Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kırpılan Videolar ve Çarpıtılan Sözler

"AK Parti Hükümetine Düşmanlık Yapıyor" İddiası

Kısmen doğru

İddia

Alparslan Kuytul AK Parti hükümetine sürekli düşmanlık yapmakta, iktidarın icraatlarına muhalefet etmiş olmak için karşı çıkmaktadır.

İddiayı yapan: Konuşmalarının kırpılmış kesitlerini yayan sosyal medya hesapları ve bazı haber yayınları21.07.2018

Gerçek

İddia, birbirinden farklı yıllara ait eleştirilerin arka arkaya dizilmesiyle kuruluyor. Aynı yıllardan alenen verilmiş destekler ise diziye alınmıyor. Oysa onlar da kayıtlıdır:

  • imam hatiplerin ortaokul kısmının açılması,
  • başörtüsü meselesinin çözülmesi,
  • okullarda kız ve erkek öğrenciler için ayrı mescit açılması kararı,
  • 27 Ağustos 2013 tarihli konuşmasında, Türk Hava Kurumu'nun kurban derisi toplama yetkisinin kaldırılmasını doğru bulması,
  • 2013 Gezi olaylarını hükümete karşı bir darbe girişimi gibi görüp yanlış bulması,
  • 17-25 Aralık 2013 operasyonunu darbe sayıp arkasındaki yapıyı kınaması,
  • Ensar Vakfı'ndaki istismar olayında bir vakfın tamamının suçlanmasına karşı çıkması.

Başörtüsü ve mescit kararları için kurduğu cümle açıktır: "Daha evvel başörtüsü meselesini hallettikleri zaman hükümeti bu kararından, başarısından dolayı tebrik ettiğimi söylemiştim ve bu kararından dolayı da tebrik ediyorum."

Bu etiket neden "Kısmen doğru"?

Doğru olan kısım şudur: eleştiri gerçekten vardır. Süreklidir, aleni yapılmıştır ve zaman zaman serttir. Bunu inkâr etmiyoruz.

Ancak eleştirinin varlığı düşmanlığın delili değildir. Düşmanlık, karşı tarafın yaptığı her şeyi aynı kefeye koyar. Burada olan bunun tersidir: kararlar tek tek değerlendirilmiş, bir kısmı açıkça desteklenmiş, bir kısmı yanlış bulunmuştur. Kuytul'un kendi ifadesiyle "tenkit ettiğimiz hususlar da var, takdir ettiğimiz hususlar da var." Bir yanlışa yanlış demek, doğruya doğru demeyi sürdürdüğü sürece düşmanlık değil, ölçüdür.

İddia neyi ölçüyor?

"Düşmanlık" ağır bir kelimedir ve ölçülebilir bir iddiadır: bir kişi bir iktidara düşmansa, o iktidarın doğrusuna da karşı çıkar. Dolayısıyla soru şu olmalıdır — aynı yıllarda, aynı kürsüden, aynı iktidarın kararları için olumlu bir cümle kurulmuş mudur?

Desteklediği kararlar

Eğitim alanındaki adımlar için tavrı açıktır: "Hükümet, imam hatiplerin orta kısmını açtı; imam hatip ortaokul ve lisede başörtüsü sorununu çözdü." Okullarda kız ve erkek öğrenciler için ayrı mescit açılması kararında ise doğrudan tebrik cümlesi kurar:

"Daha evvel başörtüsü meselesini hallettikleri zaman hükümeti bu kararından, başarısından dolayı tebrik ettiğimi söylemiştim ve bu kararından dolayı da tebrik ediyorum."

27 Ağustos 2013 tarihli konuşmasında, Türk Hava Kurumu'nun kurban derisi toplama yetkisinin kaldırılması sorulduğunda verdiği cevap da tereddütsüzdür: "Hükümetin aldığı bu kararı iyi değerlendiriyorum. Her hâlükârda doğru bir karardır."

Gezi ve 17-25 Aralık

İki kritik olayda hükümetin karşısında değil, yanında durmuştur. 2013 Gezi olaylarını, farklı illerde eş zamanlı çıkarılan bir ayaklanma ve hükümete karşı bir girişim olarak okur:

"Eskiden tankları sokağa sürüyorlardı, şimdi halkı sokağa sürüyorlar."

17-25 Aralık 2013 operasyonu için kullandığı kelime ise doğrudan "darbe"dir:

"Cemaat, hükümete karşı 17-25 Aralık operasyonunu yapmıştır. Ben onu bir darbe olarak gördüm. Bu bir darbedir dedim ve cemaati kınadım."

Hükümete düşman olduğu söylenen kişi, hükümeti hedef alan iki girişimde de hükümetin yanındadır.

Ensar Vakfı örneği

Bir istismar olayı üzerinden bütün bir vakfın hedef alınmasına da karşı çıkmıştır. Hükümete yakın görülen bir kurumun toptan suçlanmasına itiraz etmek, "düşmanlık" tarifine hiçbir şekilde sığmaz. Buradaki ölçüsü, kendisine yöneltilen suçlamalarda savunduğu ölçünün aynısıdır:

"Birtakım insanlar yanlış işler yapabilirler. Bunu bütün bir vakfa mâl etmek iftira olur, zulüm olur."

Peki eleştiriler?

Vardır ve gizlenmemiştir. Bazı politikaları yanlış bulmuş, bunu açıkça söylemiştir. İddianın atladığı nokta, bu eleştirilerin bir siyasi rekabetten değil, tek tek konular üzerinden yapılmış olmasıdır. Kendisine "AK Parti'ye düşman olduğunuz" söylendiğinde verdiği cevap şudur:

"Niye düşman olayım, nereden çıktı bu laf? Ben sadece yanlışa yanlış diyorum, ben namaz kılana düşman olmam. … Bugüne kadar AK Parti'yi tenkit ettiğimiz hususlar da var, takdir ettiğimiz hususlar da var. Biz muhalefet partisi değiliz. Biz İslam namına görüşümüzü ortaya koyuyoruz."

Neden "Kısmen doğru" diyoruz?

"Asılsız" diyebilirdik; teknik olarak savunulabilirdi de, çünkü ortada bir düşmanlık değil bir değerlendirme pratiği var. Ama bu, okuyucudan bir şey saklamak olurdu: eleştiriler gerçekten yapılmıştır, kayıtlıdır ve bazıları serttir. Bunu görmezden gelen bir metin, ilk kaydı dinleyen okuyucunun gözünde sitenin söylediği diğer her şeyi de şüpheli hâle getirir.

Bu yüzden etiket "Kısmen doğru". Doğru olan kısım, eleştirinin varlığıdır. Yanlış olan kısım, o eleştirinin düşmanlık diye adlandırılmasıdır. Aradaki farkı belirleyen ölçüt basittir: aynı adres için hem "yanlış yaptınız" hem "tebrik ediyorum" cümlesi kurulabiliyorsa, ortada husumet değil değerlendirme vardır.

Yukarıda geçen Ensar Vakfı cevabı ayrıca çarpıtılmıştır; o manşetin hikâyesi ayrı bir başlıkta: "Ensar Vakfı'ndaki istismarı savundu" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.