"Siyaset yapacaksa parti kursun" iddiası
Asılsız
İddia
Gerçek
Bu sayfa 2018-2019 dönemine aittir: 30 Ocak 2018'de Furkan Vakfı'na yönelik operasyon yapılmış, 8 Şubat 2018 tarihli kararla Alparslan Kuytul tutuklanmış ve 5 Aralık 2019'da tahliye edilmiştir. Aşağıdaki iddia o dosyaya aittir.
İddianın kaynağı bir tartışma programı değil, tutuklama kararının gerekçesidir. Kararda, Kuytul'un siyasi parti kurmamış olması aleyhine bir unsur olarak yazılmıştır: parti kurmayarak sosyal medya aracılığıyla halkın teveccühüne yön vermeye çalışmasının "hayatın olağan akışıyla bağdaşır nitelikte olmadığı" belirtilir.
Kuytul'un buna cevabı tek bir karşılaştırmaya dayanır:
"Televizyona çıkanların hangisi, kaç tanesi parti yani? Çıkanların çoğu gazeteci, hukukçu, profesör, yazar, vesaire, değil mi? Bunlar da parti değil."
Türkiye'de her gün ülke gündemi hakkında konuşan yüzlerce gazeteci, hukukçu, akademisyen ve yazar vardır; hiçbiri parti kurmuş değildir. Kanaat açıklamak, örgütlenmek ya da seçime girmek değildir; ikisi ayrı haklardır ve hiçbir mevzuat birincisini ikincisinin şartına bağlamaz.
Üstelik parti kurmamak Kuytul'un gizlediği bir tercih de değildir. Günlük parti siyasetinin dışında durduğunu ve hiçbir partiyi desteklemediğini yıllardır açıkça söylemektedir. Gerekçe, onun aleni olarak reddettiği bir şeyi yapmamasını şüphe unsuruna çevirmektedir.
Cümle nereden geliyor?
Bu itiraz sosyal medyada da dolaşır, ama asıl ağırlığını bir hukuk metninden alır. 30 Ocak 2018'de Furkan Vakfı'na yönelik operasyon yapıldı; 8 Şubat 2018 tarihli kararla Alparslan Kuytul tutuklandı. Kararın gerekçesinde, siyasi parti kurmamış olmasının "hayatın olağan akışıyla bağdaşır nitelikte olmadığı" ifadesi yer aldı. Kuytul 5 Aralık 2019'da tahliye edildi.
Gerekçenin yapısı
Cümleye dikkatle bakmak gerekir, çünkü bir fiili değil, bir fiilin yokluğunu delil sayar. Kuytul'un yaptığı bir iş suç unsuru olarak gösterilmemekte; yapmadığı bir iş — parti kurmamak — arkasında gizli bir niyet bulunduğunun işareti sayılmaktadır.
Bu akıl yürütmenin sorunu şudur: her insanın yapmadığı iş sayısızdır. Yapılmamış bir şeyden niyet çıkarılabiliyorsa, aynı yöntemle herkes hakkında her sonuç çıkarılabilir. Bir isnadın tutunabilmesi için somut bir eyleme dayanması gerekir. Aynı kişi dernek de kurmamış, gazete de çıkarmamış, seçimde aday da olmamış olabilir; bunların hiçbiri tek başına bir niyet göstermez.
Kuytul'un cevabı
Kuytul, gerekçeyi kendi ölçüsüyle sınamayı önerir: ölçü geçerliyse aynı ölçüye giren herkes için geçerli olmalıdır.
"Televizyona çıkanların hangisi, kaç tanesi parti yani? Çıkanların çoğu gazeteci, hukukçu, profesör, yazar, vesaire, değil mi? Bunlar da parti değil."
Türkiye'de her akşam ekranlarda ülke gündemi konuşulur. Konuşanların büyük çoğunluğu gazeteci, akademisyen, hukukçu ve yazardır; köşe yazarları, baro başkanları, sendikacılar, meslek odaları, zaman zaman sanatçılar ve sporcular da kanaat açıklar. Hiçbiri parti kurmuş değildir ve hiçbirinden bu istenmez. "Halkın teveccühüne yön vermek" bir ölçü olarak kabul edilirse, bu isimlerin tamamı aynı tarifin içine girer.
Kanaat açıklamak ile parti kurmak ayrı şeylerdir
İkisi ayrı haklardır ve mevzuatta biri diğerinin şartı değildir. Görüş açıklamak isteyenin önce tüzel bir yapı kurmasını gerektiren bir hüküm yoktur. Parti kurmak, seçime girip iktidar talep etmenin yoludur; kanaat açıklamak ise seçime girmeden de kullanılabilen bir haktır. Birinciyi ikincinin ön şartı saymak, ikisini birbirine karıştırmaktır.
Tersi de doğrudur: parti kurmuş olmak, tek başına bir kanaatin doğruluğunu ya da samimiyetini göstermez. İkisi ayrı ayrı değerlendirilir. Bir hukuk metninden beklenen de budur — kişinin hangi örgütlenme biçimini tercih ettiğine değil, hangi somut fiili işlediğine bakmak.
Parti kurmamak gizlenen bir tercih değil
Gerekçe, örtülü olarak "aslında siyasi bir hedefi var ama saklıyor" der. Oysa saklanan bir şey yoktur. Kuytul günlük parti siyasetinin dışında durduğunu ve hiçbir partiyi desteklemediğini yıllardır açıkça, kayıt altında söylemektedir. Konuştuğu alanı ve gerekçesini de gizlemez; ne konuştuğu ve neden konuştuğu ayrı bir başlıkta ele alınıyor: "Hoca siyasete karışmamalı" iddiası.
Böyle bakıldığında gerekçe kendi içinde çelişir: kişi aleni olarak reddettiği bir şeyi yapmadığı için şüpheli sayılmaktadır. Yapsaydı "demek ki siyasi hedefi varmış" denecekti; yapmadığı için de "demek ki gizliyor" denmiştir. Her iki ihtimalin de aynı sonuca çıktığı bir ölçü, ölçü değildir.
İlgili başlık: "Fıkıhçının işi siyaset değildir" iddiası.