Doğrulama MerkeziAlgı büyütülebilir ama gerçek değişmez
Takip et
Ana sayfa

Kendi Sözleriyle

İddianızda samimiyseniz, buyurun!

İddianızda samimiyseniz, buyurun!

Gerçek

Bu sayfa bir iddiaya cevap değil. Bir davetin kaydıdır — ve o davet hâlâ açık durmaktadır.

Alparslan Kuytul, konuşmasında hakkında söylenenleri tek tek sayıyor: İrancı, Şii, Vahhabi, tekfirci, IŞİD'çi, Ehl-i Sünnet dışı, tarikat düşmanı, tasavvuf düşmanı. Sonra bunları söyleyen herkese aynı çağrıyı yapıyor:

"Eğer eminsen — madem böyle konuştuğuna göre eminsin demek ki — gel, ben davet ediyorum seni. Ben geleceğim, karımı getireceğim, çocuklarımı getireceğim. Sen de getireceksin. Ve sonra lanetleşeceğiz. Kim yalancıysa kökü kurusun diyeceğiz."

Çağrının adı mübâheledir: iki tarafın, ailesiyle birlikte gelip "yalan söyleyen hangimizsek Allah'ın laneti onun üzerine olsun" diye dua etmesi. Kur'an'da Âl-i İmrân sûresinde, Necran heyetiyle yaşanan tartışmada geçer.

Bir noktanın atlanmaması gerekiyor. Kuytul aynı konuşmada, kendisini suçlayanları kâfir saymadığını açıkça söylüyor: "Ben bunları kâfir yerine koymuyorum, ama ben buna onları davet edebilirim." Yani ortada bir tekfir değil, bir samimiyet sınavı vardır. Zaten sayfanın konusu da budur: kendisine "tekfirci" diyenlere verdiği cevap, onları tekfir etmek değil, iddialarının arkasında durup duramayacaklarını sormaktır.

Neden bu davet?

Çünkü bir itham söylemek bedava, ispatlamak ise zahmetlidir. Bir cümle kurulur, binlerce kişiye ulaşır, kimse kaynağını sormaz. Söyleyen için bir bedeli yoktur; hakkında söylenen için ise tutukluluk, kapatılan dernek, engellenen konferans olabilir.

Mübâhele daveti tam olarak bu dengesizliği ortadan kaldırmak içindir. İddiayı ortaya atana der ki: söylediğin şeyin arkasında, kaybetmeyi göze alacak kadar durabiliyor musun?

Kuytul kendi tarafını baştan yazmıştır: bunların hangisi kendisinde varsa, kendi kökünün, karısının ve çocuklarının kurumasını istemektedir.

Delil zaten ortadadır

Bu davet, delil yokluğundan doğmuş bir meydan okuma değildir. Aksine, belgeler yıllardır ortadadır ve bu sitede tek tek durmaktadır: emniyet ve MİT yazıları, teftiş raporları, takipsizlik ve beraat kararları. Terör örgütü bağlantısı, FETÖ bağlantısı, tekfircilik, Şiilik, Rus yanlılığı, tasavvuf düşmanlığı — hepsinin cevabı belgesiyle yazılıdır.

Dolayısıyla bu sayfa, delili görmemiş olanlar için değildir. Delili gördüğü hâlde aynı şeyi söylemeye devam edenler içindir. Onlara söylenen tek şey vardır: madem bu kadar eminsiniz, buyrun.

Konuşmanın kaydı 2016 ya da öncesine aittir; kesin tarihi bilinmemektedir. Metin, video kaydından yazıya geçirilmiştir.

Konuşmanın tamamı

Aşağıdaki metin, videodaki konuşmanın yazıya geçirilmiş hâlidir. Yalnızca yazıya geçirme sırasında oluşan bariz düşüklükler düzeltilmiş, cümleler olduğu gibi bırakılmıştır.

Bize İrancı diyen, ya da Şii diyen, ya da Vahhabi diyen, ya da tekfirci diyen, ya da IŞİD'çi diyen, Ehl-i Sünnet dışı diyen ya da buna benzer bir şey söyleyen — ben onların hepsini davet ediyorum. Lanetleşmeye davet ediyorum. Erkeklerse gelsinler, lanetleşelim.

