Oy kullananları tekfir ettiği iddiası

Asılsız
İddia
Gerçek
Burada iki ayrı şey birbirine karıştırılıyor: Kuytul'un kendisinin oy kullanmaması ile oy kullananı kâfir ilan etmesi. Birincisi doğrudur ve saklanmamıştır; ikincisi hiç olmamıştır.
Kendisine sorulduğunda verdiği cevap şudur:
"Ben hiçbir zaman oy kullananlara kâfir demedim. Tam tersine 'kâfir demeyin, böyle konuşmayın' dedim. Evet! Biz oy kullanmıyoruz."
Yani iddia edilen hükmü vermediği gibi, o hükmü verenleri de açıkça uyarmıştır.
Ölçüsü niyettir. Bir insan filan partiye oy vermenin İslam için daha faydalı olacağını düşünüyorsa, Kuytul bu niyeti hesaba katmak zorunda olduğunu söyler:
"Bir insan İslam'a hizmet maksadıyla ne yaparsa yapsın kâfir olmaz."
Bu cümlenin ardından koyduğu sınır da nettir: böyle bir kişiye "yanlış yapıyorsun" denebilir, "böyle hizmet olmaz" denebilir, hatta "bu günahtır" denebilir — ama kâfir denemez. Bir işi yanlış bulmakla o işi yapanı dinden çıkmış saymak arasındaki fark, bu sayfanın tamamının konusudur.
Fark bir incelik meselesi de değildir. Bir insana kâfir demek, onu din dairesinin dışına çıkarmak ve Müslüman kardeşliğini ortadan kaldırmaktır. Kuytul'un yıllardır tekfirciliğe karşı çıkmasının sebebi de tam olarak budur.
Aynı başlığın genel hâli için: tekfirci olduğu iddiası.
İddia nasıl kuruluyor?
İddianın çıkış noktası doğru bir bilgidir: Kuytul seçimlerde oy kullanmaz ve bunu hiç gizlememiştir. Buradan yapılan çıkarım ise yanlıştır — "oy kullanmıyorsa, oy kullananı kâfir sayıyor olmalı."
Bir şeyi kendisi için tercih etmemek ile o şeyi yapanı dinden çıkmış saymak arasında hüküm farkı vardır. İddia tam olarak bu iki adımı birbirine bağladığı yerde kopuyor.
Kendi tercihini zaten aynı cevabın içinde, tek cümleyle söylüyor: "Evet! Biz oy kullanmıyoruz." Saklanan bir görüş yok. Eklenen şey, o cümleden sonra gelen ve kendisine ait olmayan ikinci adımdır.
Kendi cevabı
Aynı soru kendisine defalarca soruldu. Cevabı hem net hem de iddianın tersi yönde:
"Ben hiçbir zaman oy kullananlara kâfir demedim. Tam tersine 'kâfir demeyin, böyle konuşmayın' dedim."
Yani ortada yalnızca "böyle bir hüküm vermedim" savunması yok; tekfir edenleri açıkça uyaran bir tavır var. Bu tavrın kaydı da yeni değil, yıllar öncesine ait.
Neden ölçü niyet?
Kuytul, oy veren kişinin ne düşündüğünü hesaba katmak gerektiğini söyler. Biri "filan partiye oy verirsem belki İslam için daha faydalı olur" diye düşünüyor ve buna samimiyetle inanıyorsa, hükmü verirken bu niyet göz ardı edilemez:
"Bir insan İslam'a hizmet maksadıyla ne yaparsa yapsın kâfir olmaz."
Bu cümle, tekfirci anlayışın tam karşısında durur. Tekfirci akım fiile bakıp hüküm verir; Kuytul niyeti hesaba katmadan hüküm verilemeyeceğini söyler.
Üç ayrı hüküm: yanlış, günah, küfür
Sayfanın asıl meselesi burada. Bir davranış hakkında söylenebilecek şeyler tek katman değildir:
- Yanlış — yöntem hatalıdır, beklenen faydayı vermez.
- Günah — dinen sakıncalıdır, kişi bunun hesabını verir.
- Küfür — kişi artık Müslüman sayılmaz.
Kuytul oy vermek için ilk ikisinin söylenebileceğini kabul eder, üçüncüsünü açıkça reddeder. İddia ise ilk iki katmanı üçüncüsüne çevirerek aktarır. Aradaki fark küçük bir nüans değil; birinde bir tercih eleştirilir, diğerinde bir insan din dairesinin dışına çıkarılır.
Bu cümleyi ondan kim istiyordu?
Bu iddianın ilginç tarafı, Kuytul'dan tam da bu cümleyi bekleyen bir çevrenin var olmasıdır. Derslere gelip gençleri etkilemeye çalışan tekfirci kişileri anlatırken söyledikleri şudur:
"Askere giden kâfirmiş, polis olan kâfirmiş, partilere oy veren kâfirmiş! Herkes kâfir bir tek onlar Müslüman. Biz bunlardan olmadık, olmayacağız."
Yani "oy veren kâfirdir" cümlesi, kendisine atfedilen değil, kendisine söyletilmek istenen ve reddettiği bir cümledir. Bunu isteyenlerin derslerine devam etmesine de gerek olmadığını söylemiştir.
Kaç defa açıklandı?
Cevap yıllardır aynı yerde duruyor; iddia da tekrar edilmeye devam ediyor. Kuytul'un bu konudaki son cümlesi de zaten budur: "Bunu kaç defa açıkladığım halde hâlâ böyle iftiralar atılıyor."
Tekfir hükmünün neden ehliyet meselesi olduğu ve tekfirciliğe neden karşı çıktığı ayrı sayfada: tekfirci olduğu iddiası. Aynı cümlenin diğer yarısı için: askere gideni, polisi ve memuru tekfir ettiği iddiası.