Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Terör, Suç Örgütü İftiraları

Terörü desteklediği ya da meşru gördüğü iddiası

Terörü desteklediği ya da meşru gördüğü iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul terör örgütleriyle irtibatlıdır; terörü destekler ya da hiç değilse meşru görür, bu yüzden hakkında terör soruşturması açılmıştır.

İddiayı yapan: 30 Ocak 2018 operasyonunun ardından haber yapan televizyon kanalları ve internet siteleri30.01.2018

Gerçek

Bu iddia 30 Ocak 2018 şafak operasyonunun ardından dolaşıma girdi ve 5 Aralık 2019 tahliyesine kadar süren terör dosyası boyunca tekrarlandı. Cevabı belgelerden önce Kuytul'un kendi cümlelerinde duruyor.

25 Kasım 2016'da Adana'da valilik binasına bombalı saldırı düzenlendi. Kuytul saldırının ardından şunları söyledi:

"Bu tür saldırıları lanetlemek zorundayız. Böyle bir mücadele olamaz. Bunu kim yapmış bilmiyorum ama yaptığı şey caiz değil."

"Masum insanlar öldürülerek hak aranmaz. Asker, polis öldürülerek hak aranmaz."

Aynı açıklamada bombayı patlatan kişiye bir soru sordu: kendi annesi, babası ya da çocuğu orada olsaydı o düğmeye basar mıydı? Devamı da onun cümlesidir — "Başkasınınki patlıcan mı? Herkesinki can."

Silahların susması için önerdiği yol da ortadadır: tarafların Kur'an ve sünneti hakem kabul etmesi, tarafsız âlimlerden kurulacak bir heyetin hükmü açıklaması, devletin de örgütün de bu hükme uyacağına söz vermesi.

DEAŞ ile bilinen tek irtibatı ise ters yöndedir: örgütü eleştirdiği için defalarca tehdit almış, adı DEAŞ'ın internette yayımladığı derginin ölüm listesinde geçmiş, emniyet mensupları kendisine koruma isteyip istemediğini sormuştur.

Bu iddia, 7 Eylül 2026'da CNN Türk "Tarafsız Bölge" programında yeniden dile getirildi. Programda sıralanan isnatların topluca cevabı: Cübbeli Ahmet'in CNN Türk'te Furkan Hareketi hakkındaki iddiaları — Furkan Hareketi'nin açıklamasının tam metni.

İddia ne zaman ortaya çıktı?

30 Ocak 2018 sabahı Alparslan Kuytul'un evine ve Furkan Vakfı binasına eş zamanlı operasyon yapıldı, aralarında Kuytul'un da bulunduğu 24 kişi gözaltına alındı. 8 Şubat 2018'de tutuklanarak Bolu F Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Operasyonun hemen ardından bazı kanallar ve haber siteleri kendisini birbirine düşman dört ayrı terör örgütüyle aynı anda ilişkilendirdi.

Bu dört örgüt sahada birbiriyle çatışıyordu. Aynı kişiye aynı anda dördünün birden yakıştırılması, iddianın nasıl kurulduğunu tek başına anlatıyor: önce sonuç yazılmış, delil sonradan aranmıştır.

Terör hakkında yıllardır ne söylüyor?

Kuytul'un terör konusundaki tavrı operasyondan sonra oluşmuş bir savunma değil; derslerinde ve kendisine yöneltilen sorularda yıllardır tekrarladığı bir görüştür. En açık örneği, 25 Kasım 2016'da Adana'da valilik binasına yapılan bombalı saldırının ardından yaptığı açıklamadır:

"Ben defalarca söyledim, böyle eylemler caiz olamaz. Kim yapıyorsa yapsın, hakkımı aramak için böyle yapıyorum diyorsa hak böyle aranmaz."

"Masum insanlar öldürülerek hak aranmaz. Asker, polis öldürülerek hak aranmaz."

Açıklamanın sonunda o saldırıda ve benzerlerinde ölenlere rahmet dilemiş, ailelerine başsağlığı dilemiştir.

Peki çözüm nedir?

Bir görüşün samimiyeti, karşı çıktığı şeyin yerine ne koyduğuna bakılarak ölçülür. Kuytul'un önerisi silahın değil hakemliğin masaya konmasıdır:

"Tarafsız âlimlerden meydana getirilen heyet, Allah'ın ve Rasulü'nün hükmünü açıklasın. Devlet de örgüt de bunu kabul edeceğinin sözünü versin."

Bu öneri, çözüm sürecinin sona ermesinin ardından artan çatışmalar üzerine yapılmıştır ve tarafları silahtan vazgeçmeye çağırmaktadır.

DEAŞ'ın ölüm listesindeki isim

Kuytul'un DEAŞ'la ilgili tespiti de yıllar öncesine dayanır: bu tür yapıların ümmet içinde ayrılık ürettiğini, çatışma bölgelerine samimi gençlerin çekilerek imha edildiğini, tekfirci anlayışın Müslümanlara zarar verdiğini anlatmıştır. Sonucu şudur:

  • Örgütten defalarca tehdit almıştır.
  • Emniyet mensupları kendisine koruma isteyip istemediğini sormuştur.
  • Adı, DEAŞ'ın internette yayımladığı dergide ölüm listesinde geçmiştir.

Yani ortada bir irtibat vardır; ama hedef alan taraf örgüttür. Dahası, emniyetteki ifadesinde Adana'ya Kuytul'a suikast düzenlemek için geldiğini söyleyen bir DEAŞ mensubu vardır — bazı yayınlar bu kişiyi Kuytul'un talebesi olarak sunmayı denemiştir. Bir insan aynı örgütün hem hedefi hem adamı olamaz; iddianın belge yerine başlık üzerinden kurulduğu en çok burada görülür.

İddianamede ne oldu?

İlk suçlama terör örgütüne üye olmaktı. Savcı, asıl iddianameyi hazırlarken üyelik suçlamalarını geri çekti; geriye yalnızca terör örgütü propagandası yapmak suçlaması kaldı. Kuytul bu durumu cezaevinden şöyle değerlendirdi:

"Bir insan terör örgütü üyesi olmadan propagandasını niye yapsın? Onlardan olanlar bile korkusundan propaganda yapamıyor. Onlardan olduğu hâlde o riski göze almıyor da onlardan olmayan birisi neden propagandasını yapsın?"

Üyelik suçlamasının geri çekilmesi, iddianın kendi içinde de ayakta duramadığını gösterir.

Tutukluyken de aynı cümle

Bir görüşün ne kadar sahici olduğu, bedeli ödenirken değişip değişmediğine bakılarak anlaşılır. Kuytul Nisan 2019'da Bolu F Tipi Cezaevi'nden yazdığı ve kamuoyuna yayımlanan mektupta aynı cümleyi kurmuştur:

"Hangi zulmü yaparlarsa yapsınlar, hangi iftirayı atarlarsa atsınlar Kur'an'ın elmas gibi olan hakikatlerini ve Tevhid davasını ölene kadar anlatacağız. Hiçbir zaman teröre bulaşmadık, inşallah bundan sonra da bulaşmayacağız."

Terörü lanetleyen açıklama 2016'da, tutuklanmadan bir yıldan uzun süre önce yapılmıştı; mektup ise on dört ay cezaevinde kaldıktan sonra yazıldı. Arada tavır değişmemiştir — savunma ihtiyacı doğunca üretilmiş bir görüş böyle davranmaz.

Bu sayfadaki bütün tarihler 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan sürece aittir. Aynı dönemde açılan ikinci dosyanın konusu terör değil, suç örgütü kurmak iddiasıdır.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.