Ben onlara diyorum ki: eğer bu dedikleriniz bizde varsa… Ben karımı, çocuklarımı getireceğim. Böyleleri de gelsinler, karısını çocuklarını getirsinler. Kur'an'ın ehl-i kitapla ilgili verdiği bir emirdir bu. Ben bunları kâfir yerine koymuyorum, ama ben buna onları davet edebilirim.

Eğer eminsen — biz İrancıysak, Şiiysek, Ehl-i Sünnet değilsek, tarikat düşmanıysak, tasavvuf düşmanıysak, IŞİD'çiysek, her ne cehennemin dibiysek — eğer eminsen, madem böyle konuştuğuna göre eminsin demek ki, gel; ben davet ediyorum seni. Ben geleceğim, karımı getireceğim, çocuklarımı getireceğim. Sen de getireceksin. Ve sonra lanetleşeceğiz. Kim yalancıysa kökü kurusun diyeceğiz.

Varsan hadi gel. Varsan gel hadi. Bunların hangisi bizde varsa Allah benim kökümü kurutsun, karımı da çocuklarımı da. Hadi sen de, eğer bunlardan eminsen: bizde Vahhabilik, IŞİD'çilik, İrancılık, Şiilik, Ehl-i Sünnet dışılık — ne diyorsan — bunlar varsa Allah senin kökünü kurutsun mu? Eğer bunlar yoksa Allah senin kökünü kurutsun mu? Varsa benim kökümü kurutsun, yoksa senin kökünü kurutsun mu?

Hadi evet de, hadi âmin de. Hadi. Bilmeden konuşuyorsun, onun bunun lafıyla konuşuyorsun. İşte ben buradayım, söylüyorum: işte bunlar yok diyorum, hiçbir zaman da olmadı diyorum. Sen varsa bir delilini söyle.

Mübâhele nedir?

Mübâhele, bir konuda anlaşamayan iki tarafın ailelerini de yanlarına alarak bir araya gelmesi ve "aramızda yalan söyleyen kimse Allah'ın laneti onun üzerine olsun" diye dua etmesidir. Kur'an'da Âl-i İmrân sûresinde, Necran'dan gelen heyetle yapılan tartışmanın sonunda geçer.

Türkiye'de bugün yaygın bir usul değildir; bu yüzden yapılan çağrı çoğu kişiye sert gelir. Sert olması tesadüf değildir: mübâhelenin bütün anlamı, iddiayı söylemenin bedelini iddiayı taşımanın bedeline eşitlemektir.

Davet neyi ölçer?

Burada bir mahkeme, bir bilirkişi ya da bir belge yoktur. Ölçülen tek şey vardır: iddia sahibinin kendi sözüne olan güveni.

  • Bir kişi hakkında yıllarca "IŞİD'çi" diyor ve buna gerçekten inanıyorsa, bu davete gelmesinin önünde bir engel yoktur.
  • İnanmıyor da söylüyorsa, gelmemesi zaten cevabın kendisidir.
  • "Böyle şeyler yapılmaz" diyorsa, o hâlde aynı ölçüyü söylediği söz için de kullanması beklenir: delilsiz itham da yapılmaz.

Kuytul kendi tarafı için ihtimal bırakmamıştır: bu sıfatlardan biri bile kendisinde varsa, kendi kökünün ve ailesinin kurumasını istemektedir. Bir insanın kendi çocukları üzerine ettiği bir dua, ithamı bir tweet'e sığdıranın hesaba katmadığı bir şeydir.

Buyrun

Aradan yıllar geçti. İthamlar tekrarlanmaya devam etti; hem de aksini gösteren emniyet yazıları, teftiş raporları ve mahkeme kararları ortadayken. Bu sayfanın söylediği tek şey şudur:

Madem eminsiniz, madem bütün belgelere rağmen aynı şeyi söylemeye devam ediyorsunuz — davet açık duruyor. Buyrun.

Aynı çağrının belli bir muhataba yapılmış hâli ayrı bir sayfada ele alındı. Bu sayfa bir kişiyi değil, ithamı söyleyen herkesi muhatap alan genel daveti konu edinir.

Paylaş

Bizi takip edin

Yeni doğrulamalar yayımlandığında ilk siz görün.