"AK Parti Bir Proje miydi?" Sorusuna Verdiği Cevap
Gerçek
Aşağıdaki değerlendirme 10 Aralık 2019 tarihli Gazete Duvar röportajına aittir; Alparslan Kuytul beş gün önce, 5 Aralık 2019'da tahliye edilmişti. Konuşulan şey hakkındaki dosya değil, 2000'li yılların siyasi tablosudur.
Soru doğrudandı: AK Parti bir proje miydi? Cevabı da öyle: "Evet demekten başka çare yok."
Gerekçesini iki örneğe dayandırıyor. Türkiye'de Necmettin Erbakan bir yıllığına başbakan yapıldı, sonra darbeyle indirildi; aynı kalıbın Mısır'da Muhammed Mursi'ye uygulandığını söylüyor. Ona göre buradaki hesap, İslami kimlikli isimleri iktidara getirip başarısız kılmak ve halkı onların eliyle İslam'dan soğutmaktır.
İkinci ve daha kapsamlı gördüğü sebep bölgeseldir. Amerika'nın Ortadoğu planı, İslami kimliği olan bir hükümetle daha az direnişle yürür: solcu bir başbakanın Irak politikası halkta tepki toplar, namaz kılan bir kadronun aynı politikası ise "bunların bir bildiği vardır" diye karşılanır.
Somut örneği 2003'tür: tezkere Meclis'ten geçmediği hâlde İncirlik Üssü üzerinden Irak'ın işgaline destek verilmiştir. Kuytul bu desteği hem siyasi hem dinî olarak reddediyor.
Tabloyu bağladığı cümle şudur:
"Hükümetlere verilen rol, gerçekten iktidar olmak değildir, bir fabrikanın müdürlüğüdür. Ne kadar iyi çalışırsa çalışsın, patronlara yarar."
Bu sayfada aktarılan, belgeyle sabit bir tespit değil, Kuytul'un kendi siyasi okumasıdır. Sayfa o okumayı olduğu gibi aktarır; doğruluğunu ayrıca ilan etmez.
Hangi röportaj, hangi tarih?
Bu sayfadaki sözlerin tamamı 10 Aralık 2019 tarihli Gazete Duvar röportajından alınmıştır. Alparslan Kuytul 8 Şubat 2018'den beri tutukluydu ve 5 Aralık 2019'da tahliye edilmişti; röportaj tahliyeden beş gün sonra yapıldı. Burada konuşulan konu dosya değil, geriye dönük bir siyasi değerlendirmedir.
Soru ve cevap
Gazeteci, Kuytul'un Irak'ın işgali sürecine dair sözlerini hatırlatıp doğrudan soruyor: AK Parti bir proje miydi? Cevap tek cümle:
"Evet demekten başka çare yok."
Devamında bu cevabı iki ayrı gerekçeye ayırıyor. Birincisi bir yöntem tarifi, ikincisi bir amaç tarifi.
Birinci gerekçe: getirip başarısız kılmak
Kuytul'a göre İslami kimlikli siyasetçilerin iktidara gelişi bazen engellenmez, tam tersine kolaylaştırılır — çünkü asıl hedef, o kadronun başarısız görünmesidir. Verdiği iki örnek şudur:
- Türkiye'de Necmettin Erbakan bir yıllığına başbakan yapıldı, ardından darbeyle indirildi.
- Mısır'da Muhammed Mursi'ye aynı kalıp uygulandı.
Sonucu da şöyle özetliyor: insanlar İslam'dan, "İslamcı" diye bilinen kadroların yüzünden soğutulmuş olur. Yani zarar sadece siyasi değil, dinîdir.
İkinci gerekçe: "Ortadoğu Projesi"
İkinci gerekçe daha kapsamlıdır ve Kuytul'un asıl vurgusu buradadır. Ona göre Amerika'nın Irak ve Ortadoğu planı, İslami kimliği olan bir hükümetle çok daha az direnişle yürür. Gerekçesi psikolojiktir: solcu bir başbakanın aynı politikası halkta "Müslüman Irak halkını sattı" tepkisini doğururdu; namaz kılan, eşi başörtülü bir kadronun politikası ise "bunların bir bildiği vardır" diye karşılanır.
Bu okumaya göre 2002'deki hükümet değişikliği de bu ihtiyacın sonucudur: Ecevit hükümeti hızla düşürüldü, acil seçime gidildi, sonrasında yeni kadro geldi.
Delil olarak gösterdiği tarih: 2003
Kuytul bu değerlendirmeyi havada bırakmıyor, tek bir somut olaya bağlıyor: 2003 yılında Irak'ın işgali sırasında tezkere Meclis'ten geçmediği hâlde İncirlik Üssü üzerinden işgale destek verilmesi. Bu desteği baştan itibaren reddettiğini, itirazının siyasi olduğu kadar dinî de olduğunu söylüyor: Müslümanların öldürülmesi için verilen yardım, ona göre haramdır.
Bu tarih, sayfanın en somut kısmıdır — sonraki bütün değerlendirmesini üzerine kurduğu nokta budur.
"Bir fabrikanın müdürlüğü"
Kuytul'un bütün değerlendirmesini tek cümlede toplayan benzetmesi şudur:
"Hükümetlere verilen rol, gerçekten iktidar olmak değildir, bir fabrikanın müdürlüğüdür. Ne kadar iyi çalışırsa çalışsın, patronlara yarar."
Benzetmenin iddiası, müdürün kötü çalıştığı değil; iyi çalışsa bile kazancın başka bir yere aktığıdır. Yani mesele tek tek hükümetlerin performansı değil, hükümetlerin içine yerleştirildiği çerçevedir.
Aynı röportajda bu görüşün, iktidarı aklama anlamına gelmediğini de söylüyor. Görünen sorumluluğu zaten herkesin gördüğünü, kendisinin ayrıca görünmeyenden söz ettiğini belirtiyor.
Bu sayfa neyi anlatıyor, neyi anlatmıyor
Burada aktarılan, bir belge ya da mahkeme tespiti değildir; Kuytul'un kendi siyasi okumasıdır ve öyle sunulmuştur. Tarihler ve örnekler açıkça yazıldı ki okuyucu değerlendirmeyi kendisi tartabilsin.
Aynı röportajda tutuklanma sebebi olarak saydığı üç maddeyi ayrıca ele aldık: Neden tutuklandım? Kendi verdiği üç cevap. Bu sayfa yalnızca 2019 sonundaki açıklamaları konu alır; bugün ayrı ve devam eden bir yargı süreci vardır ve buradaki hiçbir bilgi o sürece dair değildir.