Koronavirüs ve Namaz Yasakları İddiaları
"Tedbir İslam'a İhanettir" Dediği İddiası
Çarpıtma
İddia
Gerçek
Cümle, 21 Mayıs 2020 gecesi Adana'da teravih namazı kılmak isteyenlerin gözaltına alınmasını anlatan haberlerde, Kuytul'un bayram sokağa çıkma yasağına verdiği tepki olarak tırnak içinde dolaşıma girdi. Bugüne kadar ne kaydı ne de metni gösterilebildi.
Yasak hakkında ne söylediği ise baştan sona kayıtlıdır: 22 Mayıs 2020 akşamı yapılan bayram konuşması. Konuşmanın konusu, o gece yarısı başlayacak dört günlük yasaktır (23-26 Mayıs 2020). İtiraz şuna yöneliktir: yasak, engellemek istediği şeyi engellemiyor. İnsanlar bayramlaşmayı yasağın başladığı güne sıkıştırmaz, cumadan da çarşambadan da bayramlaşır. Dolayısıyla ölçü, bulaşmayı azaltan bir tedbir gibi değil, bayram kültürünü aşındıran bir uygulama gibi durmaktadır. Söylenen budur.
Tedbirin kendisi hakkında ne dediği de aynı konuşmada duruyor:
"Tabii birtakım önlemler alınmalıdır. Virüs ile kavga edelim, diyen de yok."
"Sen bana 'bu virüsün bulaşmaması için mesafeli olmak zorundasınız' diyebilirsin. Tamam. Ben de buna uyarım."
Aynı konuşma dinleyenlere şu tavsiyeyle biter: "Kucaklaşmadan, tokalaşmadan, bir-bir buçuk metre mesafeden hızlı bir şekilde bayramlaşalım."
Bir kişi hem "tedbir ihanettir" deyip hem aynı konuşmada mesafeli ve temassız bayramlaşma tavsiye edemez.
Bu etiket neden "Çarpıtma"?
İddianın doğru olan tarafı: Bayram günlerine konulan sokağa çıkma yasağına gerçekten karşı çıktı ve bunu sert biçimde eleştirdi.
Bunun neden bir kusur olmadığı: Bir yasağın tutarlılığını tartışmak, tedbiri reddetmek değildir. Tırnak içindeki cümle ise aktarılmış değil, kurulmuştur: yasağın ölçüsüne yöneltilen itiraz, tedbirin kendisine yöneltilmiş gibi gösterilmiştir.
Cümle nereden çıktı?
21 Mayıs 2020 gecesi Adana'da, açık alanda teravih namazı kılmak isteyen bir grup gözaltına alındı. Ertesi günlerde çıkan haberlerde olay anlatılırken Kuytul'a ait olduğu söylenen bir cümle tırnak içinde dolaşıma girdi: bayram sokağa çıkma yasağına tepki gösterip "tedbirin İslam'a ve Müslümanlara ihanet olduğunu" iddia ettiği.
Bu cümlenin ne kaydı ne de metni gösterildi. Yasak hakkında söyledikleri ise kayıtlıdır: 22 Mayıs 2020 akşamı yaptığı bayram konuşması baştan sona yayındadır ve içinde böyle bir cümle yoktur.
22 Mayıs 2020'de gerçekte ne söyledi?
Konuşmanın bu bölümünün konusu, o gece yarısı başlayacak dört günlük sokağa çıkma yasağıdır. İtirazın mantığı basittir: yasak, hedeflediği şeyi durdurmuyor.
"Ben eğer bayramlaşacaksam, ailemle de arkadaşlarımla da bugün de bayramlaşırım. O halde pazar gününü yasaklamanın, sokağa çıkma yasağı ilan etmenin manası nedir?"
Buradaki iddia "önlem alınmasın" değil, "bu önlem bulaşmayı değil bayramı hedefliyor"dur. Kuytul'un rahatsızlığı, yasağın bayram ziyaretini ortadan kaldıramayacağını herkesin bilmesine rağmen bayram gününe konulmuş olmasıdır — ona göre bu, dinden kaynaklanan bir kültürün aşındırılmasıdır. Bu görüşe katılmak zorunlu değildir; ama tartışılan şey budur.
Konuşmanın gerisi de aynı yere bakar. Minareler arasına asılan mahyaların o Ramazan'da asılmamasını, sokağa asılan "Hoş geldin Ramazan" brandalarının gece kimse yokken kesilmesini sıralar ve tek bir soru sorar: bunun bulaşmayla ne ilgisi var? Şikâyet ettiği şey bir sağlık kuralı değil, Ramazan'ın ve bayramın kamusal görünürlüğünün silinmesidir.
Tedbir hakkında söyledikleri
Aynı konuşmada tedbire dair üç ayrı cümle vardır ve üçü de aynı yöne bakar:
- "Tabii birtakım önlemler alınmalıdır. Virüs ile kavga edelim, diyen de yok."
- "'Bu virüsün bulaşmaması için mesafeli olmak zorundasınız' diyebilirsin. Tamam. Ben de buna uyarım."
- "Kucaklaşmadan, tokalaşmadan, bir-bir buçuk metre mesafeden hızlı bir şekilde bayramlaşalım."
Sonuncusu konuşmanın kapanışıdır. Yani "ihanet" ithamının atfedildiği konuşma, dinleyicilere mesafeli ve temassız bayramlaşma tavsiye ederek bitmektedir.
Sahada ne yapıldı?
Söz ile davranış arasındaki tutarlılık, aynı günlerin görüntülerinde de görülebilir. 21 Mayıs 2020 gecesi cami ve park kapalı olduğu için kaldırımda namaz kılmak isteyenler maskeliydi ve aralarında mesafe vardı. Ertesi sabah, gözaltındakileri bekleyen kalabalığın kıldığı sabah namazı haberlerde "sıfır mesafeli namaz" başlığıyla verildi; oysa aynı haberin kendi görüntüsünde saflar arasında yaklaşık bir buçuk metre mesafe vardır.
Aynı yöntem iki yerde birden işliyor: mesafeli kılınan namaz "mesafesiz" diye, tutarsızlığa yöneltilen itiraz "tedbir düşmanlığı" diye aktarılıyor.
Çarpıtma tam olarak nerede?
Bir sözü çarpıtmanın en etkili yolu, onu yanlış aktarmak değil, hedefini değiştirmektir. Cümlenin öznesi de yüklemi de aşağı yukarı korunur, yalnızca neye söylendiği değişir:
| Söylenen | Aktarılan |
|---|---|
| Bayram gününe konulan yasak bayramlaşmayı engellemiyor, bayram kültürünü hedefliyor. | Tedbir almak İslam'a ihanettir. |
| Mesafe kuralına uyarım, uyulmasını da tavsiye ederim. | Tedbirleri reddediyor. |
Tırnak işareti, okuyucuya "bu adamın kendi cümlesi" der. Gösterilemeyen bir cümleyi tırnak içine almak, aktarma değil imalattır.
Bu konuyla birlikte okunması gereken iki başlık: cuma namazı itirazının siyasete alet edildiği iddiası ve salgını ciddiye almadığı iddiası.