Koronavirüs ve Namaz Yasakları İddiaları
Polise Saldırdılar İddiası

Asılsız
İddia
Gerçek
21 Mayıs 2020 gecesi, Adana. Merkez Camii ve yanındaki Merkez Park çevresinde açık alanda namaz kılmak isteyen küçük bir gruba müdahale edildi; gece boyunca gözaltına alınanların sayısı 47'yi buldu. Ertesi gün olay bazı haberlerde "polis izin vermeyince polise saldırdılar" diye duyuruldu.
Ortada tek yönlü bir şiddetin kaydı vardır. Gözaltına alınanlar adli tıptan ve hastaneden darp raporu aldı; bazılarının yarası pratisyen hekimin rapor veremeyeceği kadar ağır görüldüğü için uzman doktora sevk edildiler. Karşı tarafta buna denk bir belge yoktur.
Görüntüler de aynı yöndedir: yerde ters kelepçeli hâldeki kişilerin yüzüne tekme, kaskla kafaya vurma, yakın mesafeden ağza ve göze biber gazı. Kuytul'un sorusu basittir:
"Polise bir tane vursaydınız, herhalde bir tane polisin de ağzı burnu kırılırdı, değil mi?"
Kayda geçen iki ayrıntı, iddianın nasıl üretildiğini de gösteriyor. Olayı yaşayanlar, darp sürerken müdahale edenlerin polise vurulduğunu söyleyerek bağırdığını; dövme bittikten sonra ise araç içinde kamera açılıp gözaltındakilerden bağırmalarının istendiğini anlatmıştır. İkisi de sesli kayda geçmesi için söylenmiş sözlerdir.
Olay nasıl başladı?
21 Mayıs 2020 gecesi beş altı kişi, seccadelerini alıp Adana'daki Merkez Park'a yatsı ve teravih namazını kılmaya gitti. Polis burada namaz kılınamayacağını, valilik yasağı bulunduğunu söyledi. Grup yasağın yazılı kararını görmek isteyince kâğıdın gösterilmeyeceği, yasağı görevlinin kendisinin koyduğu söylendi. Kimse parka girmedi.
Olayı yaşayanların anlattığı ortak nokta şudur: müdahale, park içinde değil, oradan uzaklaşırken yaşandı. Bir kısmı arabasına yürürken, bir kısmı kaldırım değiştirirken, bir kısmı da olayı sonradan duyup ne olduğunu sormaya gelmişken darp edildi. Bu son gruptakiler namaz kılan grubun içinde bile değildi.
Belgeler tek tarafta
Gözaltına alınanlar adli tıbba, oradan da hastaneye sevk edildi ve darp raporlarını aldı. Anlatılanların bir kısmı raporlara yansıyan yaralanmalardır: göze bot tekmesi ve saatler içinde şişen göz, kaskla kafaya vurma, ters kelepçe takıldıktan sonra boynuna ve başına basma, ağza ve göze yakın mesafeden biber gazı, kırılmak üzere olan bir kol. Bu tabloyu doğrulayan üç kaynak var: raporlar, o gece çekilebilen görüntüler ve isimleriyle konuşan tanıklar.
"Polise saldırdılar" iddiasının karşılığında ise yalnızca haber başlığı vardır.
Adli tıp raporu neden emniyette alınmaz?
Kuytul'un 29 Mayıs 2020 tarihli forumda aktardığına göre, bir gazetede çıkan yazıda Adana Emniyeti'nin adli tıp doktorunu raporları emniyet binasında yazması için çağırdığı, doktorun bunu usule aykırı bularak kabul etmediği anlatılmıştır. Kuytul bu ayrıntının önemine dikkat çeker: emniyette, emniyetin gözetiminde yazılan bir rapor baskı altında alınmış sayılır ve geçersiz olur. Gözaltındakiler bu yüzden kısım kısım adli tıbba götürüldü; raporların bugün elde olmasının sebebi budur.
Kamera açıkken ve kapalıyken
Olayı yaşayanların anlattığı iki yöntem, iddianın nasıl doğduğunu açıklıyor.
- Darp sürerken müdahale edenler yüksek sesle polise vurulduğunu söylüyor; söz, olay yerindeki kayıt cihazlarına o şekilde geçiyor.
- Araç içinde dövme bittikten sonra bir görevli kamerayı açıp gözaltındakilerden bağırmalarını istiyor. Kamera yalnızca sonrasını kaydediyor.
Kuytul, daha önceki bir olayda bir komiserin gözaltındaki birinin kulağına eğilip ağır küfür ettiğini, sonra hiçbir şey olmamış gibi geri çekilip karşılık beklediğini de anlatır: uzaktan çeken kamera yalnız karşılığı görecektir.
"Onun küfrü duyulmuyor ama senin küfrün duyulacak, taktik bu."
Şikâyet edilebiliyor mu?
Darp edilenler şikâyetçi oldu. Ancak Türkiye'de bir polis hakkında soruşturma açılabilmesi için önce valinin izin vermesi gerekir; vali izin vermezse savcılık dosyaya bakmaz. Kuytul'un buradaki itirazı olaydan bağımsız bir hukuk sorusudur: aynı fiil başka bir vatandaş tarafından işlendiğinde doğrudan savcılığa gidilebiliyorken, kolluk görevlisi söz konusu olduğunda neden idari bir izin şartı aranmaktadır?
Geriye ne kalıyor?
Bir tarafta raporlar, görüntüler ve tanıklıklar; diğer tarafta yalnız bir cümle. Etiketin "Asılsız" olmasının sebebi budur.
O gecenin tam anlatımı, olayı yaşayanların ağzından darp edilenlerin tanıklığı sayfasındadır. Aynı geceyle ilgili diğer iki iddia: "sıfır mesafeli namaz kıldılar" iddiası ve "halkı sokağa dökerek kamu düzenini bozdu" iddiası.