Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Siyaset İddiaları

"Hoca siyasete karışmamalı" iddiası

Kısmen doğru

İddia

Alparslan Kuytul bir din adamıdır; siyasi meselelerde konuşarak hocalık vazifesinin dışına çıkmaktadır. Bir hocanın işi ibadetleri anlatmaktır, ülkenin ve dünyanın gidişatı hakkında yorum yapmak değildir.

İddiayı yapan: Bu itirazı dile getiren çeşitli kişiler ve sosyal medya hesapları27.01.2018

Gerçek

Kuytul siyasi meselelerde konuştuğunu inkâr etmiyor; tersine, gerekçesini açıkça anlatıyor. Ona göre din yalnızca ibadetleri düzenleyen bir alan değildir; idare etmeye dair hükümleri de vardır. "Din idare etmek için geldiğine göre ben nasıl olur da siyasete girmem?"

Asıl ayrım bundan sonra geliyor: konuştuğu şey parti siyaseti değildir.

"Ama bu, günlük siyaset değildir; yani A partisi B partisi için ne demiş, bu beni ilgilendiren bir mesele değildir. Zaten hiçbirini desteklemiyorum."

Konuştuğu başlıklar somuttur: Irak'ın işgali, Suriye politikası, Rus uçağının düşürülmesi gibi ülkeye zarar verdiğini düşündüğü kararlar. Bunları bir partinin ağzıyla değil, kendi ifadesiyle "Kur'an penceresinden" değerlendirdiğini söyler.

Bir de karşı sorusu vardır: ülke gündemi hakkında televizyonda futbolcu da konuşur, şarkıcı da. "Sen türkücüsün konuşuyorsun da, benim ömrüm ilimle geçti, ben konuşmayayım mı?"

Bu etiket neden "Kısmen doğru"?

Doğru olan kısım şudur: Kuytul siyasi meselelerde açıkça konuşur ve bunu hiçbir zaman gizlememiştir. Bunu inkâr etmiyoruz.

Ancak bu bir kusur değildir. İtirazın "siyaset" derken kastettiği şey parti siyasetidir: oy istemek, bir partiyi savunmak, seçim çalışması yapmak. Kuytul'un konuştuğu alan bu değildir. İki farklı şeye aynı ad verildiği için ortada bir çelişki varmış gibi görünür; aslında yoktur.

İtiraz aslında ne diyor?

"Hoca siyasete karışmamalı" cümlesi bir eleştiriden çok bir görev tarifidir: din adamının işi ibadetlerdir, ülkenin ve dünyanın gidişatı başkalarını ilgilendirir. Kuytul bu tarifi kabul etmez ve kabul etmeme gerekçesini yıllardır değiştirmeden anlatır.

"Ben cami hocası değilim"

27 Ocak 2018'de kendisine yöneltilen soruya verdiği cevap, işe bu tarifi reddederek başlar. Kendisinden hutbede orman haftası anlatmasının beklenmemesi gerektiğini söyler ve gerekçeyi dinin kapsamına bağlar:

"Din dünyaya hükmetmek için geldi. Hükmetmek, idare etmektir. Zaten siyaset de bu demek değil midir?"

Bu, kişisel bir hak talebi değil, dinin idareye dair hükümleri olduğu iddiasıdır. O hükümlerin gerçekten var olup olmadığı ayrı bir başlıkta ele alınıyor: "Fıkıhçının işi siyaset değildir" iddiası.

Hangi siyaset, hangisi değil

İtirazın en çok atladığı nokta burasıdır. Kuytul günlük parti tartışmalarının dışında durduğunu tek cümleyle söyler:

"Ama bu, günlük siyaset değildir; yani A partisi B partisi için ne demiş, bu beni ilgilendiren bir mesele değildir. Zaten hiçbirini desteklemiyorum."

Konuştuğu meseleler somuttur: 2003'te Amerika'nın Irak'ı işgaline verilen destek, 2011 sonrasında izlenen Suriye politikası, Rus uçağının düşürülmesi. Hepsinde ölçü aynıdır — ülkeye ve Müslümanlara zarar verdiğini düşündüğü kararlara itiraz etmek. Rus uçağı örneğinde, kararın siyasi bir hata olduğunu ve devletin sonradan özür dilemek zorunda kalmasının bunu gösterdiğini söyler.

Aradaki fark pratikte de görünür. Parti siyaseti yapan kişi bir tarafın kazanmasını ister ve sözünü ona göre ayarlar; Kuytul'un çizgisi ise dönemden dönem değişmemiştir. 2003'te Irak'ın işgaline verilen desteğe gösterdiği tepki, konferans salonlarının iptal edilmeye başlandığı 2014'ten on bir yıl öncesine aittir. Yani itirazları, kendisine yönelik engellemelerin sonucu değil, öncesidir.

Bunun bir partinin yanında durmak anlamına geldiği iddiası da ayrı bir başlıktadır: bir partinin yanında olduğu iddiası.

Ölçü kim: hoca mı, fıkıh mı?

Geçmişteki değerlendirmelerinde isabet ettiği söylendiğinde bunu kendine mal etmez:

"Marifet bende değil. İslam fıkhında marifet. İslam fıkhına bağlı kaldığınız zaman doğru bir bakış sahibi oluyorsunuz."

Cümle iddia açısından önemlidir, çünkü tartışmayı kişiden ölçüye taşır. Bir görüşün doğruluğu, onu söyleyenin unvanına değil dayandığı delile bakılarak tartışılır.

"Türkücünün konuşma hakkı var da hocanın yok mu?"

Aynı itirazın pratik cevabı budur. Ülke gündemi hakkında televizyonda futbolcu da konuşur, şarkıcı da; kimse onlardan alan dışına çıktıkları için hesap sormaz.

"Sen türkücüsün konuşuyorsun da, benim ömrüm ilimle geçti, ben konuşmayayım mı?"

Doğru olan kısım, olmayan kısım

Doğru olan kısım basittir: Kuytul siyasi meselelerde konuşur ve bunu hiç saklamamıştır. Yanlış olan kısım, bu konuşmanın parti siyaseti sayılmasıdır. İkisi arasındaki fark, kanaat açıklamak ile bir partinin işini görmek arasındaki farktır. Okuyucu için de kullanışlı bir ölçü çıkar buradan: bir sözün parti siyaseti olup olmadığı, konusundan değil, bir tarafın kazanmasına hizmet edip etmediğinden anlaşılır.

Bunu yalnız kendine ait bir vazife olarak da görmez:

"Hocalar devlet ile ilgili, memleketin gidişatı ile ilgili görüşlerini ortaya koymalılar; çünkü bu sadece benim vazifem değil."

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.