Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Sünnet, Hadis ve Ehl-i Sünnet İddiaları

"Sünneti vahiy saymıyor, bağlayıcı görmüyor" iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul sünneti vahiy olarak görmez, Peygamber'in koyduğu hükümleri bağlayıcı saymaz.

İddiayı yapan: Sosyal medya hesapları ve bazı çevreler (isim belirtilmemiş)18.07.2018

Gerçek

Bu iddia, sık karıştırıldığı hadis tartışmasından ayrılır: orada rivayetlerin güvenilirliği konuşulur, burada sünnetin bağlayıcı olup olmadığı. Alparslan Kuytul'un 11 Nisan 2014 tarihli cevabı, "Kur'an'ın yanında Sünnet'e de uyduğumuz için bu hale geldik" diyen yaklaşıma verilmiş en sert karşılıktır:

"Allah'tan korksunlar, bu nasıl bir söz? 'Kur'an'ın yanında Sünnet'e de uyduğumuz için bu hale geldik' demek nasıl bir cinayettir?"

Dayanağı âyetlerdir: Peygamber'in verdiğini almayı, sakındırdığından sakınmayı ve Peygamber'e itaat etmeyi emreden âyetler. Buradan tek bir soru çıkarır — itaat pratikte nasıl olacak? Cevabı kendi ifadesiyle: "Hadislere itaatle, sünnete itaatle olacaktır." Yani sünnet devre dışı bırakıldığında, itaati emreden âyetin uygulanacağı bir alan kalmaz.

Sünnetin vahiy oluşuna dair sözü de kayıtlıdır. 26 Nisan 2015 tarihli cevabında, Peygamber'in nefsinden konuşmadığını ve konuştuğunun vahiy olduğunu bildiren âyeti hatırlatır; bunu Peygamber'in koyduğu hükmün bağlayıcı olmasının gerekçesi yapar.

Sünnet ortadan kalkarsa ne olacağını da tarif eder: herkes Kur'an'a kendi kafasına göre mana verir, ayrılıklar çıkar, ümmet birlik olamaz.

İlgili başlıklar: "mealci, 'bize Kur'an yeter' diyor" iddiası ve "hüküm koyma yetkisini kabul etmiyor" iddiası.

İddianın iki ayağı

Bu başlıkta aslında iki ayrı iddia var. Birincisi sünnetin vahiy sayılmadığı, ikincisi Peygamber'in koyduğu hükümlerin bağlayıcı görülmediği. İkincisinin ayrıntısı "Peygamber'in hüküm koyma yetkisini kabul etmiyor" iddiası başlığındadır. Bu sayfanın konusu, sünnete uymanın kendisine yöneltilen itirazdır.

11 Nisan 2014: itaat emri nasıl yerine getirilir?

Alparslan Kuytul'a sorulan soru, "sünneti vahiy olarak görmek ve sünnete uymak yanlıştır" diyenlere karşı tavrın ne olması gerektiğiydi. Verdiği cevap, bu görüşe karşı yaptığı en sert çıkıştır. Özellikle "Kur'an'ın yanında Sünnet'e de uyduğumuz için bu hale geldik" sözünü ağır bir ifadeyle karşılar; çünkü bu söz, Müslümanların bugünkü halinin sorumlusu olarak sünneti göstermektedir.

Ardından dayanağını sıralar. Kur'an, Peygamber'in verdiğinin alınmasını ve sakındırdığından sakınılmasını emreder; "Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin" buyurur ve bu türden âyetler azımsanacak sayıda değildir. Çıkardığı sonuç şudur: itaati emreden bizzat Allah ise, o itaatin uygulanacağı bir alan olmalıdır — ve o alan hadislerdir, sünnettir. Sünnet elden çıktığında, âyetin emrettiği itaatin karşılığı da kalmaz.

"Bizi hadissiz bırakmak istiyorlar"

Tartışmanın asıl hedefini de söyler:

"Bunlar bizi hadissiz bırakmak istiyor. Çünkü Kur'an'ın, hadislerin açıklamasına ihtiyacı var."

Bu cümle iddianın yönünü tersine çevirir. Sünneti bağlayıcı görmediği söylenen kişi, sünneti devreden çıkarma çabasının karşısına geçen kişidir.

Sünnetin vahiy oluşu

İddianın ilk ayağı burada karşılanır. Peygamber'in sözünün sıradan bir insan sözü olmadığını söylerken yine Kur'an'a dayanır: Peygamber nefsinden konuşmaz, konuştuğu vahiydir. 26 Nisan 2015 tarihli cevabında bu ölçüyü, Peygamber'in koyduğu hükmün bağlayıcılığının gerekçesi olarak kullanır. Yani sünnetin vahiy oluşu onun cevaplarında tartışılan bir konu değil, başka bir hükmün dayanağı olarak geçen yerleşik bir kabuldür.

Aradaki fark önemlidir. Bir mesele tartışılıyorsa lehinde ve aleyhinde deliller sıralanır; dayanak olarak kullanılıyorsa, konuşan kişi onu zaten kabul etmiş demektir. Kuytul'un cevaplarında sünnetin vahiy oluşu ikinci gruptadır.

Sünnet devre dışı kalırsa ne olur?

11 Nisan 2014 tarihli cevabın sonunda pratik sonucu tarif eder: sünnet inkâr edilirse Kur'an anlaşılmaz, üstelik Müslümanlar birbiriyle de anlaşamaz. Herkes âyete kendi anlayışına göre mana verir; ortak bir ölçü kalmadığı için ayrılıklar çıkar ve birlik kurulamaz.

Bu, teorik bir endişe değildir. Ölçü ortadan kalkınca hangi yorumun doğru olduğunu söyleyecek bir merci de kalmaz; herkesin kendi meali kendine delil olur.

İddia nasıl sınanır?

Bu iddianın doğru olması için tek bir şey gerekir: Kuytul'a ait, sünnetin bağlayıcı olmadığını söyleyen tarihli bir kayıt. Bugüne kadar böyle bir kayıt gösterilmedi. Gösterilenler ise hep aynı yönde: 11 Nisan 2014 ve 26 Nisan 2015 tarihli cevaplarla, yıllara yayılan siyer ve sünnet dersleri.

Delilin yükü iddiayı ileri sürendedir. Yüzlerce saatlik kayıt açık erişimdeyken tek bir cümlenin gösterilememesi, başlı başına bir cevaptır.

İlgili başlıklar: "hadis inkârcısı" iddiası ve "mealci, 'bize Kur'an yeter' diyor" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.