Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kendi Sözleriyle

Neden KHK Mağdurlarını Savundum?

Gerçek

Bu metin, 30 Ocak 2018 operasyonu ve 8 Şubat 2018 tutuklamasının ardından 5 Aralık 2019'da tahliye olan Alparslan Kuytul'un hemen ardından verdiği iki röportajdan derlenmiştir: 10 Aralık 2019'da Gazete Duvar'a, 11 Aralık 2019'da TV5'e. Bir iddiaya cevap değildir; konuyu kendi ifadesinden aktarır.

Tutumu tek bir ayrıma dayanır: darbeye karışan ile karışmayan aynı kefeye konulamaz. Darbe hakkındaki hükmü açıktır — "Darbeye sonuna kadar karşıyım. Darbeyle bağlantısı olanlar suçludur." İtirazı, ikinci gruba yapılanadır:

"Darbeyle bağlantısı olmayan, sırf Bank Asya'ya para yatırdığı için zulme uğrayan masum insanları savundum. Ben darbecileri değil masum insanları savundum."

Dayandığı iki rakam vardır. Kanun hükmünde kararnamelerle görevinden çıkarılan kişi sayısı 150 bine yakındır. ByLock gerekçesiyle işlem görenler arasından ise 11.480 kişinin bu yönden masum olduğu, bizzat devletin savcısı tarafından açıklanmıştır. Buradan çıkardığı talep bir af değildir: suçu sabit olana ceza verilsin, elinde ByLock kaydı olanın da kaydın içeriğine bakılsın.

Kimin için konuştuğunu da tarif eder — o kurumlarda öğretmenlik ya da doktorluk yapmış, orada hizmetli olarak çalışmış, o okullarda okumuş insanlar. Kendi özeti tek cümledir: "Yaşla kuruyu beraber yakmayın."

Bunu savunurken kendi hesabına bir şey istemiyordu: "Bana mı yapmışlardı? Ben mi atılmıştım KHK ile?"

Gülen cemaatine yönelik eleştirileri bu tutumun yerine geçmez; onlar 1990'lara uzanır ve ayrı bir başlıkta ele alınıyor: "Gülen'i ancak 15 Temmuz'dan sonra eleştirdi" iddiası.

Metin nerede ve ne zaman söylendi?

Alparslan Kuytul, 30 Ocak 2018'de Furkan Vakfı'na yönelik operasyonun ardından 8 Şubat 2018'de tutuklandı, 5 Aralık 2019'da tahliye edildi. Aşağıdaki sözler tahliyesinden hemen sonraki iki röportajdan derlenmiştir: 10 Aralık 2019'da Gazete Duvar'a verdiği söyleşi ve 11 Aralık 2019 akşamı TV5'te katıldığı canlı yayın.

Ayrım nerede başlıyor?

Kuytul darbe konusunda bir tereddüt bırakmaz: darbe, halkın verdiği yetkinin silahla geri alınmasıdır ve buna karışan suçludur. Söylediği şey cezanın kimde kalması gerektiğiyle ilgilidir.

"Yüz binlerce insan hakkında işlem yapıldı, on binlercesi hapse atıldı. Bunların darbeyle alakası yok. Bunlar alt düzeyde insanlar. Birçoğu AKP'ye oy veren insanlardı geçmişte."

İki rakam

Dayandığı veriler kendi tahmini değil, sürecin resmî büyüklükleridir. Kanun hükmünde kararnamelerle görevinden çıkarılan kişi sayısı 150 bine yakındır. ByLock ise pek çok dosyada tek başına bir işaret olarak kullanılmıştı; sonrasında 11.480 kişinin bu program yönünden masum olduğu savcılık tarafından açıklandı ve bu sayının artabileceği belirtildi.

Kuytul'un sorusu bu iki rakamın arasındadır: aynı yöntem on binden fazla kişide düzeltilmek zorunda kalınmışsa, geri kalanı neye dayanarak kesin sayılıyor?

İstenen şey af değil, dosyaya bakılması

Talebi tek cümleyle özetlenebilir — bir kayıt, hükmün kendisi yerine geçmesin:

"Siz, darbecilere ceza verin. ByLock'la ilgili de içeriğine bakın. 'ByLock varsa tamam, bu adam darbecidir' deyip de ceza vermeyin."

Kimin için konuştuğunu da açıkça sayar: o kurumlarda öğretmenlik ya da doktorluk yapmış, oralarda hizmetli olarak çalışmış, o okullarda okumuş insanlar. Cumhurbaşkanı'nın "at izi it izine karıştı" sözünü hatırlatıp kendi cümlesini ekler: "Yaşla kuruyu beraber yakmayın."

Bunu savunmanın kendisine bir faydası yoktu

Kuytul kararnameyle ihraç edilmiş biri değildir, savunduğu kesimin içinde de yer almaz. Kendi sorusu budur:

"Meselâ bana bir şey mi yapıyorlardı, ben KHK'lıları savundum? Bana mı yapmışlardı? Ben mi atılmıştım KHK ile?"

Bedelini de hesaba kattığını söyler: "Hapsi de göze aldım." Eklediği bir cümle daha vardır — savunduğu kesimin kendisi bile, kendi mensupları için o kadar konuşmamıştır.

Bu bir savunma mı, propaganda mı?

Bu tutumun en çok karıştırıldığı nokta burasıdır: mağdurları savunmak, o yapının görüşlerini savunmak sayılmıştır. Kuytul'un cevabı, kendisiyle o yapı arasındaki mesafeyi hatırlatmakla başlar — aynı yayında, onları 1980'lerden beri eleştirdiğini, eleştirilerinin de ilmî olduğunu söyler: yaptıklarının İslam'a göre doğru olmadığını ve bu şekilde İslam'a zarar verdiklerini yıllarca anlatmıştır.

"Ben, neden onların propagandasını yapayım ya da neden onlara yardım edeyim? Benim yaptığım şey, haksızlıklara karşı gelmek."

Aradaki fark tek cümleyle konulabilir: bir görüşü savunmak ile bir insanın hakkını savunmak aynı şey değildir. Kuytul'un savunduğu şey ikincisidir.

Ölçü kişiye göre değişmiyor

Asıl gerekçe mağdurun kimliği değil, ölçünün kendisidir — haksızlık kime yapılırsa yapılsın aynı şeydir ve aynı ölçüyü kendisini hapse atan tarafa da uygular. Bu ölçü ve uygulandığı örnekler "Zulüm kime yapılırsa yapılsın karşısındayım" sayfasında ayrıca ele alınıyor.

Gülen cemaatine yönelik eleştirileri bu sayfanın konusu değildir ve 15 Temmuz 2016'dan çok öncesine uzanır: "Gülen'i ancak 15 Temmuz'dan sonra eleştirdi" iddiası · "FETÖ propagandası yaptı" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.