Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Koronavirüs ve Namaz Yasakları İddiaları

Cuma Namazı İtirazını Siyasete Alet Etti İddiası

Cuma Namazı İtirazını Siyasete Alet Etti İddiası

Çarpıtma

İddia

Alparslan Kuytul, koronavirüs salgını sırasında cuma namazının kılınmamasına gösterdiği tepkiyle dinî bir meseleyi siyasi malzemeye çevirmiş; ibadet yasağını hükümete muhalefet etmek için bahane olarak kullanmıştır.

İddiayı yapan: Bazı gazete ve televizyon haberleri ile sosyal medya hesapları29.05.2020

Gerçek

Tartışılan dönem Mart-Mayıs 2020'dir: camilerde cemaatle namaz ve cuma namazı 16 Mart 2020'de durduruldu, cuma namazı 29 Mayıs 2020'de yeniden kılınmaya başlandı. Kuytul'un itirazı bu iki tarih arasına aittir ve çerçevesi baştan sona fıkhîdir.

Dayandığı kural şudur: bir farz, birtakım önlemler alınarak yerine getirilebiliyorsa, o önlemleri alıp farzı yerine getirmek de farzdır; terk ancak başka hiçbir çare kalmadığında konuşulur. Kendi ifadesiyle: "Meselenin belki siyasi boyutları olabilir ama ben meseleye öncelikle siyasi yönden değil, ilmî ve fıkhî yönden baktım."

İtirazın siyasi olmadığını gösteren ilk delil, itirazın sınırıdır. Beş vakit namazın camide kılınamamasına benzer bir tepki göstermemiş, gerekçesini de açıkça söylemiştir: beş vakit namaz evde kılınabilir, ev de bir cemaat yeridir. Cuma ise evde kılınmaz. Siyasi bir çıkış arayan kişi böyle bir ayrım yapmaz, en geniş zemini seçerdi.

İkinci delil önerilerin kendisidir: maske, bir metre mesafe, girişte ateş ölçümü, herkesin kendi seccadesini getirmesi, sünnet kılınmadan çok kısa bir hutbe ve on dakikada biten bir cuma. Bunlar, 29 Mayıs 2020'de camiler açıldığında fiilen uygulanan tedbirlerin aynısıdır.

Haftalar önce önerilen tedbir ile sonunda uygulanan tedbir aynı ise, ortada siyasete alet edilen bir ibadet değil, erken dile getirilmiş bir fıkhî itiraz vardır.

Bu etiket neden "Çarpıtma"?

İddianın doğru olan tarafı: Kuytul yalnızca fıkıh konuşmadı; camilerin 29 Mayıs 2020'de açılmasını turizmin açılmasına bağladı, Diyanet'in fetvasını da eleştirdi.

Bunun neden bir kusur olmadığı: Bir kararın gerekçesini tartışmak, ibadeti muhalefet aracına çevirmek değildir. Sıralama ortadadır: önce hüküm, sonra yorum.

Hangi dönem konuşuluyor?

Bu sayfadaki her cümle 16 Mart - 29 Mayıs 2020 arasına aittir. 16 Mart 2020'de camilerde cemaatle namaz ve cuma namazı durduruldu; 29 Mayıs 2020'de cuma namazı, açık alanlarda ve tedbirlerle yeniden kılınmaya başlandı. Kuytul'un itirazı da, itiraza verilen cevap da bu iki buçuk aylık aralığın konusudur.

Kural: farzın terki son çaredir

İtirazın tamamı tek bir fıkhî kurala dayanır. Bir farz, birtakım önlemler alınarak yerine getirilebiliyorsa, o önlemleri almak da farzdır. Terk, ancak hiçbir çare kalmadığında gündeme gelir. Kuytul'un iddiası, cuma için o noktaya gelinmediğidir: alınabilecek önlemler mevcuttu ve uygulanmadı.

Namazın diğer ibadetlerden farkını da bu çerçevede anlatır: oruç yolculukta ve hastalıkta ertelenebilir, hac şarta bağlıdır, ama namaz yolculukta da hastalıkta da savaşta da düşmez.

İtirazın sınırı: neden yalnızca cuma?

İddianın en çok atladığı nokta budur. Kuytul beş vakit namazın camide kılınamamasına karşı benzer bir kampanya yürütmemiştir:

"Farkındaysanız beş vakit namazla ilgili çok fazla bir şey söylemiş değilim çünkü beş vakit namaz evde de kılınabilir, evde de kendi ailenizle cemaat yapabilirsiniz."

Bu ayrım tesadüf değil, çerçevenin kendisidir. Ev, beş vakit için bir cemaat yeridir; cuma ise evde kılınmaz, yerine getirilebilmesi için topluca bulunmayı gerektirir. Meseleyi siyasi bir zemin olarak kullanmak isteyen biri, itirazını en dar değil en geniş alandan kurar — "camiler kapatıldı" demek, "cuma namazı fıkhen düşmedi" demekten çok daha kolay yankı bulurdu.

Önerdiği tedbirler, uygulanan tedbirler

Kuytul'un cuma namazının nasıl kılınabileceğine dair sıraladıkları şunlardır:

  • maske takılması,
  • saflarda bir metre mesafe bırakılması,
  • girişte dezenfektan ve ateş ölçümü,
  • herkesin kendi seccadesini getirmesi,
  • sünnetlerin evde kılınması, hutbenin çok kısa tutulması,
  • namazın on dakika içinde bitirilmesi.

29 Mayıs 2020'de camiler açıldığında uygulanan tedbirler pratikte bu listedir. Kuytul o cuma namazını caminin avlusunda kılmış, girişteki dezenfektan kuyruğunu ve ateş ölçümünü kendisi anlatmıştır. Bir öneri, aylar sonra resmî uygulamanın kendisi hâline geldiyse, o öneriye "ibadeti siyasete alet etmek" demek zorlaşır.

Siyasete dair hiç konuşmadı mı?

Konuştu — ve bunu gizlemeye gerek yok. Camilerin 12 Haziran yerine 29 Mayıs 2020'de açılmasını bilimsel bir gerekçeye değil, 1 Haziran 2020'de turizm sektörünün açılmasıyla oluşan genel gevşemeye bağladı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın cuma namazının terkine dair fetvasını da açıkça eleştirdi.

Ancak bu, iddianın kurduğu şey değildir. Bir kararın gerekçesini tartışmak ile bir ibadeti muhalefet aracı yapmak aynı şey değildir. Kuytul'un sırası nettir: önce hüküm, sonra yorum.

"Ben öncelikle bir Müslümanım sonra bir hocayım. Benim olaya bakışım öncelikle ilmî anlamdadır."

Çarpıtma tam olarak nerede?

İddia, üç şeyi birbirinin yerine koyuyor: fıkhî bir itirazı siyasi bir hamle gibi, tedbir önerisini tedbir düşmanlığı gibi, bir kararın gerekçesine yöneltilen eleştiriyi ibadetin istismarı gibi gösteriyor. Üçünü ayırdığınızda geriye kalan cümle şudur: önlem alınarak kılınabilecek bir farz, önlem alınmadan terk edildi.

İlgili iki başlık daha var: "tedbir İslam'a ihanettir" dediği iddiası ve salgını ciddiye almadığı iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.