Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kendi Sözleriyle

"Ekonomik Kriz Gelecek" Sözü İddianameye Nasıl Girdi?

Gerçek

Konuşulan dosya şudur: 30 Ocak 2018 Furkan Vakfı operasyonu, 8 Şubat 2018 tutuklaması, 5 Aralık 2019 tahliyesi. Aşağıdaki açıklama, tahliyeden sonra 10 Aralık 2019'da verilen röportaja aittir.

İddianameye giren şey bir eylem değil, bir cümledir. Kuytul bir konuşmasında Allah'ın bu topluma ekonomik bir kriz vereceğini, doların fırlayacağını söylemişti. O konuşma dosyaya konulmuş ve yanına şu soru yazılmıştır: "Bunu nereden bildi?"

Kuytul'un cevabında bir kehanet iddiası yok:

"Allah'ın sünnetlerini bildiğim için söylüyorum bunu."

Cümlenin bağlamı da ortadadır. Aynı konuşmada söylediği şey bir ekonomi tahmini değil, bir sonuç yargısıdır: tezkere Meclis'ten geçmediği hâlde İncirlik üzerinden Irak'ın işgaline verilen destek, Suriye politikası ve düşürülen Rus uçağı gibi meselelerde toplum sustu; susulan haksızlığın bir bedeli olur. Kendi ifadesiyle: "Bu millet cebine dokunmadıkça anlamayacak."

Yani ortada tarih verilmiş bir kriz tahmini değil, "böyle giderse sonu şu olur" diyen bir uyarı vardır. Bir vaazdaki bu cümlenin ceza dosyasına delil olarak konulması, cümleden çok dosyanın kendisi hakkında bilgi verir.

Konuşmanın kendi tarihi kaynakta belirtilmiyor; kesin olan, 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyanın iddianamesinde yer aldığıdır.

Hangi dosya, hangi tarihler?

Bu sayfadaki her şey tek bir döneme aittir: 30 Ocak 2018 Furkan Vakfı operasyonu, 8 Şubat 2018 tutuklaması, 5 Aralık 2019 tahliyesi. Anlatımın kaynağı tahliyeden sonra verilen 10 Aralık 2019 tarihli röportaj ile 11 Aralık 2019'da yayımlanan televizyon programıdır.

Konuşmanın kendi tarihi kaynakta geçmiyor; bu yüzden burada da bir tarih uydurulmadı. Kesin olan şudur: konuşma, bu dosyanın iddianamesine delil olarak konulmuştur.

İddianameye giren cümle

Kuytul bir konuşmasında, bu toplumun sessiz kaldığı haksızlıkların karşılıksız kalmayacağını anlatırken Allah'ın bir ekonomik kriz vereceğini, doların fırlayacağını söylemişti. Dosyayı hazırlayanlar o konuşmayı iddianameye koymuş ve yanına bir soru yazmışlardır: "Bunu nereden bildi?"

Sorunun kendisi dikkat çekicidir. Bir sözün suç delili sayılabilmesi için normalde suç unsuru taşıması gerekir; burada delil sayılan şey, sözün isabet etmiş olmasıdır.

Kuytul'un cevabı: kehanet değil, ölçü

"Allah'ın sünnetlerini bildiğim için söylüyorum bunu."

Kastettiği şey gaybı bilmek değil, Allah'ın toplumlar için koyduğu değişmez kanunlar üzerinden bir sonuç çıkarmaktır: zulme sessiz kalan bir toplum, er ya da geç bunun bedelini öder. Bu, bir tarih veren tahmin değil, bir kural cümlesidir.

Aynı günlerde katıldığı televizyon programında ölçüyü daha açık anlatıyor:

"İslam fıkhına bağlı kaldığınız zaman doğru bir bakış sahibi oluyorsunuz."

Fıkhın söylediği şey ona göre kısa ve nettir: neyin helâl, neyin haram olduğu. Devamını da şöyle bağlıyor: "Siz, ona göre konuştuğunuz zaman aslında isabet etmiş oluyorsunuz."

Yani isabetin kaynağı olarak sezgiyi değil, ölçüyü gösteriyor. Karşıtını da tarif ediyor: konjonktüre ya da rüzgâra göre konuşmak.

O cümle neyin sonucuydu?

Kriz uyarısı tek başına söylenmiş bir cümle değil, uzun bir listenin sonucudur. Kuytul aynı konuşmada şunları sayıyor:

  • 2003: tezkere Meclis'ten geçmediği hâlde İncirlik Üssü üzerinden Irak'ın işgaline destek verilmesi.
  • Suriye'de izlenen politika.
  • Düşürülen Rus uçağı.

Ona göre bu meselelerin ortak yanı, toplumun ve özellikle dindar kesimin sessiz kalmasıdır. Kriz cümlesi de bu sessizliğe söylenmiştir: "Bu millet cebine dokunmadıkça anlamayacak."

Rus uçağı örneği

Kuytul bu örneği ayrıca anlatıyor, çünkü bedelini kendisi ödemiş. Uçağın düşürülmesini yanlış bulup eleştirdiğinde ağır tepki gördüğünü, sonrasında ise aynı meselede geri adım atıldığını söylüyor. Aynı çevrelerin önce sert tutumu, sonra da özür dilenmesini alkışladığını hatırlatıyor.

Buradaki itirazı kişilere değil, ölçüsüzlüğedir: aynı olayın iki zıt hâli birden nasıl alkışlanabilir?

İtiraz yeni değil

Televizyon programında bu tutumun 2018'de başlamadığını da söylüyor: hükümete yönelttiği ilk eleştiri 2003'teki İncirlik meselesidir. Kendi ifadesiyle o dönemde sesinin duyulmamasının sebebi basittir — internet henüz yaygın değildi.

Bu sayfa neyi anlatıyor, neyi anlatmıyor

Burada aktarılan, bir kriz tahmininin doğru çıkıp çıkmadığı değildir. Anlatılan şey, bir vaaz cümlesinin ceza dosyasına nasıl girdiği ve konuşmanın sahibinin bunu nasıl açıkladığıdır.

Sayfa yalnızca 2018–2019 dosyasını konu alır. Bugün ayrı ve devam eden bir yargı süreci vardır; buradaki hiçbir bilgi o sürece dair değildir. Aynı dosyada tutuklanma sebebi olarak saydığı üç maddeyi ayrıca ele aldık: Neden tutuklandım? Kendi verdiği üç cevap.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.