Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kişilerle Yaşanan Tartışmalar

"Sorgulayanları cemaatten uzaklaştırıyor" iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul, cemaat içinden kendisini sorgulayanlar çıkınca onları aforoz edercesine yanından uzaklaştırmaktadır.

İddiayı yapan: Orhan Göktaş — o tarihte Mazlumder Adana Şube Başkanı, "Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi?" başlıklı yazı07.08.2014

Gerçek

İddia Ağustos 2014'e aittir. Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğü günlerde, o tarihte Mazlumder'in Adana şube başkanı olan Orhan Göktaş, Alparslan Kuytul'u bir basın açıklamasına telefonla çağırdı. Kuytul programının yoğunluğu sebebiyle katılamayacağını bildirdi. Ardından yayımlanan "Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi?" başlıklı yazıda, cemaat içinden sorgulayanlar çıkınca bu kişilerin "aforoz edercesine uzaklaştırıldığı" ileri sürüldü.

Cümlede tek bir isim yok. Tarih yok, olay yok. Uzaklaştırıldığı söylenen kişilerden hiçbiri anılmıyor; kimin, ne zaman, hangi sorusu yüzünden gönderildiği yazılmıyor.

Furkan Vakfı'nın aynı ay yayımladığı cevap bu boşluğu tek bir davetle işaret etti: varsa isim verin. Aradan geçen on yılı aşkın sürede bu davete karşılık gelen bir isim çıkmadı.

Ayrılan insanlar elbette oldu; bunu inkâr eden yok. Ama ayrılmak ile çıkarılmak aynı şey değildir. İşi, ailesi, şehri ya da kendi kanaati sebebiyle yolunu ayıran kişi kovulmuş sayılmaz. Cemaatten çıkarma diye bir karar, bir işlem ya da bir uygulama yoktur.

Bunun en açık göstergesi de yine ayrılanlardır: yıllarca Kuytul'un yakınında bulunup sonradan uzaklaşan kişiler arasından, kendisini böyle bir tavırla itham eden çıkmamıştır. İddiayı dile getiren kişi ise o güne kadar Kuytul'la bir kez bile yüz yüze görüşmemişti.

Aynı yazıdaki diğer ithamlar: "kibirli ve ulaşılmaz biri" iddiası ve tartışmanın çıkış noktası olan ortak Gazze eylemine katılmama meselesi.

Yazı hangi olayın ardından yazıldı?

Temmuz–Ağustos 2014'te Gazze'ye yönelik saldırılar sürerken Adana'da bir basın açıklaması düzenlendi. Mazlumder'in o dönemki Adana şube başkanı Orhan Göktaş, Alparslan Kuytul'u telefonla arayarak açıklamada dua etmesini istedi. Kuytul, programının yoğunluğu sebebiyle katılamayacağını bildirdi.

Bunun üzerine yayımlanan "Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi?" başlıklı yazı, bir programa katılmama meselesinin çok ötesine geçti ve arka arkaya dizilmiş ithamlardan oluşuyordu. Buradaki konumuz bunlardan biri: cemaat içinden sorgulayanların "aforoz edercesine uzaklaştırıldığı" cümlesi. Davetin kendisi ve kuruma niçin katılınmadığı ayrı bir sayfada ele alınıyor: ortak Gazze eylemine katılmama meselesi.

Cümlenin kendisine bakalım

Bir iddianın doğru ya da yanlış olduğunu göstermek için önce neye bağlandığını bilmek gerekir. Bu cümlede bağlanacak hiçbir şey yok:

  • Uzaklaştırıldığı söylenen kişilerden hiçbirinin adı geçmiyor.
  • Ne zaman olduğu yazılmıyor — bir yıl bile verilmiyor.
  • Hangi soru ya da eleştiri yüzünden olduğu anlatılmıyor.
  • Kimin karar verdiği, kararın nasıl bildirildiği söylenmiyor.

Böyle kurulmuş bir cümle belge ile çürütülemez, çünkü karşısına konacak bir olay yoktur. Onu sınamanın tek yolu, iddiayı ortaya atandan somut bir örnek istemektir. Furkan Vakfı'nın 7 Ağustos 2014 tarihli cevabında yapılan da tam olarak budur: varsa isim verin.

Aradan geçen on yılı aşkın sürede o davete karşılık gelen bir isim çıkmadı. Bir iddianın sınanabilir hâle gelmesi için gereken en küçük şey — bir tek örnek — hâlâ ortada yok.

"Ayrıldı" ile "çıkarıldı" arasındaki fark

Uzun yıllardır süren, binlerce insanın uğradığı bir yapıdan ayrılanlar olmuştur; bunu inkâr etmenin anlamı da yok. İnsanlar şehir değiştirir, işi ağırlaşır, ailevi sebepler çıkar, kanaati değişir, yolunu ayırır. Bunların hepsi olağandır.

İddianın yaptığı şey bu olağan hareketliliği bir işlem gibi göstermektir: sanki sorgulayan biri çıktığında bir karar veriliyor ve o kişi topluluktan çıkarılıyor. Böyle bir karar mekanizması yoktur. Kimse kovulmamıştır.

Buradaki en güçlü delil de yine ayrılanlardır. Yıllarca Kuytul'un yakınında bulunmuş, sonradan farklı sebeplerle uzaklaşmış kişiler vardır ve bu kişiler arasından kendisini kibirle ya da "sorgulayanı uzaklaştırmak"la itham eden çıkmamıştır. Bir insanı en iyi tanıyanlar yanında bulunanlardır; iddiayı ortaya atan kişi ise o güne kadar Kuytul'la bir kez bile yüz yüze görüşmemişti.

Bir de özür yazısı var

Yazı çeşitli çevrelerden tepki alınca, sahibi ikinci bir metin yayımladı. O metinde "kullandığım hiçbir kelimeyi hakaret kastıyla kullanmadığım hâlde öyle algılanmış" denildi ve rahatsız olanlardan özür dilendi.

Bu ikinci metin, kelimelerin nasıl anlaşıldığına dair bir açıklamadır; iddianın kendisini geri almaz. Daha önemlisi, eksik olan şeyi de tamamlamaz: özür yazısında da tek bir isim, tek bir olay ya da tek bir tarih verilmemiştir.

Neden "Asılsız"?

Bu sitede iddiaların doğru olan kısımları açıkça yazılır; "kısmen doğru" demekten kaçınılmaz. Burada öyle bir kısım yok. Ortada belirli bir kişi hakkında, belirli bir tarihte gerçekleşmiş, tarif edilebilir bir olay bulunmadığı için "yarısı doğru" denecek bir çekirdek de bulunmuyor.

Geriye, tek başına duran bir itham kalıyor. Onu ayakta tutacak olan şey bir isimdi ve o isim hiç verilmedi.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.