün eşyaları dağıtmışlar. Hatta Alparslan Hoca'ya terliğini çıkarttırıp çorabının içini dahi incelemişler! Elbiselerini dedektörle aramışlar. Verdiğim dosya klasörlerini ve mavi dosyaları alıp bütün evrakları föyler halinde bırakmışlar.
Gerekçe ise mavi dosyalarda bulunan sabitleyici demir! Tehlike arz ediyormuş, bunun yerine kantinde satılan dosyalardan alınabilirmiş. Bıçak, çatal, jilete müsaade ediliyor fakat mavi dosya içindeki küçük demir tehlikeliymiş.
Bunların bahane olduğu ortadadır. Tutuklandığı günden itibaren Alparslan Hoca'ya sistemli şekilde yıldırma politikası uygulanıyor.
- Adana'da tutuklandı ve ailesi Adana'da ama Erzurum'a sürgün edildi.
- Eşi de aynı şekilde tutuklanarak Samsun'a sürgün edildi.
- Cezaevine ilk girdiğinde orta katta bulunan güneş almayan, gökyüzünün görünmediği ve avlusu olmayan koğuşta tutuldu. Sonrasında değiştirilmesini talep edince alt koğuşa alındı.
- Traş olması gerekiyor, berber hakkı verilmiyor. Bıyık makası dahi verilmiyor.
- Emekli maaşına bloke konuyor, zor durumda bırakılmaya çalışılıyor. İtirazlar da sürüncemede bırakılıyor.
- Havalar soğuk olduğu halde kendi eşyaları alınmıyor, kantinden almaya zorlanıyor.
- Avukat görüşü kısıtlanıyor, gece 23'ten sonra görüş yaptırılmıyor.
- Spor hakkı gibi çeşitli hakları var, hiç bahsedilmiyor bile.
- Ağırlaştırılmış müebbet alanlara dahi verilen görüntülü görüşme hakkı verilmiyor.
- Tüm bunlara ilaveten koğuşuna baskın yapıp saygısızca muamele yapılıyor.
Kısacası tutukluluk sürecinde her şey Alparslan Hoca için eziyet haline dönüştürülmüş. Bir insana bu kadar zulmetmek normal değildir.
Bu muamele derhal son bulmalı, hapishaneler işkence yerlerine dönüştürülmemeli.
Kaynak: Av. Ömer Hakseven, 18 Eylül 2026