Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kırpılan Videolar ve Çarpıtılan Sözler

Bir Cümlenin Ortasından Kesmek: Kırpılan Videolar Nasıl Üretiliyor?

Gerçek

Bu sayfa bir iddiaya cevap değildir; bu başlıktaki diğer sayfaların ortak zeminidir. Anlattığı şey bir konu değil, bir yöntem: kırpılmış bir kaydın nasıl üretildiği.

Yöntemin gücü şurada duruyor — söylenen değiştirilmez, anlaşılan değiştirilir. Tek kelime eklenmediği, tek kelime çıkarılmadığı için kayıt "sahte" diye de reddedilemez. Üç adımda yapılıyor.

Bir: kesit alınır. Yirmi dakikalık bir konuşmadan üç-beş saniye çıkarılır. Cümle aynen durur, kaybolan şey ondan önce söylenen gerekçe ile sonra söylenen sonuçtur. Kesilen yer genellikle cümlenin anlamını taşıyan yerdir.

İki: tarih gizlenir ya da kaydırılır. Aynı cümle, üstündeki tarih iki hafta öteye taşındığında bambaşka bir şey anlatır. Bir değerlendirme kehanete, bir uyarı tehdide dönüşür — hem de tek harfine dokunulmadan.

Üç: muhatap değiştirilir. Belirli bir davranışı yapan küçük bir grup için söylenen söz, koca bir kesime söylenmiş gibi aktarılır. Cümleden "kim için söylendiği" bilgisi düştüğünde geriye yalnızca sert bir sıfat kalır.

Kuytul'un bu konudaki tavsiyesi tek cümledir ve tartışmayı kapatacak olan da odur: "Bizimle ilgili bir şey duyduğunuz zaman tamamını izleyin, kısaltılmışları izlemeyin."

Yöntemin belgelenmiş örnekleri bu başlıkta ayrı ayrı ele alınıyor: "Kalemi kırılmıştır" sözü hakaret miydi?, aynı konuşmanın tarihinin nasıl değiştirildiği ve "sokağa çıkan halka cani dedi" iddiası.

Birinci adım: üç-beş saniye

Kırpma, uydurmadan daha etkilidir. Uydurulan bir söz kaydı istenince çürür; kırpılan söz gerçekten söylenmiştir, kaydı da vardır. İtiraz edenin elinde yalnızca "devamı var" cümlesi kalır ki bu, kısa videoyu izlemiş birine zayıf gelir.

Örnekleri hep aynı ölçüdedir. Rus uçağının düşürülmesi üzerine sorulan bir soruya verilen cevaptan üç-dört saniye alınmış, geriye Rusya'yı savunan bir cümle kalmıştır; devamındaki "elbette ki Allah korusun bir savaş olacak olursa, elbette hep beraber Rusya'ya karşı savaşırız" bölümü kesitte yoktur. Afrin harekâtından önce yapılan on iki dakikalık askerî değerlendirmeden tek cümle alınmış, konuşmanın tamamındaki "Amerika sanki göz göre göre Türkiye'yi orada bataklığa çekiyor gibi" uyarısı görünmez olmuştur.

İkinci adım: tarihi oynatmak

Bu adım daha az bilinir ve daha çok iş görür. Bir konuşmanın anlamı, ne zaman yapıldığına bağlıdır. Aynı sözü olaydan iki hafta önce söylemekle bir gün önce söylemek arasındaki fark, öngörü ile suçlama arasındaki farktır.

Bu yüzden kırpılmış kayıtlarda tarih ya hiç verilmez ya da yanlış verilir. İki örnek de belgelidir. 29 Nisan 2011 tarihli bir ders kaydından alınan birkaç cümle, yedi yıl sonra yeni yapılmış bir açıklama gibi haberleştirildi. 1 Temmuz 2016 tarihli bir siyasî değerlendirme ise 14 Temmuz 2016'ya taşındı ve darbe gecesinin arifesine yerleştirildi. Okuyucunun bunu kontrol etmesi kolay değildir, çünkü kesitte kaydın kendi tarihi görünmez.

Üçüncü adım: muhatabı değiştirmek

Üçüncü yol, cümleyi olduğu gibi bırakıp kime söylendiğini değiştirmektir. 15 Temmuz 2016 gecesiyle ilgili bir kanun hükmünde kararnameyi değerlendirirken Kuytul, darbeye karşı sokağa çıkanların suçlanamayacağını açıkça söylemiş; sert sözünü yalnızca teslim olmuş, çoğu tatbikat denilerek getirilmiş askerlerin başını kesenler için kullanmıştır. Kesitte ilk bölüm yoktur; geriye sokağa çıkan halka söylenmiş gibi duran tek bir sıfat kalır. Bu örnek ayrı bir sayfada belgeleriyle ele alınıyor: "Sokağa çıkan halka cani dedi" iddiası.

Yöntemin işe yaradığının belgesi

Kırpılmış kaydın etkisini gösteren en açık örnek, iftiraya inanan birinin kendi anlattığıdır. Sosyal medyada dolaşan kısa videoyu gören bir vatandaş, Kuytul'u hiç tanımadığı hâlde rahatsız olmuş ve BİMER'e şikâyette bulunmuştur. Sonra kaydın tamamını ve ardından gelen tekzipleri izlemiş, videonun kurgu olduğunu, bazı bölümlerinin kesilmesiyle anlatılmak istenenin tersine çevrildiğini görmüş ve şikâyetini geri çekmiştir.

Bu tek olay iki şeyi birden gösterir: kesit, iyi niyetli bir insanı bile yanıltacak kadar etkilidir; kaydın tamamı ise o etkiyi bozacak kadar açıktır. Aradaki tek fark, izlenen sürenin uzunluğudur.

Neden kimse aslını sormadı?

Kırpılmış kayıtların haber yapıldığı süreç boyunca, hiçbir yayın kuruluşu Kuytul'a ya da vakfa "bununla ne demek istediniz" diye sormamıştır. Oysa doğrulamanın en ucuz yolu budur ve gazetecilik mesleğinin kendi kuralıdır.

Kuytul aynı eleştiriyi kendisini tenkit eden ilahiyatçılara da yöneltmiştir: bir fıkıhçının, hüküm vermeden önce olayı hâkim gibi incelemesi gerekir; yarım dakikalık bir video izleyip yirmi dakikalık konuşmayı izlememek, incelemek değildir.

Bu yöntemle üretilmiş iki iddianın belgeleriyle karşılaştırması: "Kalemi kırılmıştır" sözü Cumhurbaşkanına hakaret miydi?"Darbeyi önceden biliyordu" iddiası ve değiştirilen tarih.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.