Sünnet, Hadis ve Ehl-i Sünnet İddiaları
"Peygamber'in hüküm koyma yetkisini kabul etmiyor" iddiası
Asılsız
İddia
Gerçek
İddia, Kur'an'da hükmü bulunmayan bir meselede Peygamber'in hüküm koyma yetkisinin — fıkıh dilindeki adıyla Şâri' yetkisinin — tanınmadığıdır. Soru Alparslan Kuytul'a doğrudan sorulmuş, verdiği cevap 26 Nisan 2015'te yayımlanmıştır. Cevap ilk kelimesinden itibaren tereddüde yer bırakmaz:
"Elbette Peygamberimizin hüküm koyma yetkisi var."
Kapanışı da aynı nettedir: "Bir meselede hüküm koysa, koyduğu o hüküm bizi bağlayıcıdır."
Görüşünü kendi kanaatine değil âyetlere dayandırır. Peygamber'in pis şeyleri haram, temiz şeyleri helal kıldığını bildiren âyeti hatırlatır: haram kılma fiili bizzat Kur'an'da Peygamber'e nispet edilmektedir. Bunun keyfîliğe kapı açmadığını ise ikinci bir ölçüyle söyler — Peygamber nefsinden konuşmaz, konuştuğu vahiydir.
Bundan bir hafta önce, 19 Nisan 2015'te Konya'da yaptığı "Bir Model Olarak Hz. Peygamber" konferansında yetkinin kapsamını da çizer: Peygamber ister devlet başkanı, ister aile reisi, isterse savaşta ordu komutanı sıfatıyla hüküm koysun, itaat istisnasızdır. Görevinin yalnız kitabı okumak değil tebyin, yani açıklamak olduğunu söyler; açıklama görevi kabul edilince açıklamanın bağlayıcılığı da kendiliğinden gelir.
Kendi benzetmesiyle: "Kur'an Allah'ın projesi ve onu tatbik edecek olan mühendis de Rasulullah'tır."
Yani ortada reddedilen bir yetki değil, gerekçesiyle birlikte kabul edilmiş ve kaydı yayında duran bir yetki vardır.
Aynı gruptaki yakın içerik: "Sünneti vahiy saymıyor, bağlayıcı görmüyor" iddiası.
İddia tam olarak ne diyor?
İddiaya göre Alparslan Kuytul, Kur'an'da açık hükmü bulunmayan bir meselede Peygamber'in hüküm koyma yetkisini kabul etmiyor. Fıkıh dilinde bu yetkiye Şâri' denir. Mesele teknik görünür ama sonucu büyüktür: bu yetki tanınmazsa, hükmü yalnızca sünnetle sabit olan pek çok konu dayanaksız kalır.
26 Nisan 2015 tarihli cevap
Soru kendisine tam bu şekilde yöneltilmiştir: Peygamber'in, Kur'an'da olmayan bir mesele hakkında hüküm koyma yetkisi var mıdır? Verdiği cevabın ilk cümlesi bir yorum payı bırakmaz:
"Elbette Peygamberimizin hüküm koyma yetkisi var."
Son cümlesi de aynı açıklıktadır: "Bir meselede hüküm koysa, koyduğu o hüküm bizi bağlayıcıdır."
Dayandığı iki ölçü
Birincisi, Peygamber'in pis şeyleri haram, temiz şeyleri helal kıldığını bildiren âyettir. Kuytul'un buradan çıkardığı sonuç sadedir: haram ve helal kılma fiilinin Peygamber'e nispet edilmesi, bu yetkiyi bizzat Kur'an'ın tanıdığını gösterir.
İkincisi, Peygamber'in nefsinden konuşmadığını, konuştuğunun ancak vahiy olduğunu bildiren âyettir. Bu ölçü olmasa birinci âyet keyfîliğe açık kalırdı; onunla birlikte, konulan hükmün kaynağının da vahiy olduğu anlaşılır. Kendi ifadesiyle: "Peygamberin konuşması bizim konuşmamız gibi değildir."
Buna bir de "Rasul size neyi verirse onu alın, sizi neyden sakındırırsa ondan sakının" âyetini ekler. Emrin muhatabı yalnız Kur'an metni değil, Peygamber'in verdiği ve sakındırdığı her şeydir.
Konya konferansı: yetkinin kapsamı
19 Nisan 2015'te Konya'da yaptığı "Bir Model Olarak Hz. Peygamber" konferansı, konuyu tek bir soru-cevabın ötesine taşır. Orada Peygamber'in yalnız ibadet alanında değil, üstlendiği bütün sıfatlarla model olduğunu anlatır:
- devlet başkanı olarak koyduğu hükümler,
- aile reisi olarak koyduğu hükümler,
- savaşta ordu komutanı olarak koyduğu hükümler.
Vurgu listenin sonundadır: "hangi mesele ile ilgili olursa olsun ona itaat etmek zorundayız. Allah Azze ve Celle herhangi bir istisna yapmıyor." Yani tartışma "hangi alanda bağlayıcı" değildir; istisnasız bağlayıcı olduğu söylenmektedir.
Görev okumak mı, açıklamak mı?
Aynı konferansta ikinci bir noktaya girer. Kur'an, kitabın insanlara açıklanması görevini Peygamber'e vermiştir. Buradan hareketle Peygamber'in vazifesinin âyetleri okumaktan ibaret olmadığını, tebyin yani açıklama görevinin de bulunduğunu söyler.
Bu ayrım iddianın tam kalbine denk gelir. Açıklama görevi kabul edildiği anda açıklamanın bağlayıcılığı da kabul edilmiş olur; çünkü açıklama olmadan metnin uygulanabilir bir hali ortada yoktur. Kuytul bunu bir benzetmeyle özetler:
"Kur'an Allah'ın projesi ve onu tatbik edecek olan mühendis de Rasulullah'tır."
Geriye ne kalıyor?
İddia bir yetkinin reddedildiğini söylüyor. Kayıtta ise o yetkinin kabulü, gerekçesi ve kapsamı var. Üstelik cevap, iddia gündeme geldikten sonra üretilmiş bir savunma da değildir: 26 Nisan 2015'te yayımlanmış, ses kaydı o günden beri yerinde durmaktadır.
Aynı gruptaki ilgili içerikler: "Sünneti vahiy saymıyor" iddiası · "Peygamber'e ve sünnete gereken önemi vermiyor" iddiası.