Vakfın işlerinden Alparslan Kuytul'un sorumlu olduğu iddiası
Asılsız
İddia
Gerçek
Bu iddia, 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan ve 22 Ocak 2019'da mahkeme önüne gelen dosyaya aittir. Alparslan Kuytul 8 Şubat 2018'de tutuklandı; tutuklanmasının dayanağı, vakfa atfedilen fiillerden sorumlu olduğu varsayımıydı.
O varsayımı çürüten belge, dosyanın kendi içindedir. İddianamenin 50. sayfasına konulan Vakıflar Genel Müdürlüğü teftiş raporu şunu tespit eder: Alparslan Kuytul vakfın kurucularındandır, ancak vakfın icra organı olan mütevelli heyetinde herhangi bir görevi yoktur; konuşma ve eylemleri vakıflar mevzuatı bakımından suç teşkil eden bir konumda değildir.
Kuytul bu tespiti 10 Mayıs 2019 duruşmasında mahkemeye hatırlattı:
"VGM teftiş raporunda 'Alparslan Kuytul 1994 yılından bu yana hiçbir zaman yönetimde bulunmadığı için hiçbir şeyden sorumlu tutulamaz' derken, Hâkim bey söyler misiniz, ben neden hapisteyim?"
Belgeden bağımsız olarak dosyanın kendi yapısı da aynı yere çıkıyor. Suçlamalar 2014–2018 dönemine dayandırılmıştı. O yılların yönetim kurulu üyeleri serbestti; tutuklananlar ise hiç yönetimde bulunmamış kurucu ile göreve başlayalı altı ay olmuş son başkandı. Sorumluluk yönetimden geçiyorsa yönetenler neden dışarıdaydı, geçmiyorsa kurucu neden içerideydi?
Kuytul'un tutukluluğu 8 Şubat 2018'de başladı, 5 Aralık 2019'da sona erdi. Bu sürenin tamamı boyunca, sorumlu tutulamayacağını gösteren belge dosyanın içinde duruyordu.
Belge ne diyor?
Vakıflar Genel Müdürlüğü, Furkan Vakfı hakkında yapılan başvurular üzerine bir teftiş yürüttü ve raporunu yazdı. Rapor sonradan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı iddianameye eklendi; ilgili bölüm iddianamenin 50. sayfasında yer alıyor.
Raporda iki ayrı tespit var. Birincisi, vakfın yöneticilerinin bir terör yapılanmasına dâhil oldukları iddiası üzerine Adana Valiliği OHAL Bürosu'ndan yönetici isimleri sorgulanmış ve ciddi bir bulguya rastlanmamıştır. İkincisi, vakfın kurucularından olmakla birlikte icra organı konumundaki mütevelli heyetinde herhangi bir görevi bulunmayan Alparslan Kuytul'un konuşma ve eylemlerinin vakıflar mevzuatı açısından suç teşkil eden bir konumda bulunmadığı görülmüştür.
Aynı sayfa, kendisi hakkında işlem yapılmasını isteyen bir başvurucuya idarenin verdiği cevabı da içeriyor: başvuruda somut bir eylem ya da gerekçe gösterilmediği, konunun esas itibarıyla savcılıkların alanına girdiği ve bu hususta idarece yapılabilecek bir işlem bulunmadığı.
Mütevelli heyeti neden önemli?
Vakıflarda hukuki sorumluluk, resmî kayıtta yönetim organında görünen kişilere aittir. Mütevelli heyeti vakfın icra organıdır: kararı alan, imzayı atan, harcamayı yapan odur. Denetim de bu organ üzerinden yürür.
Alparslan Kuytul, vakfın 22 Kasım 1994'te kurulmasında kurucular arasında yer aldı. O tarihten sonra hiçbir dönem yönetim organında görev almadı. Bir kişinin bir kurumun manevi önderi sayılması onu o kurumun işlemlerinden sorumlu kılmaz; ceza sorumluluğu şahsidir ve kişinin kendi fiiline bağlanır. Rapor da tam olarak bunu söylüyor.
Dosyanın kendi içindeki çelişki
İddianamenin dayandığı olaylar 2014–2018 yıllarına ait. Buna rağmen o dönemin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri hakkında bir tutuklama yok. Tutuklananlar iki kişi: hiç yönetimde bulunmamış kurucu ve göreve başlayalı altı ay olmuş son başkan Ali Alagöz.
Kuytul bu tabloyu cezaevinden yaptığı bir telefon görüşmesinde şöyle özetledi:
"Eski ve yeni yönetim serbest, ben ve 6 aylık başkan içerideyiz… Bir kere benim vakıfta bir yöneticiliğim yok, ben sadece kurucusuyum."
Mesele bir kişinin haklılığından öte, iddianın kendi mantığının tutup tutmadığıdır. Vakfın işlerinde suç varsa sorumluluk yönetimden geçer ve o yılların yöneticilerine ulaşırdı. Sorumluluk yönetimden geçmiyorsa, hiç yönetici olmamış bir kişiye hiç ulaşmazdı. Dosya bu iki yoldan da gitmedi.
Kuytul mahkemede ne dedi?
10 Mayıs 2019 duruşmasında iddianamenin tümü için şunu söyledi:
"Hakkımda hazırlanan bu iddianame ihtimallere ve varsayımlara göre düzenlenmiş olup emniyet fezlekesinin aynısı olmakla beraber hukuki hatalar içermekte ve iftiralarla doludur."
Aynı savunmada, yargılamaya konu edilen olayların esasen Ağır Ceza Mahkemesi'nin değil hukuk mahkemelerinin alanına girdiğini de belirtti; vakıfların yönetimi ve denetimi bir ceza davasının değil, vakıflar mevzuatının konusudur.
Süre
Kuytul 8 Şubat 2018'de tutuklandı. 19 Mayıs 2019'da tutukluluğu on altı ayı doldurmuştu; tahliye 5 Aralık 2019'da geldi. Bu sürenin tamamında sorumlu tutulamayacağını gösteren belge dosyada duruyordu.
6 Ağustos 2019 itibarıyla dosyada yapılmamış işler de vardı: kimlikleri mahkemece bilinen gizli tanıklar dinlenmemiş, emniyetin el koyduğu makbuzlar ve avukatların sunduğu makbuz örnekleri incelenmemiş, burs verilen öğrenciler çağrılmamış, yurt olduğu ileri sürülen yerlere dair rapor ve mahkeme kararları dikkate alınmamıştı.
İlgili sayfalar: suç örgütü iddiası · şikâyet edilen konuşmaların suç teşkil ettiği iddiası. Buradaki bilgiler 30 Ocak 2018 operasyonuna ve 2018–2019 dosyasına aittir; devam eden başka bir yargı süreciyle karıştırılmamalıdır.