Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

15 Temmuz

Darbelere neden karşı? 15 Temmuz röportajı

Gerçek

Bu metin, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 25 gün geçmişken, Ağustos 2016'da Furkan Nesli dergisine verilen röportajın darbe karşıtlığını gerekçelendiren bölümlerinden derlenmiştir. Bir iddiaya cevap değildir; bu başlıktaki diğer sayfaların dayandığı temel metindir.

Alparslan Kuytul darbelere üç ayrı gerekçeyle karşı çıkar.

Birincisi hak ve yetkiyle ilgilidir. Yetkiyi toplum, seçtiği kişilere vermiştir. Halkın orduya emanet ettiği silahı seçilmişlere doğrultmak, verilmemiş bir yetkiyi zorla almaktır. Kendi ifadesiyle: "Darbeler haksızlıktır. İslam ise haksızlıklara karşıdır."

İkincisi değişimin nasıl olacağıyla ilgilidir. Bir toplumdaki durum, o toplum kendini değiştirmedikçe değişmez (Ra'd 11). Bu yüzden devleti değiştirmenin yolu insanları ikna etmek ve yetiştirmektir; silahla yapılan değişiklik hem kalıcı olmaz hem de Allah'ın koyduğu toplumsal değişim yasasına aykırı düşer.

Üçüncüsü yöntemle ilgilidir. Peygamberler güç ve makam ele geçirip sonra darbe yapma yolunu seçmediler; tebliğ ettiler, insan yetiştirdiler, devleti bunun sonunda kurdular.

Röportajda Furkan Hareketi'nin darbeye tepkisini nasıl gösterdiği de anlatılır: darbe gecesi, darbenin reddedildiğini bildiren bir mesaj yayımlandı; ardından miting yapılmak istendi, izin verilmeyince 21 Temmuz 2016'da miting tarzında bir basın açıklaması yapıldı.

Metin ne zaman ve nerede söylendi?

Röportaj, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 25 gün geçmişken, Ağustos 2016'da Furkan Nesli dergisinin 64. sayısı için yapıldı. Aşağıdaki bölümler, İslam'ın sivil ve askerî darbelere nasıl baktığını soran ilk soruya verilen cevaptan derlenmiştir.

1. Darbe bir yetki gaspıdır

İlk gerekçe hak ve yetki üzerine kuruludur. Yetkiyi veren toplumdur; toplum darbecileri değil, seçilmişleri görevlendirmiştir. Orduya emanet edilen silahın seçilmişlere doğrultulması, verilmemiş bir yetkinin zorla alınması demektir:

"Halkın size teslim ettiği silahları seçilmişlere doğrultmak, haklarını ve yetkilerini ellerinden almaktır, gasp etmektir."

Kuytul buradan adalet tanımına geçer: Arapçada adalet, her şeyi yerli yerine koymak demektir; herkesin hakkının kendisine verilmesi de bunun gereğidir (Nahl 90). Ölçüt, hakkı gasp edilen kişinin kim olduğu ya da onunla aynı görüşte olunup olunmadığı değildir.

Bu noktada Hz. Peygamber'in peygamberlikten önceki gençliğinde katıldığı Hilfü'l-Fudûl ittifakını hatırlatır. Mekke'de malını satıp parasını alamayan yabancı bir tüccarın çağrısı üzerine bir grup Mekkeli toplanmış ve haksızlığa uğrayan kim olursa olsun hakkını zalimden alacaklarına yemin etmişti. Hz. Peygamber sonraki yıllarda bu ittifakı andığında, kendi döneminde böyle bir çağrı yeniden yapılsa yine katılacağını söylemiştir. Kuytul'un buradan çıkardığı sonuç şudur: haksızlığın karşısında durmak, mağdurun kimliğine bakılmadan yerine getirilecek bir görevdir.

2. Devleti değiştirmenin yolu toplumu değiştirmektir

İkinci gerekçe darbenin amacına bakar. Darbe yapanlar mevcut düzeni beğenmedikleri için, onu istedikleri şekle sokmak üzere darbe yaparlar. Kuytul'a göre bu, Allah'ın koyduğu toplumsal değişim yasasına aykırıdır:

"Allah'ın sünnetine göre Allah topluma verdiğini ancak toplum kendini değiştirdiği zaman değiştirmektedir."

Dayanağı Ra'd sûresinin 11. âyetidir: bir toplumdaki durum, o toplum kendinde olanı değiştirmedikçe değişmez. Buradan pratik bir sonuç çıkar. Yönetimden rahatsızsanız yapılacak iş bellidir — gece gündüz anlatırsınız, insanlar sizin haklı olduğunuza kanaat getirir, beğenmediğiniz yapının desteği çekilir ve o yapı kendiliğinden gider.

Eleştirisinin diğer yarısı da buradadır: insanlara anlatmak ve onları yetiştirmek yerine devlet içinde mevki tutmayı seçip, sonra silah zoruyla sonuç almaya kalkmak. Kuytul bunu tek cümlede toparlar:

"Devleti değiştirmenin yolu toplumu değiştirmektir, darbe değildir."

3. Peygamberî yöntemle bağdaşmaz

Üçüncü gerekçe yöntemle ilgilidir. Peygamberlerin hiçbiri gücü ve makamları ele geçirip ardından darbe yolunu seçmedi:

"Bunun için dinlerinden taviz vermediler, tebliğ yaptılar, insanları eğittiler ve onlarla devlet kurdular."

Buna bir de zorlama meselesini ekler: Allah dinde zorlamayı bile kabul etmemişken, seçilmişleri silah zoruyla görevden indirmenin dinî bir gerekçesi olamaz.

Tepki nasıl gösterildi?

Röportajda "neden meydanlara çıkmadınız" sorusu da sorulur. Cevap üç aşamalıdır: darbe gecesi darbenin reddedildiğini bildiren bir mesaj yayımlandı; ardından miting yapılmak istendi, izin verilmeyince 21 Temmuz 2016'da miting tarzında bir basın açıklaması yapıldı. Kuytul'un altını çizdiği ayrım şudur: tepki demokrasi adına değil, İslam ve adalet adına gösterilmiştir. Bu soru ayrıca "Darbeye karşı meydanlara çıkmadı" iddiası sayfasında ele alınıyor.

Bu sayfa bir iddiaya cevap değildir; darbe başlığındaki diğer sayfaların dayandığı temel metindir. Darbe gecesi yapılan açıklamanın tam metni için: "Darbeden medet umdu" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.