Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Konferans Engellemeleri ve Baskılar

"Furkan Vakfı'nın programları güvenlik riski taşıyor" iddiası

Asılsız

İddia

Furkan Vakfı'nın konferansları ve programları güvenlik riski taşımaktadır; salonların kapatılması, izinlerin iptali ve etkinliklerin yasaklanması bu riskten kaynaklanmaktadır.

İddiayı yapan: İptal ve yasak kararlarında gerekçe olarak güvenliği gösteren idari makamlar (İskenderun Kaymakamlığı, Adana Valiliği)29.05.2016Kaynak

Gerçek

Güvenlik gerekçesi, 2014'ten 2018'e uzanan engelleme kararlarının ortak imzasıdır: konferans afişleri toplatıldı, kapalı spor salonları verilmedi, düğün salonu sahipleri caydırıldı, kadınlara yönelik programlar iptal edildi.

Böyle bir gerekçenin tek bir sınavı vardır: daha önce yapılan programlarda ne oldu? Cevap kayıtlıdır.

  • Yıllar boyunca yapılan yüzlerce konferansta bir cam ya da sandalye kırılmamış, bir kişinin burnu kanamamıştır.
  • 29 Mayıs 2016 — Hatay Valiliği İskenderun İstasyon Meydanı'nda açıklamaya izin verdiğinde, on binden fazla kişinin katıldığı program olaysız sona ermiştir.
  • 22 Nisan 2017 — Adana'da gaz, tazyikli su, plastik mermi ve copla müdahale edilmesine rağmen kalabalıktan polise bir tek taş atılmamıştır.

İkinci madde, gerekçeyi kendi şartlarında sınar: aynı gün, aynı insanlar, aynı şehir. Fark eden tek şey iznin verilmiş olmasıydı — ve izin verilince ortada güvenlik sorunu kalmadı.

Üçüncü madde ise belirleyicidir. Bir topluluğun tehlikeli olup olmadığı, en rahat olduğu anda değil, en çok tahrik edildiği anda anlaşılır. O an geldi, sonuç değişmedi.

İki olayda da caddeye taşan görüntüyü üreten şey programın kendisi değil, engellenmesiydi: İskenderun'da otoyol, yollar önceden tutulduğu için kapandı; Adana'da yürüyüş, park dağıtıldığı için oluştu.

Burada konuşan, engellenen tarafın kendi savunması değil, olayların sonucudur. Yüz kere sınanıp yüz kere boş çıkmış bir gerekçe, gerekçe olmaktan çıkar.

Gerekçe hep aynıydı

2014'ten 30 Ocak 2018 operasyonuna kadar uzanan dönemde Furkan Vakfı'nın programları çeşitli biçimlerde engellendi: afişler toplatıldı, kapalı spor salonları verilmedi, düğün salonu sahipleri vazgeçirilmeye çalışıldı, kadınlara yönelik konferanslar iptal edildi. Kararların gerekçesi genellikle tek kelimeydi: güvenlik.

Bu gerekçe, iddia edildiği sürece tartışılabilir. Ama sınanabilir de — çünkü yapılmış programların kaydı vardır.

Birinci sınav: yüzlerce konferansın sicili

Vakıf yıllar boyunca yüzlerce konferans düzenledi. Bunların hiçbirinde bir cam ya da sandalye kırılmadı, kimsenin burnu kanamadı. Kuytul'un yasak kararlarına itirazı da buradan başlar: milli güvenliği tehlikeye atan ya da kamu düzenini bozan tek bir örnek gösterilememiştir.

İkinci sınav: 29 Mayıs 2016, İskenderun

İskenderun'da yapılacak İstanbul'un Fethi ve Fetih Nesli konulu konferans için 11 Mayıs 2016'da kaymakamlığa başvuruldu ve izin verildi. On binlerce el ilanı ve afiş basıldıktan sonra izin, güvenliğin sağlanamayacağı gerekçesiyle geri alındı.

29 Mayıs 2016 Pazar günü Hatay'a giden yollar tutuldu; otobüsler kontrol noktalarında durduruldu, yolcular indirildi, bir kısmı yaya bırakıldı. İskenderun'a ulaşmaya çalışan yaklaşık yedi-sekiz bin kişi Erzin'deki bir tesiste kuşatıldı. Otoyola yaya çıkmak zorunda kalan kalabalığa biber gazı ve tazyikli suyla müdahale edildi; bir kişinin ayağı kırıldı, otoyol çift yönlü kapandı.

Aynı günün sonunda Hatay Valiliği, İskenderun İstasyon Meydanı'nda basın açıklaması yapılmasına izin verdi. Kontrol noktalarında tutulanlar da bırakıldı ve on binden fazla kişinin katıldığı program olaysız sona erdi.

Bu, gerekçe açısından en açık ölçüdür: aynı gün, aynı insanlar, aynı şehir. Fark eden tek şey iznin verilmiş olmasıydı — ve izin verilince ortada güvenlik sorunu kalmadı.

Üçüncü sınav: 22 Nisan 2017, Adana

Adana'da yasaklanan konferansın ardından Atatürk Parkı'nda yapılmak istenen basın açıklamasına ağır biçimde müdahale edildi: TOMA'lardan biber gazı karıştırılmış tazyikli su, gaz bombası, plastik mermi, köpek ve cop. Kırıklar ve yaralanmalar oldu.

Buna rağmen binlerce kişiden polise bir tek darbe inmedi, bir taş atılmadı. Risk iddiasının en çok işine yarayacağı an buydu; o anda bile karşılığı çıkmadı.

Riski üreten neydi?

Her iki olayda da caddeye taşan görüntüyü üreten şey programın kendisi değil, programın engellenmesiydi. İskenderun'da otoyol, yollar tutulduğu için kapandı; Adana'da yürüyüş, park dağıtıldığı için oluştu. Kuytul'un bu konudaki cümlesi kısadır:

"Hâlbuki Atatürk Parkı'nda basın açıklamasına müsaade etselerdi hiçbir şey olmazdı."

Geriye kalan

Vakıf, 30 yıla yaklaşan çalışma geçmişinde mensuplarının hiçbir suça karışmadığını, kimseye zarar vermediğini söylüyor. Bu, tarafın kendi beyanıdır ve tek başına delil sayılmaz. Ama bunu çürütmek kolaydır: aksi bir tek örnek göstermek yeterlidir. Yasak kararlarını verenlerin elinde yıllara yayılan yüzlerce program varken böyle bir örnek gösterilmemiştir.

Bir gerekçenin doğruluğu, onu kimin söylediğine değil, sınandığında ne çıktığına bakılarak ölçülür. Burada üç kez sınandı ve üçünde de boş çıktı.

İlgili başlıklar: İskenderun konferansı gerçekten güvenlik gerekçesiyle mi iptal edildi ve "olay çıkacağını bile bile gitti" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.