Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Koronavirüs ve Namaz Yasakları İddiaları

Yasağı Bile Bile Çiğnediler İddiası

Asılsız

İddia

21 Mayıs 2020 gecesi Adana'da bir grup, parklarda namaz kılmanın yasak olduğunu bile bile bu yasağı çiğnedi; yaşananların sorumlusu kuralı bilerek ihlal eden bu gruptur.

İddiayı yapan: 22 Mayıs 2020 tarihli televizyon haberleri ve gazete manşetleri22.05.2020

Gerçek

21 Mayıs 2020 gecesi, Adana. Ramazan'ın son haftası; camiler, cami avluları ve parklar namaza kapalı. Merkez Park'ta teravih kılmak isteyen sekiz on kişilik grubun karşısına, olacağı önceden haber alıp parkı kapatmış olan polis çıkıyor. Bu sayfadaki her şey o geceye ve ertesi güne aittir; 30 Ocak 2018 operasyonuyla açılan dosyayla bir ilgisi yoktur.

İddia, grubun yasağı bilerek çiğnediğini söylüyor. Tanıklıklar bunun tersini gösteriyor: parkta namazın yasak olduğunu polis söyleyince öğrendiler ve dağılmaya başladılar. Kuytul'un ifadesi de aynıdır: "Parkta namaz kılmanın yasak olduğunu şahsen ben de bilmiyordum." O günlerde kararlar peş peşe yayımlanıyordu.

Valiliğin kararını görmek isteyenlere kâğıt gösterilmedi. Polisin verdiği cevap, 29 Mayıs 2020 tarihli forum programındaki tanıklıklarda kayıtlıdır: burada namazı ben yasaklıyorum, valiliğin kâğıdını da göstermiyorum. Yazılı karar hiçbir aşamada ortaya konmadı.

Darp da park içinde değil, uzaklaşırken yolda yaşandı. Kaldırımdan kaldırıma geçen, arabasına yürüyen insanlar kalkan, cop, tekme ve biber gazıyla karşılaştı; gözaltına alınanlar sabaha karşı adli tıptan darp raporu aldı.

Geriye kalan resmî belge de iddiayı doğrulamıyor. Gözaltı sonunda ellere tutuşturulan tek kâğıt, umumi hıfzıssıhha kanununa muhalefetten kesilmiş 3.180 liralık idari para cezası tutanağıdır. Yani "yasağı çiğnediler" cümlesinin devlet nezdindeki karşılığı bile bir suç dosyası değil, bir maske-mesafe cezasıdır.

Yasak nasıl öğrenildi?

29 Mayıs 2020 tarihli forumda konuşan tanıkların anlattığı sıra hep aynıdır: parka gidiyorlar, polis karşılarına çıkıyor, yasağı orada duyuyorlar, dönüyorlar. Bir grup seccadesini alıp mesafeli şekilde yatsı ve teravih kılmak üzere geliyor; parkın yasaklı bölge olduğunu ilk kez polisin uyarısıyla öğreniyor ve dağılmaya başlıyor. Bir başkası merkez camii avlusunun dış kısmına doğru yürürken durduruluyor, kimliği alınıyor, "camiler yasak, park ve bahçeler yasak" denip uzaklaştırılıyor; o da yolun karşısına geçiyor.

Bilmemenin sebebi de ortada. Polis olacağı önceden haber alıp parkı kapatmıştı; kimse bir tabelanın ya da kapıya asılmış bir kararın önünden geçip içeri girmiş değildir. Grup parka hiç girmedi. Kuytul'un kendisi de aynı gece öğrendiğini söylüyor ve gerekçesini ekliyor: iki üç aydır her gün yeni bir karar yayımlanıyor, insan hangisine uyacağını şaşırıyordu.

İstenen tek şey kâğıttı

Bir yasak yazılı bir karara dayanır ve o kararın gösterilmesi istenebilir. Grubun yaptığı da budur. Aldıkları cevap tanıklıklarda kayıtlıdır: burada namazı ben yasaklıyorum, valiliğin kâğıdını da göstermiyorum; itirazınız varsa ne yaparsanız yapın.

Bu cevap iddiayı tersine çevirir. Bir kararın bilerek çiğnendiğini söyleyebilmek için önce o kararın ortaya konması gerekir. Karar o gece de, sonrasında da gösterilmedi.

Parktan sonra ne oldu

Uzaklaşırken bir kısım insan yol kenarında namaza durdu. Kuytul bunu sonradan öğrendiğini söylüyor, üstelik yapılanı kusursuz da bulmuyor: orta refüjün namaz için uygun bir yer olmadığını kendisi belirtiyor. Ama darp bununla da başlamadı — dağılmakta olanlara, kaldırımdan kaldırıma geçenlere, aracına yürüyenlere yapıldı:

"Arkadaşlar yürüyor, çıkmış gidiyorlar. Giden adama vuruyor."

47 kişi neyi çiğnedi?

Haberlerde kullanılan 47 gözaltı rakamı kalabalık bir eylem izlenimi verdi. Oysa gözaltına alınanların çoğu namaz kılanlar değil. İlk gözaltıların ardından yakınlarını sormak için karakola gelenler de içeri alındı; gelen alındı, soran alındı ve rakam böyle 47'ye ulaştı. Yani bir yasağı bilerek çiğnemekle suçlanan kalabalığın büyük kısmı olay yerinde bile bulunmamıştı.

Geriye kalan tek belge

Gece boyunca yaşananların hukuki karşılığı sabah ortaya çıktı. İfadeler alındıktan sonra herkes serbest bırakıldı ve ellerine tek bir kâğıt tutuşturuldu: umumi hıfzıssıhha kanununa muhalefetten kişi başı 3.180 lira idari para cezası. Tutanaklardan bir kısmı "imzadan imtina" şerhiyle düzenlendi.

Bu tutanak, iddianın en zayıf yerini gösterir. Ceza maske ve mesafe kurallarına dayandırılmıştır; "valilik kararını bilerek ihlal etti" diye bir tespit içermez. Kesilen ceza, insanların uymadığı söylenen kuralın ne olduğunu bile açıkça yazmaz.

Ters yöndeki belgeler ise dosyalanmıştır: gözaltına alınanlar adli tıptan darp raporu aldı, bir kısmı pratisyen hekimin yetkisini aşacak ağırlıkta bulunup uzman hekime sevk edildi ve şikâyetçi olundu.

Aynı gecenin ayrıntılı tanıklıkları için: Darp Edilenlerin Anlatımıyla 21 Mayıs 2020 Gecesi. Gecenin kamuoyuna nasıl aktarıldığı ise ayrı bir başlıkta: Adana'da namaz provokasyonu yaptı iddiası.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.