Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kişilerle Yaşanan Tartışmalar

Furkan Vakfı'nın Filistin Meselesine Duyarsız Olduğu İddiası

Asılsız

İddia

Furkan Vakfı ve Alparslan Kuytul Filistin meselesine duyarsızdır; Filistin için ümmetle beraber dua etmeye bile zamanları yoktur.

İddiayı yapan: Mazlumder Adana şube başkanı Orhan Göktaş, "Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi?" başlıklı yazısında07.08.2014

Gerçek

İtham Ağustos 2014'e ait. Mazlumder Adana şube başkanı Orhan Göktaş, Furkan Vakfı'nın Gazze için düzenlenen ortak basın açıklamasına kurum olarak katılmaması üzerine yazdığı yazıda şunu sordu: "Filistin'e ümmetle beraber dua etmeye zamanınız yok da neye zamanınız var?"

Bir programa katılmamak, bir davaya duyarsızlık değildir. Vakfın Filistin konusundaki kaydı 2014'ten çok önce başlar ve tamamı kamuya açıktır:

  • Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmet Yasin'in, ardından Hamas lideri Rantisi'nin şehit edilmesi üzerine düzenlenen mitingler (2004),
  • İsrail'in 2009'daki Gazze saldırısı için yapılan miting,
  • 2010 Mavi Marmara saldırısının ardından yapılan miting,
  • 2013'te Mısır'da İhvan-ı Müslimin'e yönelik saldırıyı protesto mitingi,
  • Temmuz 2014 Gazze saldırısını kınayan basın bildirisi ve sosyal medyada yürütülen gündem çalışması,
  • vakfın konferans salonunda yüzlerce kişiye yapılan ve canlı yayımlanan "Kur'an'da Yahudiler" dersi.

Bunlara katılınan televizyon programları ve her cuma tefsir dersinin ardından yapılan dua eklenir. Dua meselesinde iddia kendi içinde de çürüktür: bir insanın dua edip etmediği, ithamı yapanın programında görülüp görülmemesine bağlanamaz.

Ortada duyarsızlık değil, tek bir programa katılmama vardır.

Katılmama meselesinin ayrıntısı ayrı bir başlıkta: ortak eyleme katılmama iddiası.

İtham ne, neye dayanıyor?

Temmuz 2014'te İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısı sürerken Adana'da ortak bir basın açıklaması planlandı. Furkan Vakfı bu programa kurum olarak katılmadı. Mazlumder Adana şube başkanı Orhan Göktaş bunun üzerine yazdığı yazıda, vakfın Filistin meselesine duyarsız kaldığını öne sürdü ve "Filistin'e ümmetle beraber dua etmeye zamanınız yok da neye zamanınız var?" diye sordu.

İthamın tamamı tek bir güne dayanıyor. Buna karşılık duyarsızlık iddiası, uzun bir zamana bakılarak sınanır. O zaman aralığındaki kayıt ortadadır.

On yıla yayılan kayıt

YılOlayYapılan
2004Şeyh Ahmet Yasin'in ve ardından Rantisi'nin şehit edilmesiMiting
2009İsrail'in Gazze saldırısıMiting
2010Mavi Marmara saldırısıMiting
2013Mısır'da İhvan-ı Müslimin'e yönelik saldırıMiting
2014İsrail'in Gazze saldırısıBasın bildirisi, gündem çalışması, ders

Bu mitinglere binlerce kişi katıldı ve kayıtları vakfın kendi yayın kanallarında durmaktadır. Yani iddia, doğrulanması ya da yanlışlanması için kimsenin kimseye güvenmesini gerektirmeyen bir alanda duruyor: görüntüler, tarihler ve afişler yerindedir.

Tablonun bir özelliği daha var. Buradaki faaliyetlerin hiçbiri, hakkında itham yazılması ihtimaline karşı yapılmış işler değildir; hepsi ithamdan yıllar önce, kimsenin böyle bir tartışma beklemediği bir zamanda yapılmıştır. Sonradan üretilebilecek bir savunma ile önceden yapılmış bir faaliyet arasındaki fark budur.

Temmuz 2014'te ne yapıldı?

İthamın konusu olan saldırı sırasında vakfın yaptıkları da kayıtlıdır:

  • saldırıyı kınayan bir basın bildirisi yayımlandı,
  • sosyal medyada gündem çalışması yürütüldü,
  • Alparslan Kuytul, vakfın konferans salonunda yüzlerce kişiye "Kur'an'da Yahudiler" başlıklı bir ders yaptı; ders canlı yayımlandı ve on binlerce kişiye ulaştı,
  • katıldığı televizyon programlarında saldırıyı anlattı.

Bunların hiçbiri, iddianın gündeme geldiği tarihten sonra yapılmış değildir. Hepsi, itham yazılmadan önce olup bitmişti.

"Dua etmeye zamanınız yok" ithamı

İddianın en zayıf tarafı burasıdır. Dua, görünür bir faaliyet olmak zorunda değildir; bir insanın dua edip etmediği, ithamı yapanın düzenlediği programda görülmesine bağlanamaz.

Bu meselede bile ortada kayıt vardır: Kuytul her cuma yaptığı tefsir dersinin ardından dua etmekte, bu dualar yayımlanmaktadır. Duanın kapsamı da yalnız Filistin ile sınırlı değildir; her programda dünyanın farklı yerlerinde zulüm gören insanlar anılır.

Filistin ikinci sıraya mı konuyor?

Vakfın cevabında geçen bir cümle bazen böyle okunuyor, o yüzden açık yazalım. Filistin, vakfın davasının içindedir ve on yıllık kayıt bunu gösterir. Söylenen şey Filistin'in listeden çıkarılması değil, listenin daha uzun olduğudur: Irak, Suriye, Mısır, Arakan, Doğu Türkistan, Bosna ve Afrika da aynı gündemin parçasıdır.

Bir zulmü gündemine alan yapının başka zulümleri de gündemine alması, birincisine duyarsızlık sayılamaz.

Ölçü ne olmalı?

Bir kurumun bir meseleye duyarlılığı, tek bir programın katılımcı listesinden değil, yıllara yayılan kaydından okunur. Burada elde on yıla yayılmış mitingler, bildiriler, dersler ve yayınlar var.

Bunların hepsini görmezden gelip tek bir güne bakarak "duyarsız" hükmü vermek, iddiayı sınamak değil, sonucu baştan seçmektir.

Katılmama olayının kendisi ve nedenleri ayrı bir başlıkta: ortak eyleme katılmama iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.