Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

15 Temmuz

"Darbeyi önceden biliyordu" iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul 15 Temmuz darbe girişimini önceden biliyordu; darbeden bir gün önce yaptığı konuşmada "hükümetin kalemi kırılmıştır" diyerek hem darbeyi haber verdi hem de hükümeti tehdit etti.

İddiayı yapan: Konuşmanın kırpılmış hâlini yayan sosyal medya hesapları ve bazı haber siteleri16.07.2016

Gerçek

Bu iddia, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen ertesinde dolaşıma sokulan kırpılmış bir kayda dayanır. Kaydın alındığı konuşma 1 Temmuz 2016 tarihlidir; iddiayı yayanlar ise onu 14 Temmuz 2016'da yapılmış gibi göstermiştir. Tek yaptıkları budur.

Hangi tarihin doğru olduğu takvimden görülebiliyor. 14 Temmuz 2016 Perşembedir; oysa sözün geçtiği tefsir dersi yirmi iki yıldır Cuma günü yapılmaktadır. 1 Temmuz 2016 ise Cumadır — nitekim darbe haberi de aynı programın sonunda, 15 Temmuz 2016 Cuma gecesi duyurulmuştur.

Aradaki iki hafta, cümlenin anlamını tamamen değiştirir. Darbeden bir gün önce söylenmiş sayılırsa kehanet ya da tehdit gibi durur; kendi tarihinde okunduğunda ise aylardır tekrarlanan bir siyasî değerlendirmenin son halkasıdır.

Nitekim aynı tespit o gün ilk kez dile getirilmiş de değildir. Kuytul, hükümetin "kaleminin kırıldığı" benzetmesini 10 Şubat 2016'da, ABD Başkan Yardımcısı Biden'ın Ankara ziyareti sorulduğunda da kullanmış, Mart 2016'da aynı uyarıyı tekrarlamıştır — yani darbeden aylar önce.

Dayanağı da gizli bir bilgi değil, herkesin gazetelerden takip ettiği dış politika gelişmeleriydi: ABD Başkanı'nın Cumhurbaşkanı ile görüşmek istememesi, uluslararası törenlerde Cumhurbaşkanı'na gösterilen protokol tavırları, Almanya Meclisi'nin Ermeni soykırımı tasarısını kabul etmesi. Kuytul bunlardan, bazı güçlerin hükümeti bitirmeye karar verdiği sonucunu çıkarmış ve dikkatli olunması için uyarmıştır.

Kendi ifadesiyle: "Benimki bir analiz, gaybı bilen Allah…"

Darbe girişiminin kendisini ise beklemediğini açıkça söylemiştir: "Hükümetin kaleminin kırıldığını gördüm. Ama cemaate yaptıracaklarını tahmin etmiyordum."

Aynı sözün Cumhurbaşkanı'na hakaret sayılması ayrı bir iddiadır ve 10 Ocak 2019'da beraatla sonuçlanmıştır: "Kalemi kırılmıştır" hakaret iddiası.

İki tarih, tek cümle

İddianın tamamı bir tarih oynamasından ibarettir. Konuşma 1 Temmuz 2016'da yapıldı; darbe girişimi 15 Temmuz 2016 gecesi oldu. Arada iki hafta vardır. Kaydı dolaştıranlar konuşmanın tarihini 14 Temmuz diye vererek, cümleyi darbenin arifesine taşıdılar.

Bu, kelimeleri değiştirmeden yapılan bir çarpıtmadır ve tam da bu yüzden fark edilmesi zordur. Cümle aynı cümledir; değişen yalnızca üstündeki tarihtir.

Kontrol etmek de zor değildi. Konuşma kapalı bir toplantıda değil, kaydı alınıp yayımlanan bir programda yapılmıştı; kaydın kendi tarihi vardır. İddiayı yayanların yapması gereken tek şey o tarihe bakmaktı. Bakılmadı, çünkü bakıldığında geriye anlatacak bir hikâye kalmıyordu.

