Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Siyaset İddiaları

"Bir partinin ya da muhalefetin yanında" iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul'un siyasi açıklamalarının arkasında bir parti tercihi vardır. Konuştuğu başlıklar ve zamanlama, muhalefetle ortak bir gündemi paylaştığını, dolayısıyla bir din adamı olarak değil bir siyasi taraf olarak konuştuğunu göstermektedir.

İddiayı yapan: Bu iddiayı dile getiren çeşitli kişiler ve sosyal medya hesapları13.12.2019

Gerçek

Bu cevabın dayandığı sözlerin bir kısmı 27 Ocak 2018 tarihli bir soru-cevaptan, bir kısmı da 5 Aralık 2019'daki tahliyesinin ardından Aralık 2019'da TV5'te katıldığı programdan alınmıştır. İkisinde de desteklenen bir parti adı geçmez.

Kuytul parti siyasetini kendi konusu saymadığını açıkça söyler:

"Ama bu, günlük siyaset değildir; yani A partisi B partisi için ne demiş, bu beni ilgilendiren bir mesele değildir. Zaten hiçbirini desteklemiyorum."

Ölçüsünü de parti olarak değil fıkıh olarak tarif eder: "Ben taassup sahibi değilim... Marifet bende değil. İslam fıkhında marifet." Bir kararın doğru mu yanlış mı olduğuna, onu kimin verdiğine bakarak değil, helal-haram ölçüsüne bakarak karar verdiğini söyler.

Bu ölçünün sınaması kolaydır. 2003'te Irak'ın işgaline verilen desteğe ve 2011'den itibaren Suriye politikasına yönelttiği itirazlar, hükümetin en güçlü olduğu yıllara aittir: ortada ne bir mağduriyeti ne de yanına yazılabileceği bir cephe vardır.

Ölçü ters yönde de işler. Eleştirdiği partinin haksızlığa uğraması halinde onu da savunacağını, haksızlığa uğrayanın CHP ya da HDP olması halinde de aynı tavrı alacağını söylemiştir. Ortada paylaşılan bir gündem değil, herkese aynı anda uygulanan tek bir ölçü vardır.

Yakın başlıklar: "hoca siyasete karışmamalı" iddiası ve "sadece kendi mağduriyeti için eleştiriyor" iddiası.

İddia ne diyor?

Bu iddia sözlerin içeriğiyle değil, arkasındaki niyetle ilgilidir: Kuytul siyasi konularda konuşuyorsa, bunun sebebi bir parti tercihi ya da muhalefetle paylaşılan bir gündemdir. Niyet tartışması sonu gelmeyen bir tartışmadır; bu yüzden aşağıdaki cevap kayıtlara ve ölçüye bakıyor.

Ayrımı kendisi koyuyor

27 Ocak 2018'de "neden bu kadar siyasetle ilgileniyorsun" sorusuna verdiği cevapta, dinin yalnızca ibadetleri düzenleyen bir alan olmadığını, idare etmeye dair hükümleri de bulunduğunu söyler. Ülkenin ve dünyanın gidişatı hakkında konuşmayı bu yüzden vazife sayar. Hemen ardından da sınırı çizer:

"Ama bu, günlük siyaset değildir; yani A partisi B partisi için ne demiş, bu beni ilgilendiren bir mesele değildir. Zaten hiçbirini desteklemiyorum."

Aynı konuşmada bu alanı kendine ayırmaz da: siyasetten anlayan hocaların memleketin gidişatı hakkında görüş bildirmesi gerektiğini, bunun sadece kendi vazifesi olmadığını söyler. Bir parti hesabı olan kişi aynı alanı herkese açmaz.

Konuştuğu başlıkların kaynağı da bir parti programı değildir: devlet idaresi, savaş ve barış, antlaşmalar — bugün siyaset sayılan bu konuların fıkıhta karşılığı vardır. Bu tarafı ayrıca ele alındı: "fıkıhçı siyasetten anlamaz" iddiası.

Ölçü parti değil, fıkıh

Aralık 2019'daki programda isabetli çıktığı söylenen tespitlerin sebebi sorulduğunda, cevabı kendisini işaret etmez:

"Ben taassup sahibi değilim. Taassup aslında insanların görmemesine sebep oluyor. Ben bakarken Kur'an penceresinden bakıyorum."

"Marifet bende değil. İslam fıkhında marifet."

Cümlenin ikinci yarısı önemlidir: doğruyu bulmayı kendi zekâsına değil, bağlı kaldığı ölçüye bağlıyor. Böyle bir ölçü, karşısındaki kim olursa olsun değişmez — değişirse zaten ölçü olmaktan çıkar.

Üç sınama

Bir kişinin ölçüsünün gerçekten tarafsız olup olmadığı, ölçü kendi tercihinin aleyhine işlediğinde ne yaptığına bakılarak anlaşılır.

  • Zaman: 2003'te Irak'ın işgaline verilen desteğe, 2011'den sonra da Suriye politikasına itiraz etti. Bunlar henüz kendisine dokunulmamış, hükümetin de en güçlü olduğu yıllardı.
  • Yön: Eleştirdiği partinin haksızlığa uğraması halinde onu da savunacağını söyledi.
  • Kapsam: Haksızlığa uğrayan CHP ya da HDP olsa da aynı tavrı alacağını söyledi; savunduğu mağduriyetlerin bir kısmı hiçbir zaman kendi çevresine ait olmadı.

Bir parti çizgisi bu üç sınamanın hiçbirinden geçemez.

İddianın tutunabileceği tek nokta

Tahliyesinin ardından kendisini ilk arayanlardan biri Saadet Partisi Genel Başkanı olmuş, Kuytul da bu desteğe ve programı yayınlayan kanala teşekkür etmiştir. İddia buradan güç almak isteyebilir.

Ancak teşekkür destek değildir. Herkesin sessiz kaldığı bir dönemde sesini yükselten kişiye teşekkür etmek, o kişinin partisinin siyasetini benimsemek anlamına gelmez. Nitekim aynı programda, eleştirdiği partiyi de haksızlığa uğraması halinde savunacağını söylemiştir — teşekkürün ölçüyü değiştirmediğinin en açık göstergesi budur.

Sonuç

İddia, bir ölçüyü tarafgirlik sanıyor. Kuytul'un konuştuğu başlıklar — Irak, Suriye, Rus uçağının düşürülmesi, hak gaspları — parti gündemleri değil karar başlıklarıdır ve her birinde uyguladığı kıstas aynıdır. Hiçbir partiyi desteklemediğini açıkça söylemiş, bunu yirmi yıla yayılan bir tutarlılıkla göstermiştir. Bu yüzden etiket "Asılsız".

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.