Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kendi Sözleriyle

"Derin Güçler" Derken Kimi Kastediyor?

Gerçek

Bu metin, 30 Ocak 2018 operasyonu ve 8 Şubat 2018 tutuklamasının ardından 5 Aralık 2019'da tahliye olan Alparslan Kuytul'un iki röportajından derlenmiştir: 10 Aralık 2019'da Gazete Duvar'a, 11 Aralık 2019'da TV5'e. Bir iddiaya cevap değildir; sık kullandığı bir tabiri kendi tarifiyle aktarır.

Kuytul "derin devlet" derken adı konmamış bir güçten söz etmez; kimi kastettiğini tarif eder:

"Laik demeyeyim, 'laikçilik' yapanlar, işi İslam düşmanlığına çevirmişler. Her laikliği savunan için söylemiyorum bunu. Bunlar etkili hâkim güçler."

Kastettiği bir inanç ya da bir siyasi tercih değil, devlet bürokrasisine hâkim olan ve laikliği İslam karşıtlığına çeviren bir çevredir. Cümlenin ortasındaki kayıt önemlidir: laikliği savunan herkesi kapsamaz.

Bu çevreyi hükümetten de ayırır. İkisinin rahatsızlığı ve talebi aynı değildir:

"Hükümet kendisine muhalefet edenlerin bitirilmesini istiyor ama bürokrasiye hâkim olan devlet, tamamının bitirilmesini istiyor."

Kendi dosyasını da bu iki başlığın buluşması olarak okur: bir taraf hükümete yönelttiği eleştirilerden, diğer taraf faaliyetin kendisinden rahatsızdı.

Tabirin iktidarı aklamak için kullanıldığı itirazına cevabı ise kısadır: "Onları aklamak gibi bir niyetim yok. O zaten görünüyor. Ben görünmeyenlerden de bahsediyorum."

Öngörüsü buradan çıkar. Yıllar önce AK Parti'ye hitaben söylediği cümleyle: "Bindiğiniz dalı size kestiriyorlar." Ona göre İslami faaliyetler bitirildikten sonra sıra, o tabana dayandığını söyleyen partiye gelecektir.

Metin nerede ve ne zaman söylendi?

Alparslan Kuytul 30 Ocak 2018 operasyonunun ardından 8 Şubat 2018'de tutuklandı, 5 Aralık 2019'da tahliye edildi. Bu sayfadaki sözler tahliyesinin hemen sonrasına aittir. Tabirin tarifi 10 Aralık 2019 tarihli Gazete Duvar söyleşisinden, öngörü bölümü ise 11 Aralık 2019 akşamı katıldığı TV5 canlı yayınından alınmıştır. Sayfadaki video o yayının tamamıdır; tarifin geçtiği bölüm videoda değil, yazılı söyleşidedir.

Tabir nerede geçiyor?

Kuytul, tutuklanmasının arkasında gördüğü üç sebebi sayarken bu tabiri ikinci sırada anar: hükümete yönelttiği eleştiriler, derin devletin planlarından söz etmesi ve en önemli gördüğü sebep olarak tevhidi anlatıyor olması. Bu üç maddenin kendisi "Neden tutuklandım? Kendi verdiği üç cevap" sayfasında ele alınıyor; buradaki konu ise ikinci maddedeki tabirin ne anlama geldiği.

Tabir kimi kapsıyor, kimi kapsamıyor?

Kuytul'un tarifi iki cümlelik bir tanım ve bir sınırlamadan oluşur:

"Aslında derin güçler hâkim memlekete. Laik demeyeyim, 'laikçilik' yapanlar, işi İslam düşmanlığına çevirmişler. Her laikliği savunan için söylemiyorum bunu."

Son cümle atlanmamalı. Kastedilen laiklik değil, laikliği bir din karşıtlığı programına dönüştüren bürokratik çevredir. Kuytul buna tarihsel bir gerekçe de bağlar: bir dava ilk ortaya konduğunda ona ilk karşı çıkanlar, mevcut düzenden yararlanan hâkim güçler ve makam sahipleri olmuştur.

İki ayrı rahatsızlık

Metnin en ayırt edici tarafı, iki tarafı birbirine karıştırmamasıdır:

"İki güçle karşı karşıya kaldım. Bana karşı birleştiler. Birisi AKP tarafı, diğeri de devlete hâkim olan derin güçler, bürokrasi… AKP tarafı hükümeti eleştirmemden rahatsız. Diğer taraf da faaliyetlerimden, açıklamalarımdan ve sayımızın çoğalmasından rahatsız."

Aradaki fark, aynı söyleşideki bir başka cümlede daha keskin görünür: hükümet kendisine muhalefet edenlerin bitirilmesini isterken, bürokrasiye hâkim olan devlet tamamının bitirilmesini ister. Yani birincisinin şikâyeti muhalefet, ikincisininki faaliyetin kendisidir.

Kapsam yalnızca cemaatler değil

TV5 yayınında bu ikinci taraftan gelen baskının kapsamını çizer. Ona göre kısıtlama hedefi cemaatlerle bitmiyor: cemaate bağlı olmayan hocalar, entelektüeller ve gazeteciler de aynı rahatsızlığın konusu.

"Bir güç, aslında Türkiye'deki bütün İslami faaliyetleri fazla buluyor. Hatta özgürlüğü fazla buluyor."

Kendi mağduriyetini de buraya yerleştirir: kanunların açıkça verdiği toplantı ve gösteri hakkının fiilen kullanılamaz hale gelmesini, bu "fazla bulma" tutumunun sonucu sayar.

Bu, iktidarı aklamak mı?

Söyleşide bu itiraz doğrudan yöneltilir: görünmeyen bir güce işaret etmek, makam sahiplerinin sorumluluğunu görmezden gelmek anlamına gelmez mi? Cevabı kısadır:

"Onları aklamak gibi bir niyetim yok. O zaten görünüyor. Ben görünmeyenlerden de bahsediyorum."

Bunun tutarlı olduğunu gösteren şey, aynı dönemde hükümete yönelttiği eleştirilerin sertliğidir — 2003'te Irak'ın işgaline verilen destekten başlayarak. Bu eleştirilerin geçmişi "Hükümeti sadece kendi mağduriyeti için eleştiriyor" iddiası sayfasında ele alınıyor.

"Bindiğiniz dalı size kestiriyorlar"

Metnin sonunu kuran cümle, yıllar önce AK Parti'ye hitaben söylediği bir uyarıdır:

"Siz, bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. Bindiğiniz dalı size kestiriyorlar. Önce cemaatleri bitirecekler, sizin tabanınızı yok edecekler, ondan sonrasında sıra, size gelecek."

TV5'te bunu açar: ona göre bu ekibin kendi tabanı ve kendi gücü yok; sahip olduğu şey dosyalar ve onlarla kurulan baskı. Bu yüzden hükümetin bir müddet güçlü kalmasını istiyorlar — kendi programları tamamlanana kadar.

Bu bölüm bir belge değil, bir öngörüdür; sayfa da onu öngörü olarak aktarıyor. Belgeye dayanan kısım, tabirin kimi kapsayıp kimi kapsamadığına dair kendi tarifidir. Hükümet eleştirilerinin düşmanlık olarak sunulması ayrı bir başlıktır: "AK Parti hükümetine düşmanlık yapıyor" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.