Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kişilerle Yaşanan Tartışmalar

Faruk Beşer'e Lanetleşme Çağrısı Neden Yapıldı?

Çarpıtma

İddia

Alparslan Kuytul, kendisini eleştiren bir ilahiyat profesörüne lanet okumuş, ona ve ailesine beddua etmiştir.

İddiayı yapan: Çağrıyı "beddua" olarak aktaran sosyal medya paylaşımları28.07.2016

Gerçek

Tartışmanın dönemi bellidir: 12 Nisan – 28 Temmuz 2016. Bu üç buçuk ay boyunca ilahiyatçı Faruk Beşer, Alparslan Kuytul ve Furkan Hareketi mensupları hakkında bir dizi ağır itham dile getirdi. Kuytul bu sürenin tamamında tek kelimeyle karşılık vermedi.

Sessizliği bozan şey, ithamların en ağırı oldu: 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından kendisinin "darbecilerin bir ucu" olarak gösterilmesi. Bunun üzerine kaleme aldığı açıklamayı bir lanetleşme (mübâhele) çağrısı ile bitirdi.

Çağrının biçimi, iddiada anlatılandan farklıdır. Kuytul cümleyi önce kendisi için kurar:

"Ben Faruk Beşer'in dediği bu iki şeyden birisi isem Allah beni, karımı ve çocuklarımı kurutsun."

Ardından karşı taraftan aynı cümlenin aynasını ister: iddiaları yanlışsa aynı bedeli kendisinin kabul etmesini. Yani ortada tek yöne bakan bir beddua değil, şarta bağlı ve karşılıklı bir davet vardır. Lanetin hangi tarafa gideceğini taraflar değil, kimin doğru söylediği belirler.

Bu etiket neden "Çarpıtma"?

Doğru olan kısım şudur: böyle bir çağrı gerçekten yapılmıştır, metni Kuytul'un kendi kalemindendir ve inkâr edilmemektedir.

Ancak aktarılan şey yapılan şey değildir. Çarpıtma iki yerde: karşılıklı ve şartlı olanı tek taraflı ve kesin bir beddua gibi sunmakta, çağrıyı doğuran üç buçuk aylık itham dizisini ise hiç anmamaktadır.

Çağrıya sebep olan isnat ayrı bir sayfada ele alınıyor: "Darbe projesinin bir parçası" iddiası.

Üç buçuk ayda ne yaşandı?

12 Nisan 2016 ile 28 Temmuz 2016 arasında ilahiyatçı Faruk Beşer, sosyal medya paylaşımlarında Alparslan Kuytul'a ve cemaat mensuplarına dönük bir dizi itham sıraladı. Kuytul'un kendi cevabında tuttuğu listeye göre başlıcaları şunlardır:

  • Kur'an ve Sünnet yerine rüyalara göre hareket etmek,
  • arkadaşlarını provoke edip yollara dökmek,
  • kendisinin put, mensuplarının putperest olması,
  • tevhid deyip Müslümanları bölmek,
  • insanları din ile aldatmak,
  • ve nihayet "darbecilerin bir ucu" olmak.

Bu sürenin tamamında karşı taraftan cevap gelmedi. Kuytul sessizliğinin gerekçesini sonradan kendisi yazdı: tartışmanın İslam düşmanlarını sevindirmesini istemiyordu.

Sessizliği ne bozdu?

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından, on binlerce kişinin gözaltına alındığı günlerde yöneltilen "darbecilerin bir ucu" isnadı. Bu, bir görüş ayrılığı değil, doğrudan savcılığın konusu olabilecek bir suçlamadır; üstelik böyle bir isnadın o günlerde ne anlama geldiği ortadaydı. Delil olarak gösterilen tek şey ise bir kanaatti.

Kuytul cevabında ölçüyü bir hadisle hatırlatır: delil getirmek iddia makamına düşer. Ağır isnat, ağırlığı kadar delil ister.

Mübâhele nedir, bedduadan farkı nedir?

Türkçede "lanetleşme" denilen şeyin fıkıh ve siyer literatüründeki adı mübâheledir; kökeni Âl-i İmrân sûresinin 61. âyetine dayanır. Anlaşmazlığa düşen iki tarafın, yalan söyleyen kimsenin üzerine Allah'ın lanetini dilemek üzere birlikte dua etmesidir. Üç özelliği onu bedduadan ayırır:

  • Karşılıklıdır. Tek bir taraf değil, iki taraf da aynı cümleyi kurar.
  • Şarta bağlıdır. Lanet bir kişiye değil, "yalan söyleyen kimse" şartına asılıdır.
  • Çağrıyı yapanı da kapsar. İddiasında yanılan taraf, bedeli kendisinin ödemesini peşinen kabul etmiş olur.

Çağrının metni

Kuytul cümleyi önce kendisi için kurdu:

"Ben Faruk Beşer'in dediği bu iki şeyden birisi isem Allah beni, karımı ve çocuklarımı kurutsun."

Sonra aynısının karşı taraftan gelmesini istedi:

"Alparslan Kuytul ile ilgili bu iddialarım yanlış ise Allah beni, karımı ve çocuklarımı kurutsun."

İki cümle kelime kelime aynı riski taşır. Bir tarafın diğerine ettiği beddua ile bunun arasındaki fark tam olarak budur: burada çağrıyı yapan, yanılma ihtimalini kendi üzerine almaktadır.

Yazının sonunda Kuytul, kendisine ve arkadaşlarına yöneltilen hakaretlerden doğan hakkını helâl etmediğini de bildirir ve meseleyi Allah'a havale ettiğini yazar.

Bu etiket neden "Çarpıtma"?

İddianın doğru yanı şudur: çağrı gerçekten yapılmıştır. Metni yayımlanmıştır, gizlenmemiştir, burada da olduğu gibi aktarılmaktadır.

Yanlış olan, çağrının niteliği ve sırasıdır. "Lanet okudu" cümlesi, karşılıklı bir daveti tek taraflı bir hüküm gibi gösterir; şart cümlesini atınca geriye bir insanın başka bir insana ettiği beddua kalır — oysa metinde ilk kurulan cümlenin muhatabı Kuytul'un kendisidir.

Sıra da tersine çevrilmektedir. Çağrı, tartışmayı başlatan hamle değil, üç buçuk ay süren ithamların sonunda gelen cevaptır. Başlangıç noktası kaydırıldığında, cevap veren taraf saldıran taraf gibi görünür.

Aynı dönemin diğer iki ithamı ayrı sayfalarda ele alınıyor: "Saldırgan ve gençleri tahrik eden biri" iddiası ve "Tevhid deyip Müslümanları bölüyor" iddiası. Çağrıya sebep olan isnadın kendisi için: "Darbe projesinin bir parçası" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.