Koronavirüs ve Namaz Yasakları İddiaları
Sıfır Mesafeli Namaz Kıldılar İddiası
Asılsız
İddia
Gerçek
21–22 Mayıs 2020, Adana. 21 Mayıs gecesi açık alanda teravih namazı kılmak isteyen küçük bir gruba müdahale edildi ve o gece 47 kişi gözaltına alındı. Ertesi sabah, gözaltındakilerin çıkmasını bekleyen kalabalık, Alparslan Kuytul'un evinin önündeki yolda sabah namazını kıldı. Bir televizyon kanalı bu görüntüyü "sıfır mesafeli namaz" altyazısıyla verdi.
İddia, dayandığı görüntüyle çürüyor: ekrandaki karede saflar arasında yaklaşık bir buçuk metre mesafe vardır. Kuytul'un aynı gün verdiği cevap da budur:
"Başlık, altyazı 'sıfır mesafeli namaz'. Bizi gösteriyor, aramızda bir buçuk metre var."
İkinci yanlış namazın adındadır. Haberde teravih namazı diye sunulan kare, bir gece sonrasının sabah namazına aittir. İki ayrı gün, tek habere sıkıştırılmıştır.
Üçüncüsü yerdir. Namazın yolda kılınmasının sebebi bir tercih değil, mecburiyettir: cami hemen yanı başındaydı ama çevre polis tarafından kapatılmış, girişe izin verilmemişti. Ablukanın içinde kalan tek ev Kuytul'un eviydi ve orada bekleyen üç yüze yakın kişi o eve sığmazdı. Kalan tek seçenek, açık havada ve mesafe korunarak kılmaktı.
Kısacası açık alanda, mesafeli ve maskeli kılınan bir namaz, "tedbirleri hiçe saymak" diye duyurulmuştur.
İki ayrı gece, iki ayrı namaz
Haberin karıştırdığı iki olay var ve ikisinin tarihi bellidir.
21 Mayıs 2020 gecesi: beş on kişi Adana'da Merkez Camii'nin yanındaki Merkez Park'ta yatsı ve teravih namazı kılmak istedi. Polis parkın yasak olduğunu söyledi, grup uzaklaşmaya başladı ve uzaklaşırken müdahaleye uğradı. O gece gözaltına alınanların sayısı 47'yi buldu.
22 Mayıs 2020 sabahı: gözaltındakilerin bırakılmasını bekleyen üç yüze yakın kişi, Kuytul'un evinin önündeki yolda sabah namazını kıldı.
Ekrana gelen görüntü ikinci olaya aittir. Haber ise onu birinci olayın adıyla, teravih namazı ve provokasyon diye sunmuştur.
Altyazı, kendi görüntüsüyle çelişiyor
"Sıfır mesafe" ifadesi, safların omuz omuza olduğu anlamına gelir. Oysa haberin kullandığı karede saflar arasında yaklaşık bir buçuk metre boşluk durmaktadır. Yani iddiayı çürütmek için başka bir belgeye gerek yoktur; haberin kendi görüntüsü yeterlidir.
Aynı karede görülen başka şeyler de vardır: kalabalık maskelidir, namaz kapalı bir mekânda değil açık havada kılınmaktadır ve saflar arasındaki boşluk bütün sıralar boyunca korunmuştur. Bunların hiçbiri altyazıya yansımamıştır.
Neden cami değil de yol?
Cami, kalabalığın bulunduğu yerin hemen yanındaydı. Ancak çevredeki bütün yollar ve caminin kendisi polis tarafından kapatılmıştı; abluka içinde kalan tek ev Kuytul'un eviydi. Üç yüze yakın insanın bir eve doldurulması hem imkânsız hem de virüs açısından açık havadan çok daha riskliydi.
"Ben bu kadar adama sosyal mesafe olmadan nasıl evde namaz kıldırayım? Sosyal mesafeye dikkat ederek mecburen yolda kıldık."
Sokakta kılınan namaz, kapatılan caminin sonucudur.
İtiraz mesafeye değil, cemaatin yasaklanmasına
Bu ayrım, haberlerde en sık atlanan noktadır. Kuytul mesafe şartını kabul ettiğini açıkça söylemiştir:
"Sen bana 'bu virüsün bulaşmaması için mesafeli olmak zorundasınız' diyebilirsin. Tamam. Ben de buna uyarım."
İtiraz ettiği şey, aynı mesafe korunduğu hâlde birinin öne geçip imam olmasının yasaklanmasıdır. Dört kişi aynı yerde, aralarında mesafeyle, ayrı ayrı namaz kılarsa sorun görülmüyor; biri öne geçtiğinde aynı tablo yasak hâline geliyordu. Tartıştığı kural buydu.
Ölçüt neden yalnız namaza uygulandı?
Kuytul 23 Mayıs 2020 tarihli açıklamasında aynı günlerde alışveriş merkezlerinin, çarşı pazarın, otobüs ve dolmuşların, banka kuyruklarının ve fabrikaların açık olduğunu hatırlatır. Kapalı ve kalabalık ortamlar çalışırken, açık havada mesafe korunarak kılınan namazın haber olması, ona göre ölçünün tutarsızlığını gösterir.
Geriye ne kalıyor?
Geriye, kendi görüntüsüyle çelişen bir altyazı ile iki ayrı günün tek olay gibi birleştirilmesi kalıyor. Bu iki hata birlikte çalışır: mesafe silinince tedbirsizlik, sabah namazı teravih diye sunulunca da inatla sürdürülen bir eylem görüntüsü doğar. Oysa ekranda görülen kalabalık, gözaltına alınan yakınlarını beklerken vakti giren namazı kılan insanlardır.
Ölçü basittir: bir haberin doğruluğu, kendi gösterdiği görüntüyle uyuşup uyuşmadığına bakılarak sınanabilir. Burada uyuşmamaktadır. Etiketin "Asılsız" olmasının sebebi budur.
Aynı geceyle ilgili iki iddia daha var: "polise saldırdılar" iddiası ve "halkı sokağa dökerek kamu düzenini bozdu" iddiası.