Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Konferans Engellemeleri ve Baskılar

"Olay çıkacağını bile bile gitti" iddiası

Bağlamından koparılmış

İddia

Alparslan Kuytul, 22 Nisan 2017'de Adana'da olay çıkacağını bile bile oraya gitmiş, o gün yaşanan gerginliğin sorumlusu olmuştur.

İddiayı yapan: Olayın ardından basında ve sosyal medyada dolaşan yorumlar22.04.2017

Gerçek

Olay, 22 Nisan 2017 Cumartesi günü Adana'da yaşandı. Aqua Park salonunda yapılacak Model İnsan Hz. Peygamber konulu konferans bir gün önce, 21 Nisan 2017'de valilik kararıyla yasaklanmıştı; bunun üzerine Atatürk Parkı'nda bir basın açıklaması yapılmak istendi.

İddianın ters çevirdiği şey olayların sırasıdır. Müdahale, Kuytul parka gelmeden önce başlamıştı. Açıklamayı dinlemek için erken gelen birkaç yüz kişiye TOMA'lardan biber gazı karıştırılmış tazyikli su sıkıldı, gaz bombası atıldı, plastik mermi kullanıldı, üzerlerine köpek salındı, copla vuruldu. O gün burnu, kolu, ayağı ve kürek kemiği kırılan, gözü zarar gören insanlar oldu.

Kuytul oraya, bu haber kendisine ulaştıktan sonra gitti:

"Ben, hakkımı kullanmak için gittim. İzin almak zorunda değilim."

Kalabalığın tarafından o gün polise bir tek taş atılmadı.

Bu etiket neden "Bağlamından koparılmış"?

Doğru olan kısım şudur: Kuytul, orada müdahalenin sürdüğünü bilerek gitti. Bunu inkâr etmiyoruz; kendisi de aynı şekilde anlatıyor.

Ancak bu bir kusur değildir. Birincisi, gidişi olayı başlatmadı; o yola çıktığında müdahale çoktan yapılmıştı. Sıralama tersine çevrilince sebep ile sonuç da yer değiştiriyor. İkincisi, kanuni bir hakkı kullanmak üzere bir yere gitmek, orada uygulanan zorun gerekçesi sayılamaz. Sayılırsa hakkın kendisi ortadan kalkar: engelleneceğini tahmin ettiğiniz her yere gitmemeniz beklenir.

Bu yüzden asıl soru neden gitti değil, parka erken gelen birkaç yüz kişiye neden böyle davranıldığıdır.

Önce takvim: 22 Nisan 2017, Adana

Furkan Vakfı Adana'da Model İnsan Hz. Peygamber başlıklı bir konferans hazırlığındaydı. Önce belediyeye ait Mimar Sinan Açık Hava Tiyatrosu istendi, verilmedi; ardından Aqua Park salonu kiralandı. 21 Nisan 2017 Cuma günü emniyet üzerinden konferansın yasaklandığı bildirildi.

Bunun üzerine ertesi gün, 22 Nisan 2017 Cumartesi, Atatürk Parkı'nda bir basın açıklaması yapılmasına karar verildi. Yer tesadüfen seçilmemişti: Adana Valiliği'nin basın açıklamasını yasakladığı on kadar nokta vardı ve Atatürk Parkı o listenin dışındaydı.

Müdahale kime, ne zaman yapıldı?

İddianın atladığı nokta burada. Açıklamayı dinlemeye gelenlerin ilk grubu parka erken vardı; sayıları üç yüz ile beş yüz arasındaydı ve Kuytul henüz orada değildi. Müdahale bu kalabalığa yapıldı: TOMA'lardan biber gazı karıştırılmış tazyikli su, gaz bombası, plastik mermi, köpek ve cop. Burnu, kolu, ayağı, kürek kemiği kırılanlar ve gözü zarar görenler oldu; bir kadının başörtüsü çekildi.

Kuytul olaya, bu haberi aldıktan sonra dâhil oldu. Yani gidince olay çıktı cümlesi, çıkmış bir olayın üzerine kuruluyor.

Gitmenin hukuki karşılığı

Basın açıklaması için izin alma zorunluluğu yoktu. Anayasa'nın 34. maddesi herkesin önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyebileceğini söyler; 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 3. maddesi de aynı hükmü tekrar eder.

Aynı kanunun 17. maddesine göre vali veya kaymakam belirli bir toplantıyı en fazla bir ay erteleyebilir; yasaklayabilmesi için suç işleneceğine dair açık ve yakın bir tehlikenin bulunması gerekir. Bir basın açıklamasında böyle bir tehlikenin ne olduğu o gün de, sonrasında da gösterilmedi.

Kuytul olay yerinde emniyet amirine, açıklamanın konferansla değil, Cem Küçük'ün Mavi Marmara'ya katılanlar hakkındaki sözleriyle ilgili olduğunu ve Adana'da basın açıklaması için izin zorunluluğu bulunmadığını hatırlattı. Amir bunun aksini söyleyemedi, valiye sormaya da gerek görmeden müdahale emri verdi.

Sorunun yönü

Neden gittin sorusu, sorulmayan bir soruyu gizler. Kuytul'un cevabı bunu işaret eder: emniyete neden plastik mermi kullanıldığı, neden köpek salındığı, neden başörtüsüne el uzatıldığı sorulmadan gidene soru sorulmaktadır. Kendi ifadesiyle:

"Ben böyle bir zulüm yapılırken arkadaşlarını yalnız bırakacak korkak ve döneklerden değilim."

Yürüyüş nasıl oluştu?

Dağıtılanlar, Kuytul'un geldiğini duyunca yeniden toplandı. Kalabalık büyüdükçe olay kendiliğinden bir yürüyüşe dönüştü, sloganlar atıldı, trafik kapandı. Onun kendi değerlendirmesi de aynı yönde:

"Hâlbuki Atatürk Parkı'nda basın açıklamasına müsaade etselerdi hiçbir şey olmazdı."

Yani o gün caddeye taşan görüntüyü üreten şey, açıklamanın yapılması değil, yapılmasının engellenmesiydi.

Ortada kalan tek ölçü

Bütün bu müdahaleye rağmen binlerce kişiden polise bir tek darbe inmedi, bir taş atılmadı. Bir kalabalığın tehlikeli olup olmadığı, en çok tahrik edildiği anda belli olur; o an geldi ve sonuç ortada kaldı.

İlgili başlıklar: yasak kararı neyi kapsıyordu ve "programlar güvenlik riski taşıyor" iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.