Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Tekfircilik ve IŞİD İddiaları

Silahlı örgütleri desteklediği iddiası

Asılsız

İddia

Alparslan Kuytul ve Furkan Vakfı silahlı örgütleri desteklemektedir; vakıf bu örgütlere insan ve zemin sağlamaktadır.

İddiayı yapan: Bazı haber siteleri ve sosyal medya hesapları15.02.2014

Gerçek

Bu iddia 30 Ocak 2018 operasyonuyla doğmadı. Aynı cümle Alparslan Kuytul'a 15 Şubat 2014'te soru olarak yöneltilmiş, cevabı o gün kayda geçmiştir.

Cevabın dayanağı basittir: ortada otuz yılı aşan ve tamamı aleni bir faaliyet geçmişi vardır — kayıtlı dersler, yüzlerce konferans, resmî bir vakıf. Böyle bir geçmişte silahlı bir örgüte verilmiş destek iz bırakmadan kalamazdı.

"Hayatımız meydanda, çocukluğumuzdan beri ne yaptığımız biliniyor. Bugüne kadar kimseye bir tokat vurmadık. Eğer silahlı örgütleri destekliyor olsaydık şimdiye kadar bir delili olurdu."

Aynı cevapta silahlı yolu yalnız Türkiye için değil, o günlerin en tartışmalı sahnesi için de reddeder:

"Biz baştan beri bu iş silahla olmaz diyoruz. Bırakın Türkiye'yi, Suriye'de bile böyle olmamalıydı diye iki buçuk yıldır anlatıyorum."

Devletin kendi kaydı da aynı yöndedir. 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyada yer alan ve Eylül 2018'de avukatı tarafından yayımlanan Terörle Mücadele Dairesi yazısında, vakfın 1994'ten bu yana legal olarak faaliyet yürüttüğü ve herhangi bir terör örgütüyle bağlantısına rastlanılamadığı bildirilir.

IŞİD ile kurulabilen tek bağ ise ters yöndedir: Kuytul'un adı örgütün yayımladığı ölüm listesinde geçmiş, aldığı tehditler üzerine emniyet kendisine koruma teklif etmiştir.

Bu sayfadaki belge ve tarihlerin tamamı 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyaya aittir. Silahlı cihad konusundaki tutum ayrı bir başlıkta: silahlı cihadı savunduğu iddiası.

İddia yeni değil, delili de hiç olmadı

"Bunlar silahlı örgütleri destekliyorlar" cümlesi 2018'de icat edilmedi. Furkan Vakfı'na yöneltilen soru-cevap kayıtlarında bu iddia 15 Şubat 2014 tarihinde zaten sorulmuş durumdadır. Aradan geçen yıllar iddia açısından bir şeyi değiştirmedi: ne 2014'te ne sonrasında ortaya bir tek somut destek delili konulabildi.

Cevabın kurduğu mantık da tam olarak budur. Bir yapı otuz yıldır açık adreslerle, kayıt altında ders yapıyor; konferanslarını kapalı spor salonlarında, binlerce kişinin önünde veriyor; yayınları ortada duruyorsa, gizli bir silah bağlantısı bu kadar uzun süre iz bırakmadan yürüyemez.

Suriye: iddiadan önce söylenmiş söz

Silahlı yolun reddi, suçlamaya karşı sonradan üretilmiş bir savunma değildir. 15 Şubat 2014 tarihli cevapta bunu iki buçuk yıldır anlattığını söyler — yani Suriye savaşının daha ilk döneminden beri. O günlerde Türkiye'de pek çok çevre olayı bambaşka bir dille karşılarken söylediği şey, silahlı çözümün Türkiye bir yana Suriye'de bile doğru olmadığıdır.

Bir iddianın çürütülmesinde tarih sırası önemlidir: burada savunma iddiadan önce gelmiştir.

Dosyaya giren kayıtlar

30 Ocak 2018 operasyonundan sonra vakfın faaliyetleri baştan sona incelendi. Ortaya çıkan belgeler iddianın tersini gösterdi:

  • Dosyada yer alan ve Eylül 2018'de avukatı tarafından yayımlanan Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı yazısı: vakıf 1994'ten bu yana legal olarak faaliyet yürütmektedir, ülke genelinde 33 şubesi vardır ve herhangi bir terör örgütüyle bağlantısına rastlanılamamıştır.
  • Eski vakıf başkanının mahkemedeki savunmasına göre Vakıflar Genel Müdürlüğü başmüfettişinin denetim raporu da aynı sonuca varmış, vakıf yönetiminin herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı bulunmadığını yazmıştır.
  • Aynı savunmada vakfın 2013 veya 2014 yılında Emniyet Müdürlüğü'nden örnek vakıf plaketi aldığı belirtilir.
  • Semra Kuytul'un 21 Temmuz 2018 tarihli yazısında aktardığına göre ev ve vakıf aramalarında suç unsuru sayılabilecek tek bir alet dahi bulunamamıştır.

IŞİD'le tek temas: ölüm listesi

Kuytul IŞİD'i açıkça ve defalarca eleştirdi. Bunun karşılığı örgütten gelen tehditler oldu; adı IŞİD'in internette yayımladığı dergide ölüm listesinde geçti, emniyet mensupları kendisine koruma isteyip istemediğini sordu. Bir iddiayı test etmenin en kısa yolu bazen budur: bir örgüt, desteklendiği kişiyi ölüm listesine koymaz.

Bu tabloyu tersine çevirmek için kullanılan "IŞİD'li talebe" iddiası ayrı bir başlıkta ele alınıyor.

"Ayrılıp gitmiş" isimler argümanı

İddianın en çok kullanılan dayanağı da aslında kendi aleyhine işler. 21 Temmuz 2018 tarihli cevap yazısında hatırlatıldığı gibi, delil diye öne sürülen bazı isimler tam da silahlı cihada karşı çıktığı için Kuytul'dan ayrılmış, bir kısmı yıllarca aleyhinde konuşmuş kişilerdir; biri hakkında vakıf "alakamız yoktur" diye kamuoyuna açıklama yapmak zorunda kalmıştır. Bu isimlerin varlığı destek değil, ayrışma delilidir. Açık sohbetlere kimin girip çıktığı üzerinden kurulan iddia ise ayrı bir sayfada.

Sonuç

Elde iddiayı taşıyacak bir belge, bir olay, bir soruşturma bulgusu yok. Buna karşılık iddianın tersini söyleyen resmî bir istihbarat değerlendirmesi, bir denetim raporu, bir emniyet plaketi ve iddiadan yıllar önce söylenmiş kayıtlı sözler var. Bu yüzden değerlendirme "Asılsız".

Bu sayfadaki bütün belge ve tarihler 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyaya aittir.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.