Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kişilerle Yaşanan Tartışmalar

Cemaat Mensuplarının "Sorgulamayan Bir Sürü" Olduğu İddiası

Asılsız

İddia

Furkan Vakfı mensupları cahil ve beyinsizdir; sorgulamadan, körü körüne bir kişinin peşinden giden bir sürü durumundadır.

İddiayı yapan: İlahiyatçı Faruk Beşer (sosyal medya paylaşımları) ve Mazlumder Adana Şube Başkanı Orhan Göktaş ("Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi?" başlıklı yazı)28.07.2016

Gerçek

İtham iki tartışmada da aynı yere bakar. 12 Nisan – 28 Temmuz 2016 arasında ilahiyatçı Faruk Beşer, Furkan Vakfı mensuplarını cahil ve beyinsiz olmakla, hayvan yerine konulacak bir sürü olmakla andı. Ağustos 2014'te Mazlumder Adana Şube Başkanı Orhan Göktaş da samimi insanların körü körüne peşinden gittiğini yazmıştı.

İki metinde de tek bir isim yok. Binlerce kişi hakkında konuşuluyor ama ne bir kişi, ne bir olay, ne bir kayıt gösteriliyor. Cahillik ölçülebilir bir şeydir: kimin neyi bilmediği söylenir. Körü körüne gitmek de ölçülebilir: kimin neyi sormadan kabul ettiği gösterilir. İkisi de yapılmadı.

Gösterilebilen şey ise ithamın tersi yönündedir. Yıllara yayılan bir medrese çalışması, ortaokuldan üniversiteye uzanan eğitim faaliyetleri, kitaplar, dergiler, şehir şehir konferanslar ve kayıt altında tutulan bir soru-cevap arşivi ortada duruyor. Soru sormanın programın kendisi olduğu bir yerde sorgulamayan hükmü vermek, o arşivi hiç açmamayı gerektirir.

Kuytul buna aynı dille karşılık vermedi. Cevabında hatırlattığı tek şey, binlerce insan hakkında delilsiz konuşmanın onların hakkına girmek olduğudur.

Bir insanın neye niçin inandığı ölçülebilir: dinlediği ders, okuduğu kitap, sorduğu soru gösterilir. Toptan bir sıfat hiçbir şey ölçmez; yalnızca etiketler.

Aynı yazıdan çıkan bir diğer itham ayrı sayfada: sorgulayanların uzaklaştırıldığı iddiası. Aynı iki metinden çıkan üçüncü başlık: "insanları din ile aldatıyor" iddiası.

İtham ne zaman, kim tarafından

Ağustos 2014 — Mazlumder Adana Şube Başkanı Orhan Göktaş'ın Öncü Nesil mi Ölü Nesil mi? başlıklı yazısı. Orada Allah ve Peygamber sevgisiyle dolu samimi insanların böylelerinin peşinden gittiği, bunun da körü körüne bir bağlılık olduğu yazılıyordu.

12 Nisan – 28 Temmuz 2016 — ilahiyatçı Faruk Beşer'in sosyal medya paylaşımları. Burada dil daha da sertleşir: cahil, beyinsiz, hayvan yerine konulmuş bir sürü.

İki metin de bir kişiyi değil, binlerce kişiyi birden konu ediyor. İkisinde de bu kişilerden hiçbirinin adı geçmiyor.

Toptan sıfatın ispat sorunu

Bir kişi hakkında delilsiz konuşmakla binlerce kişi hakkında delilsiz konuşmak arasındaki fark, ikincisinin geri alınmasının imkânsızlığıdır: kimin adına özür dileneceği bile belli olmaz.

Üstelik ispat zor da değildir. Cahillik iddiası için bir örnek yeter: hangi mesele, kim, ne zaman. Körü körüne bağlılık iddiası için de aynısı geçerlidir — sorulmadan kabul edilmiş bir hüküm gösterilir. Her iki metinde de bunun yerine yalnızca sıfat var.

Bir de ölçü sorunu var. Aynı yakıştırma, dışarıdan bakıldığında herhangi bir topluluk için de kurulabilir: bir partinin seçmeni, bir derneğin üyesi, bir okulun mezunu. Herkese uygulandığında hiçbir şeyi ayırt etmeyen bir sıfat, tek bir topluluğa uygulandığında da bir şey anlatmaz; yalnızca o topluluğu tarif etmiş olmaz, işaret etmiş olur.

Ortada duran çalışma

İthamın karşısına konabilecek şey bir cümle değil, bir faaliyet listesidir:

  • yıllara yayılan medrese çalışması,
  • ortaokuldan üniversiteye uzanan eğitim faaliyetleri,
  • kitaplar ve süreli yayınlar,
  • şehir şehir yapılmış konferanslar,
  • kayıt altında tutulan ve yayımlanan soru-cevap arşivi.

Son madde özellikle önemlidir. Soru-cevap, bir cemaat mensubunun çıkıp şunu neden böyle söylüyorsunuz diye sorduğu ve cevabın kamuya açık kaydedildiği bir usuldür. Sorunun yasak olduğu bir yerde böyle bir arşiv birikmez.

Aynı şey medrese için de geçerlidir. Bir insanı yıllarca ders okutarak yetiştirmek ile onu sorgulamayan bir kalabalığın parçası haline getirmek aynı işlem değildir; ikincisi için ders gerekmez.

Kuytul'un verdiği cevap

Cevabın tonu ithamın tonuna benzemez. Kuytul, mensupları adına bir savunma listesi sıralamak yerine meseleyi hak kavramına bağlar: binlerce insanı görmeden, tanımadan cahil ve beyinsiz ilan eden kişinin karşılaşacağı asıl güçlük, o insanların hakkıdır.

Buna eklediği ikinci nokta ölçüyle ilgilidir. Sorgulamamak bir kusursa, bu kusur herkes için kusurdur. Bir grubun mensuplarını sorgulamamakla itham etmek, ancak sorgulamayı her yerde savunmakla tutarlı hale gelir. Ölçü tek tarafa işletildiğinde ortaya bir tenkit değil, bir yakıştırma çıkar.

Neden bu kadar kolay söyleniyor

Toptan sıfatın çekici tarafı, ispat gerektirmemesidir. Muhatabı da yoktur: kimse çıkıp ben o sürünün içinde değilim diyemez, çünkü kime dendiği belli değildir.

Bu yüzden böyle bir cümle tartışmayı bitirmez, başlamadan kapatır. Adı konmuş bir tenkit cevaplanabilir; adı konmamış bir sıfat cevaplanamaz.

Aynı metinlerden çıkan diğer başlıklar: sorgulayanların uzaklaştırıldığı iddiası, "insanları din ile aldatıyor" iddiası, "kendisine hocaefendi dedirtiyor" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.