Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Sünnet, Hadis ve Ehl-i Sünnet İddiaları

"Hadis inkârcısı" iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul hadisleri reddeder, sünneti Kur'an gibi bir delil saymaz; hadis inkârcısıdır.

İddiayı yapan: Sosyal medya hesapları ve bazı çevreler (isim belirtilmemiş)01.07.2018

Gerçek

İddia, Alparslan Kuytul'un hadisleri reddettiğini söylüyor. Oysa bu başlıkta elde duran kayıt, hadis inkârcılığını eleştiren bir kayıttır. 10 Eylül 2008 tarihli cevabında bu akımın amacını şöyle tarif eder:

"Bu kimselerin temel hedefleri aslında Kur'an'ı anlaşılmaz hale getirmektir. Çünkü sünnet olmadan Kur'an'ı anlayamayız."

Gerekçesi somuttur: Kur'an namazın nasıl kılınacağını, zekâtın hangi maldan ne miktarda verileceğini, orucun ve haccın ayrıntısını anlatmaz; bunları sünnete bırakır. Sünnet devre dışı kalırsa âyetin lafzı elde kalır, hükmü anlaşılmaz olur.

Uydurma rivayetlerin varlığını da bir inkâr sebebi saymaz. Ona göre çözüm hepsini birden reddetmek değil, bu ayıklamayı asırlar önce yapmış olan muhaddislere başvurmaktır. Aynı cevaptaki sorusu tam olarak şudur:

"Her meselede bilmeyen kişi bir bilene soruyor ve uzmanlara güveniyor. Neden bu meselede de hadis âlimlerine sormuyorlar?"

Muhaddislere ve müçtehitlere, adıyla sayarak İmam Buhârî ile İmam Müslim'e güvenmeyen tutumu açıkça karşısına alır. Yani ortada hadise güvenmeyen biri değil, muhaddislerin sahih saydığı hadisin delil olduğunu savunan biri vardır.

Bu iddiayla sık karıştırılan iki başlık daha var: "mealci" iddiası ve "sünneti vahiy saymıyor" iddiası.

İddia ne diyor?

İddiaya göre Alparslan Kuytul hadisleri reddetmekte, sünneti Kur'an gibi bir delil saymamaktadır. İddiayı dile getirenlerin bugüne kadar gösteremediği tek şey, ona ait bu yönde bir cümledir. Buna karşılık tersi yöndeki cevapları kayıtlıdır ve tarihlidir.

Sünnet olmadan Kur'an neden anlaşılmaz?

10 Eylül 2008 tarihli cevabının çekirdeği budur. Kur'an'ın özellikle ahkâm kısmı, Peygamber'in açıklamaları bilinmeden anlaşılamaz. Verdiği örnekler herkesin her gün karşılaştığı ibadetlerdir:

  • Kur'an namazı emreder, nasıl kılınacağını anlatmaz.
  • Zekâtın hangi maldan, hangi miktarda verileceği Kur'an'da yazmaz.
  • Orucu bozan ve bozmayan şeyler, haccın nasıl yapılacağı aynı şekilde sünnete bırakılmıştır.

Bu yüzden sünneti tartışmalı hale getirmeyi masum bir usul tartışması saymaz. Sonucu şudur: âyetin lafzı yerinde durur, hükmü ortadan kalkar.

Amaç tespiti

Cevabın en dikkat çeken kısmı, hadis inkârcılığının niyetine dair yaptığı tespittir: bu yaklaşım insanlarda sünnete karşı genel bir şüphecilik oluşturmayı, böylece kimsenin hadise güvenmemesini hedeflemektedir. Yani mesele tek tek rivayetlerin sıhhati değil, rivayet ilmine duyulan güvenin kendisidir.

Uydurma hadis varsa ne yapılır?

Hadis inkârcılığının en çok kullandığı gerekçe uydurma rivayetlerdir. Kuytul bu gerekçeyi reddetmez; uydurma hadislerin bulunduğunu kabul eder. Ayrıldığı yer çözümdür. 26 Mart 2014 tarihli cevabında, bu ayıklama işinin İmam Buhârî, İmam Müslim ve diğer muhaddisler eliyle asırlar önce yapıldığını hatırlatır. Ortada boş bırakılmış bir alan değil, kurulmuş bir ilim dalı vardır.

Ölçü: her meselede uzmanına güvenmek

Buradan çıkardığı ölçü basittir. İnsan bilmediği her konuda bilene sorar ve uzmana güvenir; matematikte, fizikte, kimyada bunu yapan biri, iş hadise gelince neden bu ilmin uzmanlarına güvenmesin?

"Bunlar muhaddis ve müçtehitlere güvenmiyorlar, İmam Buhârî'ye, İmam Müslim'e güvenmiyor, 'Ben hadis olduğunu nerden bileyim?' diyorlar. O zaman başka konularda uzmanlara neden güveniyorlar?"

Bu cümle aynı zamanda Ehl-i Sünnet meselesinin de cevabıdır. Ehl-i Sünnet çizgisinin ayırt edici tarafı, dini ferdin kendi okumasına bırakmak yerine muhaddislerin ve müçtehitlerin birikimine dayandırmasıdır. Burada savunulan tam olarak budur.

İddia nasıl sınanır?

Bu iddianın doğru olması için gereken şey bellidir: Kuytul'a ait, muhaddislerin sahih saydığı bir hadisi reddettiğini gösteren tarihli bir kayıt. Yüzlerce saatlik ders ve konferans arşivi açık erişimdedir; iddia doğruysa delilin oradan çıkarılabilmesi gerekir.

Bugüne kadar çıkarılabilmiş değil. Eldeki kayıtların tamamı tersini söylüyor — üstelik iddianın kendi alanında: hadisin delil oluşunu savunan, uydurma rivayetin çaresini muhaddislerde gören cevaplar.

Peygamber'in hayatı ve sünneti üzerine 1995'ten 2015'e uzanan ders ve konferans başlıklarının dökümü ayrı bir sayfadadır: "Peygamber'e ve sünnete gereken önemi vermiyor" iddiası.

Sonuç

Ortada iki ayrı tutum var ve iddia bunları birbirine karıştırıyor. Hadis inkârcılığı, muhaddislerin sahih saydığı rivayetlere de güvenmemektir. Kuytul'un tutumu ise sahih hadisin Kur'an gibi bir delil olduğu, uydurmanın ise ehli tarafından zaten ayıklandığıdır. Birinciyi eleştiren biri, ikincisiyle suçlanmaktadır.

Devamı: "mealci, 'bize Kur'an yeter' diyor" iddiası ve "sünneti vahiy saymıyor" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.