Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kişilerle Yaşanan Tartışmalar

"İnsanları Din ile Aldatıyor" İddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul, insanlara sağdan yaklaşarak din üzerinden onları aldatmakta, çevresindeki samimi insanları kandırmaktadır.

İddiayı yapan: İlahiyatçı Faruk Beşer (sosyal medya paylaşımları) ve Mazlumder Adana Şube Başkanı Orhan Göktaş ("Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi?" başlıklı yazı)28.07.2016

Gerçek

Bu itham iki ayrı tartışmada, iki ayrı kişi tarafından tekrarlandı. Ağustos 2014'te Mazlumder Adana Şube Başkanı Orhan Göktaş, Alparslan Kuytul'un çevresindeki samimi insanları kandırdığını yazdı. 12 Nisan – 28 Temmuz 2016 arasında ise ilahiyatçı Faruk Beşer, sosyal medya paylaşımlarında sağdan yaklaşan şeytan benzetmesini kullanarak aynı şeyi söyledi: din, insanları aldatmak için kullanılıyor.

İkisinde de eksik olan aynı şeydir: somut örnek. Din ile aldatmak bir fiildir; hangi derste, hangi fetvada, hangi kayıtta işlendiği gösterilebilir. Otuz yılı aşan ders, konferans ve soru-cevap arşivinin tamamı açık dururken içinden tek bir örnek seçilmedi.

Kuytul'un cevabı da tam buraya oturur. Kur'an zannın çoğundan sakınmayı emreder (Hucurat 12); ağır bir ithamda bulunup şahit getiremeyenler hakkındaki hüküm Nur suresinde açıktır. Peygamber'in ölçüsü de aynıdır: delil getirmek iddia sahibine düşer. Delilsiz bir itham, muhatabını değil ithamda bulunanı bağlar.

Göktaş'ın yazısında delil olarak yalnızca Tevbe suresinin 31. ayeti anılmıştı. O ayetin muhatabı, Allah'ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal sayan din adamları ve bunu kabul eden halktır. Kuytul'un kayıtlarda duran tavrı ise bunun tersidir: haramı helal gösterenlere karşı çıkmak, derslerinde yıllardır tekrarladığı başlıklardan biridir.

Geriye bir örnek değil, bir yakıştırma kalıyor.

Aynı iki metinden çıkan diğer ithamlar ayrı sayfalarda: cemaat mensuplarının "sürü" olduğu iddiası ve "kendisine hocaefendi dedirtiyor" iddiası.

Aynı ithamın iki adresi

Din ile aldatma ithamı, birbirinden bağımsız iki tartışmada karşımıza çıkıyor.

Birincisi Ağustos 2014'te, Mazlumder Adana Şube Başkanı Orhan Göktaş'ın Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi? başlıklı yazısı. Orada Kuytul'un çevresindeki samimi insanları kandırdığı, hatta Allah'ı kandırabileceğini düşündüğü ileri sürülüyordu.

İkincisi 12 Nisan – 28 Temmuz 2016 arasında, ilahiyatçı Faruk Beşer'in sosyal medya paylaşımları. Orada da sağdan yaklaşan şeytan benzetmesi kullanılmış, dinin bir aldatma aracı olarak kullanıldığı söylenmişti. Aynı paylaşımlarda yöneltilen darbe suçlaması ayrı bir sayfada ele alındı.

Böyle bir itham nasıl ispatlanır?

Din ile aldatmak soyut bir kusur değil, işlenmiş bir fiildir. İspatı da fiile bakar:

  • haramı helal, helali haram gösteren bir fetva,
  • bilinen bir hakikati gizleyen ya da tersini öğreten bir ders,
  • din gerekçe gösterilerek elde edilmiş bir menfaat.

Bunlardan herhangi biri gösterilseydi tartışma bir günde biterdi. Otuz yılı aşan ders, konferans ve soru-cevap kaydının tamamı yayında; içinden bir tanesi seçilip önümüze konabilirdi. İki ithamda da bu yapılmadı — ne bir ders adı, ne bir tarih, ne bir cümle.

Delil yükü nerede duruyor

Kuytul cevabında meseleyi buraya çeker. Kur'an, zannın çoğundan sakınmayı emreder (Hucurat 12). Nur suresinde ağır bir ithamda bulunup şahit getiremeyenler hakkındaki hüküm açıktır. Peygamber'in ölçüsü de aynı yöndedir: delil getirmek iddia sahibine düşer.

Bu ölçüye göre muhataptan temize çıkmasını beklemek yanlış yerden başlamaktır. Sorumluluk, ithamı dile getirenin üzerindedir ve bir tek örnek göstermekle yerine gelir.

Delil diye gösterilen ayet

Göktaş'ın yazısı, cemaat mensuplarına Tevbe suresinin 31. ayetini okumalarını tavsiye ederek biter. Ayet, hahamlarını ve rahiplerini Allah'ın yanında rab edinenlerden söz eder. Buradaki rab edinmenin ne olduğu ise tefsirlerde bellidir: o din adamlarının Allah'ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal saymaları ve halkın bu hükmü kabul etmesidir.

Yani ayetin muhatabı, dinin hükmünü değiştiren din adamlarıdır. Ayeti tavsiye eden yazı, Kuytul'un hangi haramı helal, hangi helali haram kıldığını söylemez. Söyleyemez, çünkü kayıtlardaki tavır bunun tersidir: haramı helal gösterenlere karşı çıkmak, derslerinde ve konferanslarında yıllardır tekrarladığı başlıklardan biridir.

Bir ayeti delil olarak öne sürmek, o ayetin kime baktığını da göstermeyi gerektirir.

Cevabın biçimi

Kuytul bu ithamlara aynı sertlikte karşılık vermedi. Kendi ifadesiyle, üç buçuk ay boyunca sessiz kalmasının sebebi İslam düşmanlarını sevindirmemekti; cevap yazması, ithamın darbe suçlamasına kadar uzamasıyla oldu.

Cevabın sonunda hakkını helal etmediğini bildirdi, darbe ithamı üzerinden karşılıklı bir lanetleşme çağrısı yaptı ve meseleyi Allah'a havale ettiğini yazdı. Sözün burada bitmesi de bir tutumdur: itham cevaplanmış, ama iddia sahibine aynısıyla karşılık verilmemiştir.

Aynı iki metinden çıkan diğer ithamlar: cemaat mensuplarının "sürü" olduğu iddiası, "kendisine hocaefendi dedirtiyor" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.