Alparslan Kuytul tekfirci mi?
Asılsız
İddia
Gerçek
Bu iddiaya iki belge cevap veriyor: biri Kuytul'un kendi ders kaydı, diğeri 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyanın içinden çıkan resmî bir yazı.
Birincisi bir ders kaydıdır. Kuytul, 26 Mart 2012'de başlayan "İman-Küfür Sınırı" dersinde tekfirciliği on bir bölüm ve yaklaşık yirmi beş saat boyunca ele almıştır. Dersin konusu tekfirciliği savunmak değil, zararlarını anlatmaktı:
"Biz tekfirci değiliz, tekfircilerden de uzağız. Bunu yeni değil, yıllardan beri söylüyoruz."
İkincisi resmî bir yazıdır. O dosyada, Emniyet'in Terörle Mücadele Dairesi ile MİT İstihbarat Dairesi arasındaki yazışmaya dayanan bir belge yer alır. Kuytul'un "selefi ve tekfirci anlayışı benimsemediği" tespiti, o belgeyle devletin kendi kaydına geçmiştir. Belge, Eylül 2018'de avukatı Adem Tural tarafından kamuoyuna açıklanmıştır.
Reddetme gerekçesi de yıllardır aynıdır. Kuytul, Müslümanlara birbirini kâfir ilan ettirmeyi dışarıdan beslenen bir proje olarak görür: "Bugün tekfir edecek ki yarın onu öldürebilsin." Derslerine gelip gençlere askere gideni, polisi ve oy vereni kâfir ilan ettirmeye çalışanlara da bu yüzden yol vermemiştir.
Bu başlığın en çok dolaşan somut örneği ayrı bir sayfada: oy kullananları tekfir ettiği iddiası.
Yirmi beş saatlik ders neyi anlatıyor?
"İman-Küfür Sınırı" dersi 26 Mart 2012'de başladı, on bir bölüm sürdü ve yaklaşık yirmi beş saat tuttu. Konu, bir insanın hangi durumda dinden çıkmış sayılacağıydı; yani tekfir meselesinin ta kendisi. Kayıt bugün de dinlenebilir durumdadır.
Böyle bir derse neden ihtiyaç duyulduğunu Kuytul şöyle anlatıyor:
"Şu anda İslam âlemi üzerinde Müslümanların birbirlerini tekfir etmeleri için bir takım plan ve projeler uygulanıyor. Tekfirci bir zihniyet aşılanıyor. Çünkü Müslümanların birbirlerini öldürmelerini ve aralarında savaşın çıkmasını istiyorlar."
Gerekçenin mantığı basittir: bir Müslüman karşısındakini kardeşi olarak görüyorsa ona tokat bile atamaz, ama kâfir olarak görürse öldürebilir. Bu yüzden tekfir, Kuytul'a göre bir fikir tartışması değil, Müslümanları birbirine kırdırmanın ilk adımıdır. Irak'ta bir gün Şii camisinde, ertesi gün Sünni camisinde patlayan bombaları da bu çerçevede değerlendirir.
Derslere gelip "herkese kâfir de" diyenler
Kendisine, derslere katılıp cemaate tekfirci fikirleri yaymaya çalışan kişiler sorulduğunda verdiği cevap açıktır:
"Herkese kâfir demesini sağlamaya çalışıyorlar. Bizim böyle bir görüşümüz yok. Askere giden kâfirmiş, polis olan kâfirmiş, partilere oy veren kâfirmiş! Herkes kâfir bir tek onlar Müslüman. Biz bunlardan olmadık, olmayacağız."
Bu kişilerin hedefi olarak on yedi ile yirmi iki yaş arasındaki gençleri işaret eder ve kardeşlerini bu konuda uyarır. Yani tekfirci akımla ilişkisi bir yakınlık değil, yıllardır süren açık bir mesafedir.
Tekfir kimin işidir?
Kuytul'un ikinci itirazı, hükmün içeriğine değil, hükmü verenin ehliyetine dairdir. Tekfir bir ilim meselesidir; bir ayete bakıp karar vermek değil, konuyla ilgili bütün ayet ve hadisleri bilmeyi gerektirir:
"Herkesin içtihat yapma hakkı olmadığı gibi herkesin ona buna kâfir deme hakkı da yok. […] Karar vermek birikimli insanların hakkıdır."
Bunu somutlaştırırken kullandığı örnek, tekfirciliğin kendi içindeki çelişkiyi gösterir: devletin okulunda okumayı küfür sayan kişi, aynı devletten izin alıp dükkân açmakta, vergi vermekte, kimlik taşımaktadır. Ölçü tutarlı olsaydı kendisi de aynı hükmün altında kalırdı.
Bu ölçünün pratikteki karşılığı ise "sen sana düşeni yap" cümlesidir: namaz, zekât, oruç, tebliğ ve hizmet herkesin işidir; kimin kâfir olduğuna karar vermek değildir.
Resmî kayıt ne diyor?
30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyanın içinde, Emniyet'in Terörle Mücadele Dairesi ile MİT arasındaki yazışmaya dayanan bir belge vardır. Belgede Kuytul'un beyanları arasında "selefi ve tekfirci anlayışı benimsemediği" ve "çatışma bölgelerine gidilmesini doğru bulmadığı" tespitleri sayılır; vakıf için de "herhangi bir terör örgütüyle bağlantısına rastlanılamadığı" bildirilir.
Bu belgenin değeri, kimin yazdığındadır. Cemaatin kendi savunması değil, hakkında soruşturma yürütülen kurumların kendi kayıtlarıdır. Belge Eylül 2018'de avukatı Adem Tural tarafından kamuoyuna açıklanmıştır.
Aynı başlığın diğer iddiaları
Bu sayfa genel suçlamayı ele alıyor. Ondan türetilen somut iddiaların her biri ayrı ayrı cevaplandı: