"Zulüm Kime Yapılırsa Yapılsın Karşısındayım"

Gerçek
Aşağıdaki sözler, 8 Şubat 2018 – 5 Aralık 2019 tutukluluğunun ardından Aralık 2019'da verilen röportajlara aittir. Alparslan Kuytul'a burada sorulan şey şuydu: haksızlığa uğrayanın kim olduğu, ona sahip çıkıp çıkmamayı değiştirir mi?
Cevabı bir ölçü halinde veriyor:
"Haksızlık kime yapılırsa yapılsın, ister Cumartesi Anneleri'ne ister Yahudilere ister Hıristiyanlara ister komünistlere fark etmez."
Bu ölçüyü boşlukta bırakmıyor, kime uyguladığını sayıyor: kayıp yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, KHK ile görevinden ihraç edilenler, tek bir kişinin yaptığı yüzünden topluca suçlanan Ensar Vakfı, ve haksızlığa uğradığında CHP ile HDP. Kendi çevresine yapılan zulmü savunmak kolaydır; bu listenin tamamı kendi çevresinin dışındadır.
Ölçünün gerçekten bir ölçü olup olmadığı ise şu cümlede görülüyor. Kuytul'u hapse atan hükümetin kendisinden söz ediyor:
"AKP beni hapse attı; bana o kadar zulmettiler, onun hesabını Allah'a verirler. Ancak hükümete şu anda bir haksızlık yapılsa ben onları savunurum."
Bu tavrın bir bedeli de oldu: kendi tutukluluğunda diğer cemaatlerden destek gelmemesini görüş ayrılığına değil particiliğe bağlıyor ve karşılığında tek bir cümle söylüyor: "Partiye zarar gelsin, İslam'a zarar gelmesin!"
Kendi tespiti ise sert: "Müslümanlar mazlumun yanında yer almayı öğrenemediler."
Ölçü nedir?
Alparslan Kuytul'un bu konudaki ilk cümlesi bir istisna listesi değil, bir kural: haksızlığa uğrayanın kimliği, ona sahip çıkılıp çıkılmayacağını belirlemez. Kendi ifadesiyle "İslam haklıyı konuşmaktır" — ve "Sağcıya da solcuya da yapılsa bu zulümdür."
Bir ölçünün gerçekten ölçü olup olmadığı, kolay olduğu yerde değil zor olduğu yerde anlaşılır. Bu yüzden aşağıdaki örneklerin hepsi Kuytul'un kendi çevresinin dışındadır.
Cumartesi Anneleri
Kayıp yakınlarının bir mezarı olsun diye oturma eylemi yapan annelerin engellenmesini, İslami kesimlerin bu sese kulak vermemesini eleştiriyor. Ona göre burada sorulacak soru annelerin siyasi görüşü değil, ortada bir haksızlık olup olmadığıdır.
KHK ile ihraç edilenler
Kuytul'un en çok yanlış anlaşılan tavrı bu. Anlattığına göre Gülen cemaatini 1998, 2005 ve 2013 tarihli konuşmalarında açıkça eleştirmişti; Türkçe Olimpiyatları, "Dinler Arası Diyalog" ve İsrail'in kınanmaması onun yıllar öncesinden itirazlarıydı.
Darbe konusundaki tavrı da nettir: "Darbeye sonuna kadar karşıyım. Darbeyle bağlantısı olanlar suçludur." Savunduğu insanlar başkalarıdır — darbeyle ilgisi olmadığı hâlde bir bankaya para yatırdığı, bir okulda öğretmenlik veya bir hastanede doktorluk yaptığı için işini ve özgürlüğünü kaybedenler.
"Ben darbecileri değil masum insanları savundum. Hapsi de göze aldım."
Ayrımı ise Cumhurbaşkanı'nın kendi cümlesine bağlıyor: "'At izi it izine karıştı' demişti hani cumhurbaşkanı. Ben de 'yaşla kuruyu beraber yakmayın' dedim." Aktardığına göre devletin savcısı 11 bin 480 kişinin Bylock yönünden masum olduğunu açıklamıştı; Kuytul'un istediği şey de bu — dosyaya tek tek bakılması.
Ensar Vakfı, CHP, HDP
Hükümete yakın bir vakıf söz konusu olduğunda ölçü değişmiyor: bir kişinin işlediği suç yüzünden bütün camianın suçlanmasına da itiraz ettiğini söylüyor. Aynı şekilde haksızlığa uğrayanın CHP ya da HDP olması durumunda da karşı çıkacağını belirtiyor.
"Biz, Hakk'tan taraf olmalıyız. İslam, doğruları konuşmaktır."
Ölçünün sınırı: kendisini hapse atanlar
Buradaki cümle, sayfanın tamamını taşıyan cümledir. 22 ay tutuklu kaldıktan sonra, o süreçten sorumlu gördüğü hükümet için söylüyor:
"AKP beni hapse attı; bana o kadar zulmettiler, onun hesabını Allah'a verirler. Ancak hükümete şu anda bir haksızlık yapılsa ben onları savunurum."
Bir ölçünün kişisel hesaba açılmadığı yer burasıdır: mağduriyet, aynı ölçüyü karşı tarafa uygulamayı askıya almanın gerekçesi sayılmıyor.
Peki neden başkaları sessiz kaldı?
Kendi tutukluluğunda diğer cemaatlerden destek gelmemesini görüş farkına değil, particiliğe bağlıyor: ona göre parti taassubu hakkın önüne geçmiş, "AKP'yi eleştirirsek bu CHP'ye yarar" mantığı yerleşmiştir. Cevabı tek cümledir: "Partiye zarar gelsin, İslam'a zarar gelmesin!"
Susmanın koruyucu olmadığını da söylüyor — "susa susa bitersiniz". Hz. Ali'den naklettiği ölçüyü ise asgari sorumluluk olarak öne sürüyor: zulme engel olunamıyorsa hiç değilse duyurulmalıdır, çünkü duyulduğunu bilen bir gücün onu sürdürmesi zorlaşır.
Bu sayfadaki sözler Aralık 2019 tarihlidir ve 2018–2019 sürecine aittir. Aynı dönemin diğer başlıkları: 22 ayın 14 ayı tek kişilik odada ve tutuklanma sebebi olarak saydığı üç madde.