Takvim tek başına da yeterliydi: 14 Temmuz 2016 Perşembeye, 1 Temmuz 2016 ise Cumaya denk gelir ve sözün geçtiği tefsir dersi yirmi iki yıldır Cuma günü yapılmaktadır. Bu ayrıntı ayrı bir başlıkta tek tek ele alınıyor: Konuşmanın tarihi nasıl değiştirildi?

Sözün dayanağı neydi?

Kuytul'un o dönemki değerlendirmesi, gizli bir kaynağa değil kamuya açık gelişmelere dayanıyordu:

  • ABD Başkan Yardımcısı'nın Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı ile görüşmemesi,
  • ABD Başkanı'nın Cumhurbaşkanı ile görüşmek istememesi,
  • Muhammed Ali'nin cenaze töreninde Cumhurbaşkanı'na gösterilen tavır,
  • Uganda ziyaretinde Cumhurbaşkanı'nın oturtulduğu protokol dışı düzen,
  • Almanya Meclisi'nin Ermeni soykırımı tasarısını kabul etmesi.

Bunlardan çıkardığı sonuç şuydu: bazı büyük güçler hükümeti bitirmeye karar vermiştir, hükümetin kazandığı itibar teker teker geri alınmaktadır ve dikkatli olunması gerekir.

Bu değerlendirmeyi ilk kez 1 Temmuz'da da yapmadı. Biden'ın Ankara ziyareti kendisine 10 Şubat 2016'da sorulduğunda, ziyaret sırasındaki açıklamaları hükümete verilmiş bir mesaj olarak okumuş ve aynı benzetmeyi orada da kullanmıştı; Mart 2016'da hükümeti aynı yönde bir kez daha uyardı. Yani 1 Temmuz 2016 konuşması, darbeden aylar önce başlamış bir değerlendirmenin tekrarıdır.

Uyarı mı, tehdit mi?

Konuşmanın kırpılan kısmı sorunun cevabını veriyor. Kuytul orada hükümete bir şey yapacağını değil, hükümetin bir şeye hazırlıksız yakalanacağını söylüyor ve sözü şöyle bağlıyor: "Beni dinlerlerse kendi hayırlarınadır, dinlemezlerse kendileri bilir."

Tehdit eden bir insanın cümlesi böyle bitmez. Bu, muhatabın kendi menfaatine yapılmış bir ikazın cümlesidir.

Darbeyi bekliyor muydu?

Kendisine doğrudan sorulduğunda verdiği cevap açıktır: hükümetin siyasî olarak yalnızlaştırıldığını görüyordu, ancak bunun bir askerî darbeye dönüşeceğini ve hele belirli bir cemaate yaptırılacağını tahmin etmiyordu. Beklentisi bu yönde bile değildi; dış bir müdahaleyi daha muhtemel görüyordu.

Bir siyasî gidişatı okumakla bir darbe planını bilmek arasındaki fark burada duruyor. Birincisi gazete okuyan herkesin yapabileceği bir şeydir; ikincisi suçtur. İddia, birincisini ikincisi gibi göstermek üzerine kuruludur.

Kendi ölçüsünü kendisi koydu

Kuytul aynı değerlendirmeyi anlatırken, yaptığı işin sınırını da söylemişti:

"Benimki bir analiz, gaybı bilen Allah…"

Gaybı bildiğini iddia etmeyen bir adamın, darbeyi önceden bildiği iddiasıyla suçlanması, iddianın kaynağının kendi sözleri olmadığını gösterir. Kaynak, kırpılmış kayıttır.

Bu iddianın hukuktaki karşılığı

Aynı konuşma iki ayrı suçlamaya konu oldu. Darbeyi önceden bilme iddiası, savcılık incelemesinin ardından dava konusu bile yapılmadı. Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasından ise 10 Ocak 2019 tarihinde beraat kararı verildi.

Beraat kararı ve sözün hakaret sayılıp sayılamayacağı ayrı bir başlıkta ele alınıyor: "Kalemi kırılmıştır" hakaret iddiası. Aynı dönemde dolaştırılan diğer kırpılmış kayıt için: "Darbe sevici bir vakıf" iddiası ve VGM incelemesi.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.