Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kişilerle Yaşanan Tartışmalar

"Tevhid Deyip Müslümanları Bölüyor" İddiası

Çarpıtma

İddia

Alparslan Kuytul dilinden tevhidi düşürmemekte, fakat yaptığı iş Müslümanları bölmek, tefrikaya yol açmaktır.

İddiayı yapan: İlahiyatçı Faruk Beşer (sosyal medya paylaşımları)28.07.2016

Gerçek

İtham 2016 yılına aittir: 12 Nisan – 28 Temmuz 2016 arasında ilahiyatçı Faruk Beşer'in Alparslan Kuytul'a yönelttiği maddelerden biri "tevhid deyip tefrik yapmak"tı.

Cümlede iki kavram birbirine karışıyor. Tevhid, Allah'ı birlemektir; O'ndan başka bir otorite tanımamak, O'nun dünyasında O'nun hükmünün geçerli olmasını istemek anlamına gelir. Müslümanların kendi aralarındaki birliğin adı ise tevhid değil vahdettir. Biri itikada, diğeri Müslümanların birbiriyle ilişkisine bakar. Kuytul'un tanımı da bu yöndedir:

"Biz tevhid derken Allah'tan başka bir otoritenin olamayacağını, O'nun dünyasında O'nun dediğinin olması gerektiğini kastediyoruz."

İkinci karışıklık tenkit ile tefrika arasındadır. Kuytul, bir siyasi partinin doğru bulduğu işlerini takdir ettiğini, İslam'a ve Müslümanlara zarar verdiğini düşündüğü bazı iç ve dış politikalarını ise eleştirdiğini söyler. İtham, bu eleştiriyi ümmeti parçalamak saymaktadır.

Bu etiket neden "Çarpıtma"?

Doğru olan kısım şudur: Kuytul gerçekten de bir siyasi partinin bazı politikalarını açıkça ve yüksek sesle eleştirmiştir. Bunu gizlemiyoruz.

Ancak eleştiri bölücülük değildir. Tefrika, Müslümanları din adına ayrı saflara bölmek, kardeşlik bağını koparmaktır. Tenkit ise yanlış bulunan bir işin düzeltilmesini istemektir; niyeti ayırmak değil, onarmaktır. Çarpıtma tam burada duruyor: bir tenkit, bir tefrika gibi aktarılmaktadır.

İtham neydi?

12 Nisan 2016 ile 28 Temmuz 2016 arasında ilahiyatçı Faruk Beşer'in Alparslan Kuytul'a yönelttiği itham listesinde bir madde şuydu: "tevhid deyip tefrik yapmak." Cümle kısadır ama iç içe geçmiş iki iddia taşır. Birincisi, söylenen söz ile yapılan işin birbirini tutmadığı; ikincisi, yapılan işin Müslümanları bölmek olduğu.

Cevap da iki ayrı yerde aranmalıdır: kavramlarda ve siyasi eleştirinin ne sayıldığında.

Tevhid ile vahdet aynı şey değildir

Tevhid itikadî bir kavramdır: Allah'ı birlemek, O'ndan başka ilah tanımamak. Bu yalnız ibadetle sınırlı değildir; hüküm koyma yetkisinin de yalnız Allah'a ait olduğunu kabul etmeyi içerir. Kuytul'un kullandığı anlam budur:

"Biz tevhid derken Allah'tan başka bir otoritenin olamayacağını, O'nun dünyasında O'nun dediğinin olması gerektiğini kastediyoruz."

Vahdet ise içtimaî bir kavramdır: Müslümanların birliği, safların dağılmaması, kardeşlik bağının korunması. İkisi birbirine bağlıdır — vahdetin zemini tevhiddir — ama aynı şey değildir.

"Tevhid diyorsun ama bölüyorsun" cümlesi ancak bu iki kelime eş anlamlı sayılırsa kurulabilir. Tevhid, birliğe çağrı sloganı değil, Allah'ın birliğine dair bir inanç esasıdır. Bir kavramın adını yanlış yerde kullanan tarafla, o kavramı savunan tarafın yer değiştirmesi buradan doğuyor.

Bölünme aslında nerede aranıyor?

İthamın arkasındaki asıl konu siyasi eleştiridir; bağ, Kuytul'un cevabında açıkça kurulur. AKP'nin doğru bulduğu işlerini takdir ettiğini, ancak İslam'a ve Müslümanlara zarar verdiğini düşündüğü bazı iç ve dış politikalarını tenkit ettiğini yazar. İthama göre bu tenkit "parçalamak"tır.

Burada birbirinden çok farklı iki şey aynı kefeye konuyor:

  • Tefrika, Müslümanları din adına ayrı saflara bölmek, aralarındaki kardeşlik bağını koparmaktır. Kur'an'ın "toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılığa düşmeyin" buyurarak yasakladığı budur.
  • Tenkit, bir işin yanlış bulunan yanının söylenmesidir. İslam'da bunun adı nasihattir; yöneten de dâhil herkese açıktır ve yapılmadığında ihmal sayılır.

Ölçü, sözün kime söylendiği değil, ne istediğidir: ayırmak mı, düzeltmek mi? Kuytul kendi tenkidinin amacını yol göstermek diye tarif eder.

Ölçüyü tersine çevirdiğimizde

"Bir partiyi eleştirmek bölücülüktür" cümlesini kabul edersek iki sonuç doğar.

Birincisi, birliğin merkezine din değil parti geçer. Kimin ümmetin içinde, kimin dışında olduğunu belirleyen şey iman kardeşliği değil, oy tercihi olur. Bu, tefrikayı önlemek şöyle dursun, onu siyasi bir çizgi üzerinden yeniden üretir.

İkincisi, ölçü herkese uygulanabilir hâle gelir. Eleştirenin bölücü sayıldığı bir yerde hiçbir siyasi hata dile getirilemez; yanlışın düzeltilmesini isteyen herkes önce kendini savunmak zorunda kalır. Kuytul'un cevabındaki uyarı da buradan çıkar: bir partinin haklı olduğunda savunulması, haksız olduğunda susulması bir taassuptur ve düşünmeyi bitirir.

Bu etiket neden "Çarpıtma"?

İddianın doğru yanı şudur: Kuytul bir siyasi partinin bazı politikalarını açıkça eleştirmiştir. Bu eleştiriler kayıtlıdır, gizlenmemiştir, burada da inkâr edilmiyor.

Yanlış olan, bu eleştirinin taşındığı yerdir. Siyasi bir tenkit, dinî bir bölücülük suçlamasına dönüştürülmüştür. Aradaki mesafe küçük değildir: birincisi bir görüştür ve tartışılabilir, ikincisi bir itham olup Müslümanların en ağır suçlamalarından biridir.

Aynı dönemin diğer başlıkları: "Saldırgan ve gençleri tahrik eden biri" iddiası ve Faruk Beşer'e lanetleşme çağrısı neden yapıldı?

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.